Şehirde yürürken başınızı kaldırıp tabelalara bakın. Ya da elinizdeki telefonda gezinirken kurumsal paylaşımlara bir göz atın.
Bazıları göze hoş geliyor, bazıları ise…
Eskiden görsel tasarımın bir “lüks” olduğu dönemler vardı. Profesyonel tasarımcı çalıştırmak büyük bütçeler gerektirirdi. “Elden gelen bu” derdik, anlayışla karşılardık.
O dönem artık geride kaldı.
Bugün cebimizdeki telefonun gücü, on yıl önceki tasarım stüdyolarını aratmıyor. Yapay zeka destekli araçlar, saniyeler içinde estetik çözümler sunabiliyor. Üstelik çoğu ücretsiz veya çok uygun maliyetle.
Peki bu imkanlar varken, neden hala çoğu yerde görsel kalite ikinci planda?
Mesele artık teknik değil, farkındalık.
Tasarımcı gözüyle gözlemlediğimde şunu görüyorum: Birçok işletme ve kurum, elinin altındaki araçlardan habersiz. Ya da bu konunun öneminin farkında değil.
Oysa bir işyerinin tabelası, web sitesi, broşürü; o işin vitrinidir. İlk izlenimdir. Müşteriyle kurulan sessiz diyalogdur.
Özenli bir görsel dil der ki: “Sizi önemsiyorum, işime değer veriyorum.”
Özensiz olanı ise ne yazık ki tersini fısıldar.
Burada bir medeniyet mirası hatırlatması yapmak isterim: Biz, çeşme başını mermer oyma ile süsleyen, ahşap pencerelere kafes işi uygulayan, şadırvan kenarına hattat ustalığıyla ayet işleyen bir geleneğin mirasçılarıyız. Atalarımızın elinde bugünkü araçlar yoktu ama “özen” vardı.
Bugün teknoloji zirvede ama bazen o özen gözden kaçabiliyor.
İyi haber şu: Yapay zeka araçları, tasarım dünyasını demokratikleştirdi. Artık “yapamam” değil, “nasıl yapacağımı öğreneyim” diyebiliriz.
Kötü haber: Araç var ama yeterli farkındalık yok.
Bir iş yerinin logosu, bir kurumun kurumsal kimliği, bir ürünün ambalajı; bunlar sadece “görüntü” değil. Kalite algısını, güven duygusunu, marka değerini inşa eden unsurlardır.
Estetik kaygı taşımak, “lüks” değil; iş yapmanın temel bir göstergesi haline geldi.
Sözü özetleyelim:
Teknoloji, estetiğe ulaşmayı her zamankinden kolay hale getirdi. Artık imkansızlıkları değil, fırsatları konuşma zamanı.
Güzel tasarım, büyük bütçeler gerektirmiyor. Gerektirdiği şey; işine değer veren, müşterisine saygı duyan bir bakış açısı.
Ve belki biraz merak. Biraz öğrenme isteği.
Seçim sizin: Bu yeni imkanları keşfedip işinize değer katacak mısınız, yoksa “hep böyleydi” deyip devam mı edeceksiniz?
Güzele giden yol, bir tık kadar yakınınızda.