0
Ortadoğu özelinde Dünya, Suriye ve Musul'a odaklanmışken Dünyanın öbür ucunda gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alan Arjantin'de yeni bir dönem başladı. Açıkçası bölgesel gelişmelerden ötürü, Güney Amerika'da siyasi dönüşümü biraz geç kaleme alsam da küresel sistemi sorgulaması münasebetiyle (Arjantin Krischer ve Kolombiya Muduro) bölgemizdeki bazı ülkeleri de (Rusya,İran, İsrail) yakından ilgilendirmektedir.
Venezuela'dada sağ partiler, Chavez'in mirasçılarına karşı çok büyük bir başarı elde etti.Arjantin'deki seçim sonucu kanaatimce Güney Amerika'da birçok politik değişikliklere neden olacaktır.
Zira şimdiden Brezilya ve Şili'de sokak gösterilerin fitili ateşlendi bile.
Öncelikle Arjantin ve Venezuela üzerinden kaybeden ve kazanan ülkeleri ortaya koyalım. Çünkü bu sıralama küresel sistemi de yakından ilgilendirmektedir.
Kazananlar: İsrail, CIA, ABD, İngiltere, İspanya, İtalya, İspanya toplumun sosyo-ekonomik açıdan orta ve üst gelir grupları, Siyonist medya, Yahudiler, sermaye, liberalizm…
Kaybeden: Fransa, Brezilya, Rusya, İran, Ermenistan toplumun sosyo-ekonomik açıdan alt ve orta gelir, Ermeniler, Müslümanlar, Sosyalizm v.s.
Neden-sonuçilişkisinde bu ülkeleri makro açıdan, sosyo-ekonomik nedenlerle geniş kitlelerin yönelişini açıklayabiliriz. Ancak köşem sınırlı olduğundan bu kadar detay yeterli diye düşüyorum.
Güney Amerika'da her ülkede farklı, ülke içi dinamikler söz konusudur. Homojen bir yapı söz konusu değildir. Ancak ideolojik referanslar bazı ülkelerde benzer reaksiyonlar gösterebiliyor.
Örneğin Venezuela'daki seçimler, Chavez'in mirasçısı anti-ABD, anti-İsrailci Muduro ülkede var olan ekonomik problemlerin çözülememesine paralel, petrol fiyatlarının düşmesiyle ülke iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Serbest piyasa, özelleştirme, özgür girişim hakkı gibi liberal ekonomik uygulamalar, klasik sosyalizm politikaları yüzünden uygulanmadığı gibi küresel entegrasyonda kurulabilmiş değil.
Haliyle 'ithal ikameci politika izleyeceğim' diye Muduro, Venezuela'da halk inim inim inlemektedir. Ülkede sağlık sorunları da kırsal ve şehir merkezlerinde baş gösterince bir takım şovanist ve popülist ücretsiz aşı ve sağlık yardımıyla halkı çok fazla ikna edemedi.
Arjantin'de durum farklı değildi. 12 yıllık sol iktidarı oyların % 51,40'ını alarak deviren merkez sağın adayı Mauricio Macri aldı. Elbette Krischer'ın Batı'yı özelliklede ABD ve İngiltere'yi karşısına alması önemli bir dezavantaj oldu. Zira Krischer, birçok ekonomik manipülasyona, hukuk marifetiyle darbeye maruz kalsa da, özellikle Arjantin ekonomisini 'sosyalist politikalar uygulayacağım' adı altında nefes aldıramaz hale getirmesi de önemli bir etkiye sebep olmuştur. Öyle ki Yeni devlet başkanı Macri, enflasyonu kontrol altına alma, Arjantin ekonomisini tekrar uluslararası sisteme entegre edilmesi ve ekonomik gelişme için birçok çözüm sözü verdi. Macri'nin partisinde neo-liberal teknokratlar, sivil toplum liderleri ve iş dünyasından birçok kişi siyaset girdi. Ayrıca Macri, ülke içine mal ve sermayenin serbest dolaşımını arttırmayı planlıyor.
Sonuç olarak,Latin Amerika'da sol siyaset gücünü yitirmeye başladı. Venezuela'da Hugo Chavez'le başlayan ve Brezilya'da Lula de Silva, Arjantin'de Nestor-Cristina Kirhcner, Bolivya'da Evo Morales, Ekvador'da Rafael Correa'nın Uruguay'da Vazquez-Mujica ile başlaya sol iktidarlar tüm Güney Amerika'da uzunca bir süredir yönetimdeydi. Ancak Klasik sosyalist politika uygulamaları nedeniyle ülkelerinde her geçen gün gerileme yaşamaktadırlar. Elbette Kirchner dönemlerinde olduğu gibiABD ve AB etkisini görmezden gelemeyiz. Çünkü Batı, Güney Amerika ülkelerin, bağımsız enerji, bağımsız ekonomi ve dış politika reflekslerinden rahatsız ve çıkarını tehlikeye atmak istememektedir.Ancak en iyi dış politikanın ABD ve AB'nin karşısında durmak olduğu gibi mikro sorunların görmezden gelinerek ideolojik bir yaslanmakta sadece bir kolaycılıktır. Bu bağlamdan hareketle makro başarılar, mikro sorunların çözünden geçmektedir. Sosyalizmin 'ideoloji elbisesini giyeceğim' diye toplumun reel ihtiyaçlarını görmezden gelmenin bedeli bir şekilde ödenmektedir. Nihayetinde Liberal politikalar, sosyalizmi soğuk savaşın ardında bir kez daha sosyalizmi al aşağı ediyor.