Ne dersiniz,
Feminizmle Mücadele Derneği’ni kursam mı?
Ne dersiniz,
Feminizmle Mücadele Derneği’ni kursam mı?
Ben “izm”lerden hiçbirine yakın değilim.
Hatta hepsine çok uzağım.
Rahmetli Cemil Meriç “İdrakimize giydirilmiş deli gömlekleri!” diyor, “izm”ler için.
İdrak:
İnsanın ne için yaratıldığını, nereden gelip nereye gittiğini anlayabilmesine seviyesi.
Deli gömleği:
İnsanın düşüncelerini, hareketlerini kısıtlayan giysi.
Yüceltilmiş insan ve kavram sayısı kadar “izm” üretebilir ve kitlenize bu gömleklerden birini giydirebilirsiniz.
“Feminizm” de idrake giydirilen deli gömleklerden biri Merhum Cemil Meriç’e göre.
Ben farklı bir açıdan bakıyorum bu ideolojiye…
Yani Feminizm’e:
Kapitalizmi tekrar tekrar üretmek için kendilerini tüketen erkekler yeterli olmayınca kadınların da desteğini almak gerekiyor.
Ucuz iş gücü ve bol bol tüketen kişi.
Bunun için “özgürlük” kavramı öne çıkartılıyor.
Özgür kadın.
Ayakları üzerinde duran kadın.
Erkeğin yaptığı her işi ama her işi yapması gereken kadın!
İnsanlar aralarındaki problemleri fıtrata uygun usullerle çözmeyince, çözemeyince devreye ideolojiler girer.
Feminizm, diğerleri gibi sorun alanlarından beslenen bir ideoloji.
Bütün ideolojiler gibi, birileriyle takışıyormuş gibi görünen ama esasında egemenlerin çıkarlarına hizmet eden yapılardan biri.
“Ben Feministim!” diyenlerin çoğu bunları göremiyor maalesef.
Kadınların sigaraya alışması için de, reklamlarda cinselliklerinin kullanılması için de “Feminizm”den faydalandı çoğu erkek olan patronlar.
İdeolojiler kullanışlı aparatlardır.
İdeolojiler fıtrattan neşet eden hikmetten mahrum oldukları için insana hizmet etmezler.
İnsanları ve insanlığı sömüren odaklara hizmet ederler.
Bunu da son derece süslü cümlelerle yaparlar.
Oysa…
İdeolojinin üretim sebebi bellidir:
Kadınların ücretli emeğe katılımı toplam emek arzını yükseltecektir.
Bu da özellikle bazı sektörlerde emek arzı fazlalığına yol açacak ve patronların emeklerin karşılığı olarak üstlenmesi gereken birim maliyeti düşürecektir.
“Özgürlük” algısının cazibesine kapılan bir kısım kadınlar, daha fazla tüketecek…
Özellikle “moda, makyaj, hazır gıda” ürünlerinin satışları sürekli olarak artacaktır.
Televizyonlarda kadın cinselliğinin “reklam malzemesi” olarak kullanılmasının kadın onuruna ne büyük saldırı olduğu “idrak” edilemeyecektir elbette.
Çok büyük markaların sahipleri genellikle erkeklerdir.
Çoğunun da türlü türlü sevgilileri vardır!
Hepsi de birbirleriyle “güzellik” yarışındadır!
Bu dünya böyle bir dünyadır.
Böyle bir dünya da…
“Sabah altıda evinden çıkıp dokuzda işine varabilen, akşam da 18’de işinden çıkıp ancak 21’de evinde olabilen kadının” çektiği eziyet pek de önemsemeyecektir!
Kadın bir yandan evinin, diğer yandan da işinin yükünü çekmek zorunda olacaktır.
Vakit ve enerjisi kâfi gelmediğinde de bunlardan birinden vazgeçmek durumunda kalacaktır.
Tanıdığım feministler, bu durumda vazgeçilmesi gerekenin “ev”olduğunu söylerler genellikle.
Hatta…
Hiç evlenmemeyi tavsiye ederler.
*
Neler yaşıyorum bakın ben:
Tanıdığım feministlerden biri geçenlerde, kadınlar için “bayanlar” kelimesini kullanmama çok kızdı.
Çok ayıp bir şey söylemişim gibi “Bir daha duymayayım!” bile dedi.
Tartışmaya girmedim.
Konuyu değiştirip,
“Çalışan kadın oranını ille de arttırmak mı gerekiyor? Evet, kadın çalışabilir,bazı alanlarda mutlaka çalışmalıdır da… Çalışan kadın oranını arttırmak ev hanımı oranını azaltmak demektir. Niçin bu gayret?” diye sorduğumda…
“Ne yani, kadınları eve mi kapatalım!” karşılığını aldım!
*
Ben ne diyorum siz ne diyorsunuz?
Ben “Evet, kadın çalışabilir,bazı alanlarda mutlaka çalışmalıdır da…” diyorum.
Siz…
“Ne yani, kadınları eve mi kapatalım!”
Şimdi…
Konudan kopmuş olmayalım…
Başlıktaki soru:
Feminizmle Mücadele Derneği’ni kurayım mı?
Feminist olmayan herkesten cevap beklerim!
Özellikle de, haklarını sürekli olarak savunduğum kıymetli “bayan”lardan!