0
PSİKOLOJİ bilimi, bazı durum ve davranışları açıklarken Yunan Mitolojisinden çok fazla alıntı yapmıştır. Yunan tanrı ve tanrıçalarının mitolojide yaşadığı masalsı hikayeler ve motifler ile insanların ruhsal süreçleri anlatılmaya çalışılmıştır. Psikoloji kuramı olan psikanalitik yaklaşımda; Yunan mitolojisinin katkıları ve etkileri çok fazladır. Mitoloji, hiçbir zaman yaşanmamış, gerçekliği olmayan masalsı hikayelerdir. Fakat bir dönem insanlar kendi öfkelerini, kızgınlıklarını, aşklarını, ıstıraplarını, kıskançlıklarını anlatmak için mitolojik kahramanların arkasına sığınmış, bu kahramanlar ile duygular konuşmaya başlamış. Mitolojik hikayeler sayesinde, duyguların dili olmuş. Böylece gizli saklı yaşanan duygular ifade bulacak alanlar bulmuş oldu.
Mitoloji, bir yandan bize bir şeyler anlatmaya dursun, bugün Habil ve Kabilin hikayesinden bahsetmek istiyorum. Hz. Adem'in Habil ile Kabil adında iki oğlu vardır. Babalarının hacca gittiği bir vakit iki kardeş ayrı ayrı Allaha birer kurban adarlar ve adaklarını takdim ederler. Fakat bu kurbanlardan sadece biri kabul görür, diğeri kabul görmez. Habil'in kurbanı kabul edilir. Kabil bu durumdan hiç hoşlanmaz. Allah'ın kendisini hep daha az sevdiğini düşünür. Sonrasında da Kabil, kardeşi Habil'i gizlice öldürür.
Hz. Yusuf'un kıssası da "kardeş kıskançlığının" ölçüsüzlüğü etrafında anlatılır. Hz Yusuf'u kıskanan diğer büyük kardeşleri onu derin bir kuyunun içine atarlar ve kardeşimizi kurt yedi diyerek, kardeşlerinin kanlı gömleğini babalarına göstererek, kendi çirkin yalanlarına inandırmaya çalışırlar. Peygamber çocuklarının bile, haset gibi yıkıcı bir duyguyu eyleme dönüştürmesini anlatan bu gibi kıssalar, Yunan mitolojisinde anlatılan masallara taş çıkarttırır. Çünkü bu kıssaların hem tarihsel gerçekliği vardır, hem de bizim yaşantımızdan bağımsız değildir.
Bu kıssalarda anlatılmak istenenler, kardeş kıskançlığında varılan en son noktanın insanı ne hale getirdiği ile alakalıdır. Kabil'in kardeşine olan kıskançlık duygularının yerini hasede bırakmasıdır. Hasetle yaklaşıp, öfkeyle hareket edip, yok edici ve yıkıcı eylemlerde bulunmak isteğidir, bu kıssada. Bahsi geçmeyen haset duygusu insanı geri dönüşü olmayan yollara sokar ve büyük bir girdabın içine sürükler. Haset, kıskançlığın ölçüsüzce yaşandığı durumlarda, insanların duygularını, öfkelerini kontrol edemediği zamanlarda ortaya çıkmaktadır.