1-283

7–11 Ekim 2026 tarihleri arasında 78. kez düzenlenen Frankfurter Buchmesse, dünyanın dört bir yanından yayıncıları, yazarları ve sektör profesyonellerini Frankfurt’ta buluşturuyor.

Yayıncılığın Küresel Buluşma Noktası

Frankfurt Kitap Fuarı'na girildiğinde ilk karşılaşılan şey kitaplardan çok fuarın ölçeği oluyor. Farklı ülkelerden yayınevleri, edebiyat ajansları, kültür kurumları, çevirmenler, yazarlar, teknoloji şirketleri ve yayıncılık profesyonelleri aynı alan içinde buluşuyor. Salonlarda kitaplar sergileniyor, yazarlar okurlarla bir araya geliyor; ancak fuarın önemli bir bölümü aynı zamanda uluslararası yayıncılık sektörünün ticari görüşmelerine ayrılıyor.

Frankfurter Buchmesse 2026, bu yönüyle yalnızca bir kitap fuarı değil, uluslararası yayıncılığın hak ve lisans pazarlarından biri olarak öne çıkıyor. Fuarın kendi tanımında da hak ve lisans ticareti yayıncılık sektörünün merkezindeki faaliyetlerden biri olarak gösteriliyor. Edebiyat eserlerinden çocuk kitaplarına, akademik içeriklerden film, oyun ve sanal gerçeklik projelerine kadar farklı içerik türleri burada uluslararası dolaşıma açılıyor.

Bu nedenle Frankfurt'ta kitabın kendisi kadar, kitabın arkasındaki sistem de görünür hale geliyor.

Bir Kitabın Yolculuğu Frankfurt’ta Başlıyor

2-181

Kitabın başka bir ülkede yayımlanması, okurun kitapçı rafında gördüğü son aşamadan çok daha önce başlayan bir sürecin sonucu.

Yayıncılar, edebiyat ajanları ve hak temsilcileri Frankfurt'ta farklı ülkelerde yayımlanabilecek eserler için görüşmeler yapıyor. Çeviri hakları, ülke bazında yayın hakları, farklı formatların lisansları ve eserlerin başka mecralara uyarlanması bu görüşmelerin başlıca konuları arasında.

Fuarın hak ticareti açısından önemini Frankfurt Rights Meeting'in 40. yılı da gösteriyor. İlk kez 1987'de “International Rights Directors Meeting” adıyla düzenlenen toplantı, bugün uluslararası hak ve lisans profesyonellerinin önemli buluşmalarından biri. 2026 programı “Rights Then. Rights Now” başlığıyla hazırlanırken yapay zekânın hak ticaretine etkisi, Fransızca konuşulan pazarlarda hak satışı, çocuk ve gençlik yayıncılığındaki haklar ve İngilizce konuşulan pazarlarda daha fazla çeviri eserin yayımlanması gibi konular gündeme alınıyor.

Dolayısıyla Frankfurt'taki yayıncılık trafiğinin önemli bir bölümü kitap raflarında değil, toplantı masalarında gerçekleşiyor.

Bir Türkçe kitabın Almancaya, İngilizceye veya başka bir dile çevrilmesi; bir Çek romanının farklı bir Avrupa ülkesinde yayımlanması ya da Asya'dan çıkan bir eserin başka bir pazara taşınması, bu uluslararası hak ağının içinde şekilleniyor.

Frankfurt'un önemi de burada ortaya çıkıyor: Kitapların yalnızca nerede basıldığı değil, hangi ülkelerde okunacağı ve hangi dillere taşınacağı da bu sistem içinde belirleniyor.

Yapay zekâ artık yayıncılığın konusu

2026 fuarının profesyonel programında en fazla öne çıkan başlıklardan biri yapay zekâ.

Fuar programında akademik yayıncılıkta yapay zekâ kullanımı, kitapların yapay zekâ destekli arama sistemlerinde daha görünür hale gelmesi, Asya yayıncılık sektöründe yapay zekâ uygulamaları ve kültür alanında yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin güvenilirliği gibi başlıklar yer alıyor. “AI in Culture: Truth or Fiction?” başlıklı oturum da yapay zekâ ile kültür arasındaki ilişkiyi doğrudan tartışmaya açıyor.

Ancak yayıncılık açısından yapay zekânın asıl tartışması yalnızca teknolojinin ne yapabildiği değil.

Bir yazarın kitabının yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde hangi koşullarda kullanılabileceği, bu kullanımın telif açısından nasıl değerlendirileceği, çeviri ve editörlük süreçlerinde insan emeğinin nasıl korunacağı ve yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin güvenilirliğinin nasıl denetleneceği de sektörün gündeminde.

Bu tartışmaların hukuki boyutu da hızla gelişiyor.

Bu nedenle Frankfurt'taki yapay zekâ tartışması teknoloji sektörünün dışındaki bir konu değil. Doğrudan yayıncının, yazarın, çevirmenin ve hak sahibinin ekonomik ilişkilerini ilgilendiriyor.

Kitap artık tek bir format değil

Yayıncılıktaki dönüşüm yalnızca yapay zekâyla sınırlı değil. Sesli kitap ve podcast sektörü de Frankfurt programında önemli bir yer tutuyor.

Frankfurt Audio'nun genişleyen programında yayıncılar, teknoloji şirketleri, sesli içerik üreticileri ve hizmet sağlayıcıları bir araya geliyor. Sesli kitap üretiminin geleceği, yeni teknolojiler ve yapay zekânın ses üretimindeki kullanımı sektörün tartıştığı konular arasında.

Bu dönüşüm, yayıncılık sektörünün ürün tanımını da genişletiyor.

Aynı eser basılı kitap olarak yayımlanabiliyor, e-kitaba dönüşebiliyor, seslendirilebiliyor, podcast formatında yeniden değerlendirilebiliyor veya başka bir dijital platformda okura ulaşabiliyor.

Kitap böylece tek bir fiziksel nesne olmaktan çıkıp farklı formatlarda dolaşan bir içeriğe dönüşüyor.

Bu dönüşümün başka bir sonucu da yayıncılık şirketleriyle teknoloji şirketleri arasındaki ilişkinin güçlenmesi. Sesli kitap platformları, dijital dağıtım sistemleri ve yapay zekâ tabanlı araçlar yayıncılık zincirinin giderek daha fazla parçası haline geliyor.

Sesli kitaplara yönelik ilginin hızla büyümesi, Spotify’ın yayıncılık alanındaki iddiasını da güçlendiriyor. Şirket, Frankfurt Kitap Fuarı’nda yaptığı açıklamayla sesli kitap hizmetini 2026 sonuna kadar 180’den fazla pazara taşıyacağını duyurdu. Hâlihazırda 22 ülkede sunulan hizmetin bu genişlemeyle 750 milyondan fazla potansiyel kullanıcıya ulaşması ve 350 binden fazla sesli kitabı erişilebilir kılması bekleniyor.

Kitaptan ekrana

Bir kitabın uluslararası dolaşımı artık yalnızca başka bir dile çevrilmekle de sınırlı değil.

Frankfurt'un 9 Ekim'deki Book-to-Screen Day programı, yayıncılık ile film, televizyon ve streaming sektörleri arasındaki ilişkiyi doğrudan ele alıyor. Programda yayıncılar, edebiyat ajansları, yapımcılar, senaristler ve görsel-işitsel sektör profesyonelleri bir araya geliyor; kitapların film ve dizi projelerine uyarlanması üzerine görüşmeler ve eşleştirmeler yapılıyor.

Bir romanın uluslararası dolaşımı bu nedenle birkaç aşamalı hale geliyor.

Kitap önce başka bir dile çevrilebiliyor. Ardından başka bir ülkede yayımlanabiliyor. Sonra sesli kitap olarak üretiliyor veya film ve dizi projesine dönüşebiliyor.

Yayıncılık ekonomisinde kitabın değeri böylece yalnızca basılı nüsha sayısıyla değil, sahip olduğu farklı hakların ve formatların dolaşım kapasitesiyle de ilişkilendiriliyor.

Çekya Frankfurt'un merkezinde

2026 fuarının kültürel açıdan en görünür başlıklarından biri Çekya'nın Onur Konuğu olması.

“Czechia: A Country on the Coast” başlığıyla hazırlanan program kapsamında Frankfurt'a 75 Çek yazar katılım sağladı. Kurgu, şiir, çizgi roman, çocuk ve gençlik edebiyatı, kurgu dışı ve tiyatro gibi farklı alanlardan yazarların yer aldığı programda 100'den fazla edebiyat ve kültür etkinliği düzenleniyor.

Çekya'nın Frankfurt'taki varlığı yalnızca kitap tanıtımından ibaret değil. Ülkenin edebiyatı, kültürü ve yayıncılık pazarı uluslararası yayıncılık çevrelerine birlikte sunuluyor. Fuarda 2.300 metrekarelik bir Onur Konuğu pavyonu bulunuyor; program Frankfurt'un fuar alanının dışına da taşarak edebiyat, film, tiyatro ve müzik etkinlikleriyle genişliyor. Frankfurter Buchmesse

Onur Konuğu uygulaması bu nedenle kültürel tanıtımın yanı sıra yayıncılık açısından da önem taşıyor. Bir ülkenin edebiyatını uluslararası yayıncılık pazarında görünür hale getirmek, yalnızca yazarları tanıtmakla değil, onların eserleri için yeni çeviri ve yayın ilişkileri kurmakla da bağlantılı.

Türkiye'nin uluslararası yayıncılıkta yeri

Türkiye'nin Frankfurt'taki görünürlüğü, ulusal standın yanı sıra uluslararası yayın hakları üzerinden de şekilleniyor. Tudem ve Epsilon gibi yayınevleri, Türkçe yayımlanan eserlerin farklı ülkelere ve dillere ulaşması için telif ve lisans görüşmeleri yürütüyor. Tudem ayrıca yabancı yayın haklarının alımı ve yazar temsilciliği alanlarında da faaliyet gösteriyor.

Bu yapı, Frankfurt'un Türkiye açısından yalnızca eserlerin tanıtıldığı bir alan olmadığını gösteriyor. Türkçe bir kitabın başka bir ülkede yayımlanması, çevrilmesi ya da farklı bir formatta değerlendirilmesi için gereken görüşmelerin önemli bir bölümü bu uluslararası hak ve lisans ağı içinde gerçekleşiyor.

Türkiye'nin uluslararası edebiyat dolaşımında bir diğer önemli araç ise TEDA Programı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın verilerine göre 2005–2025 yılları arasında 99 ülkedeki 1.027 yayınevinden gelen 4.465 başvuru, 64 dile çeviri ve yayın desteği kapsamında desteklendi. Desteklenen eserlerden 3.542'si yayımlanarak okurlara ulaştı. Bu rakamlar, Türk edebiyatının uluslararası dolaşımının yalnızca özel sektör görüşmelerine bırakılmadığını; çeviri ve yayın desteğinin kültürel diplomasinin araçlarından biri olarak kullanıldığını gösteriyor.

Ancak bir eserin çevrilmesi, uluslararasılaşma sürecinin yalnızca ilk aşaması.

Kitabın doğru yayınevine ulaşması, editoryal olarak değerlendirilmesi, dağıtım ağına girmesi ve hedef ülkede okura tanıtılması gerekiyor. Frankfurt'taki hak görüşmeleri bu nedenle çeviri desteklerinin tamamlayıcısı niteliğinde.

Türkiye'nin Frankfurt'taki varlığı yalnızca yayıncılar ve telif görüşmeleriyle de sınırlı değil. 8 Ekim'deki “What's their take? Young Voices from Around the World” programında Türkiye, Nijerya, Venezuela ve Çekya'dan genç yazarlar, aktivistler ve kültür üreticileri bir araya geldi.

Bu tür programlar, uluslararası kültür diplomasisinin yalnızca kitapların dolaşımı üzerinden değil, yeni kuşak kültür üreticilerinin görünürlüğü üzerinden de yürütüldüğünü gösteriyor.

Kültür diplomasisi fuarın başka bir yüzü

Frankfurt Kitap Fuarı'nın kültürel diplomasi boyutu, farklı ülkelerin resmi ve kültürel temsilcilerinin temaslarında da görülüyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Türkiye Ulusal Standı'nda, T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu Kültür ve Tanıtma Ataşesi Ferruh Parmaksız ile Çekya Kültür Bakanı Oto Klempíř bir araya geldi.

Görüşmede iki ülke arasındaki kültürel ilişkiler ve kültür alanındaki iş birliği imkânları ele alındı. Görüşmenin ardından Parmaksız, Klempíř'e Turkish Cuisine adlı kitabı takdim etti.

3-82

7 Ekim 2026, Frankfurter Buchmesse – Türkiye Ulusal Standı. T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu Kültür ve Tanıtma Ataşesi Ferruh Parmaksız ile Çekya Kültür Bakanı Oto Klempíř.

Değişen okur, değişen yayıncılık

Frankfurt'un ziyaretçilere açık bölümlerinde ise sektörün başka bir dönüşümü görülüyor: okur profili.

Çocuk ve gençlik yayıncılığı, manga, romance, polisiye ve romantasy gibi türler fuarın programında ayrı başlıklarla öne çıkıyor. Yazar buluşmaları, okumalar, imza etkinlikleri ve tür odaklı programlar, yayıncılığın artık yalnızca geleneksel edebiyat kategorileri üzerinden şekillenmediğini gösteriyor.

Özellikle manga, romance ve romantasy gibi türler, belirli okur topluluklarının oluşturduğu talebin yayıncılık sektöründeki karşılığını gösteriyor.

Burada değişen yalnızca türler değil. Kitap etrafında oluşan topluluklar da yayıncılık ekonomisinin bir parçası haline geliyor. Okur, kitabı satın alan kişi olmanın yanı sıra yazar etkinliklerine katılan, belirli türleri takip eden, dijital platformlarda içerik paylaşan ve yeni kitapların görünürlüğünü etkileyen bir topluluğun parçası haline geliyor.

Frankfurt'un kamusal bölümlerinde görülen hareketlilik, yayıncılığın bu topluluklarla kurduğu ilişkinin önemini ortaya koyuyor.

Okurla Kitap Arasında Yeni Bir Karşılaşma Alanı Oluşturma

Frankfurt Kitap Fuarı’nın Global Stage’inde konuşan Fabian Paagman, Avrupa’daki okuma krizini ve kitapçıların bu krizdeki rolünü anlattı.

Paagman’a göre çocukların okuma becerilerindeki gerileme yalnızca eğitim sisteminin değil, bütün kitap dünyasının meselesi. Kitapçıların görevi ise sadece kitabı satmak değil, insanları kitapla karşılaştırmanın yeni yollarını bulmak.

Paagman özellikle gençlere ulaşmak için onların zaten ilgi duyduğu alanlardan yola çıkmanın önemini vurguladı: manga, Pokémon, futbol ya da sosyal medya toplulukları… Kitapçı böylece yalnızca bir satış noktası olmaktan çıkıp, okurun hiç aramadığı bir kitabı keşfedebileceği ve başka okurlarla karşılaşabileceği bir kültür alanına dönüşüyor. Onun deyimiyle kitapçının en önemli gücü, algoritmaların sağlayamadığı “tesadüfi keşif” duygusunda ve okuma deneyimini yeniden bir topluluk deneyimine dönüştürebilmesinde yatıyor.

Aynı fuarda iki farklı dünya

Frankfurt'ta birkaç saat geçirmek bile fuarın iki farklı yüzünü aynı anda görmeyi mümkün kılıyor.

Bir tarafta yazarların okurlarla buluştuğu, kitapların imzalandığı, yeni eserlerin tanıtıldığı ve edebiyat etkinliklerinin yapıldığı kamusal alan var.

Diğer tarafta yayıncıların, edebiyat ajanlarının, hak temsilcilerinin ve sektör profesyonellerinin toplantıları bulunuyor.

Bir salonda yeni bir roman tanıtılırken başka bir salonda o romanın başka bir ülkede yayımlanması için hak görüşmesi yapılabiliyor. Başka bir bölümde sesli kitap teknolojisi konuşulurken, başka bir programda aynı türden bir eserin film veya diziye nasıl uyarlanabileceği ele alınıyor.

Bu iki alan birbirinden bağımsız değil.

Okurun elindeki kitap, bu uluslararası sistemin son aşamalarından biri.

Yazardan editöre, yayınevinden edebiyat ajansına, çevirmenden yabancı yayıncıya, dağıtımcıdan dijital platformlara kadar çok sayıda aktör kitabın okura ulaşmasında rol oynuyor.

Yayıncılığın gündemi genişliyor

2026 Frankfurt Kitap Fuarı'nın programına bakıldığında yayıncılık sektörünün temel gündeminin yalnızca kitap üretmek olmadığı görülüyor.

Telif hakları ve çeviri hâlâ sektörün merkezinde. Ancak bu iki başlığa yapay zekâ, sesli yayıncılık, dijital keşif sistemleri, ekran uyarlamaları ve değişen okur toplulukları eklenmiş durumda.

Yapay zekâ, eserlerin nasıl üretildiği ve kullanıldığı kadar telif haklarının nasıl korunacağını da gündeme getiriyor.

Sesli kitap, bir metnin okura ulaşabileceği kanalları genişletiyor.

Çeviri, bir eserin uluslararası dolaşımını mümkün kılıyor.

Book-to-Screen programları, edebiyat ile görsel-işitsel sektör arasındaki ekonomik ilişkiyi güçlendiriyor.

Onur Konuğu programları ise ülkelerin edebiyatlarını ve yayıncılık pazarlarını uluslararası kültür dolaşımına taşıyor.

Türkiye açısından bakıldığında TEDA gibi programlar, Türkçe eserlerin başka dillere ulaşması için kurumsal bir zemin oluşturuyor. Frankfurt'taki hak görüşmeleri ise bu kültürel üretimin uluslararası yayıncılık pazarında karşılık bulduğu alanlardan birini oluşturuyor.

Bu nedenle Frankfurt Kitap Fuarı'nda konuşulan mesele yalnızca hangi kitapların yayımlandığı değil.

Bir kitabın hangi dile çevrileceği, hangi ülkede yayımlanacağı, hangi formatlarda okura ulaşacağı, hangi haklarının devredileceği, yapay zekâ sistemleriyle nasıl ilişkilendirileceği ve başka bir mecraya taşınıp taşınmayacağı da yayıncılığın parçası haline geliyor.

Frankfurt'un 2026 programı, bu değişimin farklı başlıklarını aynı yerde topluyor: hak ve lisans ticareti, yapay zekâ, sesli yayıncılık, çeviri, uluslararası kültür dolaşımı, değişen okur toplulukları ve kitaptan ekrana uzanan yeni ekonomik ilişkiler.

Kitap hâlâ fuarın merkezinde.

Ancak kitabın kendisi artık tek başına düşünülmüyor.

Frankfurt'ta görünen asıl değişim, kitabın ortadan kalkması değil; daha fazla dile, daha fazla formata ve daha fazla mecraya yayılan bir kültür ürününe dönüşmesi.

Bir kitabın geleceği artık yalnızca kaç adet basılacağıyla değil, dünyada kaç farklı biçimde dolaşabileceğiyle de ilgili.