0
Her doğan insan hayata mutlaka bir iz bırakır. Her yeni gün kendisine iz bırakılması için bir kez daha bir kez daha doğar. bu izler birikir, birikir bir sonraki güne, derken bir sonraki güne doğru devir olur. Sonrasında bütün bu birikenler, büyük birikimlere dönüşür ve hayatın anlamını arayanlara cevaplar oluşturur. Hayatın anlamı deyip geçmemek lazım. Çünkü insan hayatının anlamını aramanın peşine düştümü, bir daha hayatı eskisi gibi olamaz. Hayatının anlamını arayan bir kişi bir süre sonra, kendisini dünyaya iz bırakan biri olarak görmeye başlar. Bu bir yolculuktur. Bu yolculukta eyleme geçerken doğru davranmak, doğruyu aramak, hakikati aramak hayatın anlamını işlevsel kılar.
Benim için hayatın anlamı halen bulunmuş değil fakat arayanlardan olduğumu söylemek de isterim. Hayatın anlamını ararken, mesleğimin ve hayatımda edindiğim tecrübelerin çok fazla katkısı olduğunu hissetmekteyim. Dünya'ya iz bırakmak gibi çok büyük bir gayem var. Yaptığım çalışmalar bu hedefime ulaşmam için attığım küçük adımlardır. Dünyada yaşayan her insanın kendisine göre bir hedefi ve seçmiş olduğu yollar vardır. Bu hedeflerin hepsi anlamlı veya doğru olmayabilir fakat gene de iz bırakır güçtedir.Dünya'ya gerçek manada iz bırakabilmek ise başka insanların da hayatını anlamlı kılacak, birilerini, bir şeyleri harekete geçirecek gücü, enerjiyi kendimizde buluyor olmamız demektir.
Uzun lafın kısası, geçen hafta yaşadığım bir vakayı paylaşmak istedim. Geçen hafta ailecek, bir grup arkadaşımla birlikte Küçük Ayasofya camiinin avlusunda idik. Bizim için gelenek haline gelen ve her Ramazanda bir iftar akşam bir araya gelmekteydik. İftarımızı yaptık neşe içinde. Daha sonra yatsı ve teravih saati geldi çattı. Tam o sırada geleceğe gerçek manada iz bırakacak 4 yaşlarında 4 tane çocuk caminin avlusunda oyun oynuyorlardı. İçlerinden bir tanesi, "Haydi arkadaşlar namaza gidelim ayakkabılarımızı çıkaralım ama" dedi. Hep beraber 4 inanmış çocuk namaz kılmak için camiden içeri girdiler ve namazda saf tuttular. Nihayetinde çocuktular ve küçüktüler. Birden bire caminin içinde tespih taneleri gibi bir o yana bir bu yana dağılıp koşmaya başladılar. O anda caminin içinde namaz kılınıyordu ve sanırım caminin hocası olan kişi, bu çocukları çok sert bir uslüpla dışarı çıkarttırdı. Üstelik namaz sonrası verdiği vaazda da bu çocukların annelerini sorumsuzlukla suçladı.
Bu 4 inanmış çocuğun eyleme geçmesi, camiye gitmesi, namazda saf tutması hepimizde büyük iz bırakmıştı. Bu çocukları camiden kelle paça çıkarttıran cami sorumlusu hocanın tavrı da iz bırakmıştı zihinlerimizde elbet. Çocukların ruhlarının derinlerinde bir yerlerde iz bıraktı.
Eminim hayatımızı şöyle bir gözden geçirsek, kendi hatıralarımızda da benzer sahneler bulur ve bu gibi izlere rastlayabiliriz. Bu gibi izler insanın hayatını anlamlı kılma veya kılmama konusunda çok etkili oluyor. Ama şunu unutmamak gerekir ki, Kabe de çocuklara hiç bir sınır konulmuyor, istedikleri gibi koşup eğlenebiliyorlar. İster namaz kılıyorlar, isterlerse yakalamaç oynayabiliyorlar. Şimdi soruyorum size, siz hayata nasıl bir iz bırakırdınız?