Malum hız çağındayız… Sanki bu zamanda her şey ve herkes daha hızlı olmak zorundadır... Geride kalanın yaşama hakkı yok gibi... Adeta bu amansız koşuşturmaya herkes katılmak zorunda... Hızlı yaşam o kadar sürükleyici ki, kaçarı yok… Dur-durak yok... Mutluluk daha hızlı olmakla aranıyor… Aldatıcı dünya cenneti hayali içinde, çılgınca bir koşuşturma ile insan hızla yok oluyor...

Acaba İlahi iradenin bu konuda bizlere sunduğu disiplin nedir?

Kur’anî bakış ile hız sınırımızı nasıl ayarlamamız gerekiyor?

Yürüyüşte denge ve düzen, kural ve kalite, gaye ve ilke, ölçü ve özen, ahlak ve adab nasıl olacak?

Canımızın çektiği gibi yürüyebilir miyiz? Yoksa Rabbimizin istediği gibi mi yürümek zorundayız?

Konuya beş ayeti kerime ile açıklık getirmeye çalışalım...

Bir... “O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi, onun üzerinde YÜRÜYÜN ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’ nadır.” (Mülk,15)

Rızkınızı temin etmek için yürüyünüz... Panik telaş, korku ve kaygı taşımadan, rızkın Allah’tan olduğunu unutmadan hareket geçin... Siz sadece sakin ve yakin üzere yürüyün, yüzünüzü âlemlerin Rabbine yöneltin… Sayısız nimetlerin size sunulduğunu göreceksiniz...

Rızk korkusu, geçim derdi, maişet telaşı ile kendinizi tüketmeyin… Rezzak olana güvenin...

“Femşu/yürüyün”, pasif bir bekleyişte kalmayın, gerekli adımları atın gerisini Allah’a bırakın... Helal ve temiz talebi ile meşruiyet zemininde meşguliyetinizi sürdürün...

Alnımın teri, aklımın gücü, bileğimin hakkı, zekâmın ürünü, üstün yeteneklerimin sonucu demene gerek yok... ‘Allah’ın lütfu ve ihsanı ile’ dememiz yeterli...

Demek ki iş dünyamızda canhıraş koşuşturmalara gerek yok, belki biraz tempoyu düşürmemiz, tevekkülü yükseltmemiz gerekiyor... Biz sebeplere tevessül eder, müsebbibü’l-esbâbın gücüne inanırız...

İki… “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine KOŞUN ve alışverişi bırakın… Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma, 9)

“Fes’av/gayret etmek, çaba sarfetmek, hızla hazırlanmak, harekete geçmek”

Anlıyoruz ki, söz konusu namaz ve Allah’ın zikri olunca işi durdurun, namaza durun... Sakın ne ticaret ne de alışveriş sizi Allah’ın zikrinden, davasından alıkoymasın...

Allah’ın emrini önemseyin, önceleyin, ötelemeyin...

Mesaiyi, meşgaleyi ezanı göre ayarlayın yoksa şeytan sizi ayartır...

İşte “Femşi/yürüyerek” gidilir; namaza “fes’av’ daha bir gayretle” gitmek durumundayız...”

Üç… “Hayırlı işlerde YARIŞIN”, (Bakara, 148)

Bir yarış ki teşvik edeni Allah... Taltif edeni de O...

Bu müsabakada hayır, hasenat, iyilik, ihsan, infak, insanlık, hakkaniyet, adalet, İslami amaçlar söz konusu... Hemen harekete geçmek gerekiyor... Yarışı önde götürmek icap ediyor...

Çıkarlar değil, değerler konuşuyor...

Ulu bir yarış... Rabbani bir müsabaka... Kutsi bir maraton...

Seyirci kalmak caiz değil, sahaya inme zorunluluğu var...

“İstibak/yarışmak” Haksız rekabet için değil, hakkı ayağa kaldırmak için...

İşte Kur’an’ın bize sunduğu perspektif… Erdem, eylem, edep, ilim, irfan, hikmet, iyilik, insaf için rekabet...

Bu müsabakanın başarı kriterleri farklı... Kazanç felsefesi başka...

Dört... “Rabbinizden bir mağfirete ve eni göklerle yer kadar olan cennete doğru yarışır gibi KOŞUŞUN. O, takva sahipleri için hazırlanmıştır.” (Ali İmran, 133)

Bir yarış ki ucunda Allah’ın mağfireti ve cenneti var... Tüm gücünüzle süratlenin... Seferber olun...

“Ve sariû/acele etmek, öne geçmeye çalışmak, süratlenmek.”

Tüm beşeri tutku, korku, kaygı, bağ ve bağlantılardan sıyrılın, özgür iradenizle öteler ötesine kanatlanın... Kim tutar sizi?

Komutu veren Allah... Hız limitinizi arttırın... Sakın yavaşlamayın... Gevşemeyin... Oyalanmayın, cennete odaklanın...

Beş... “O halde Allah’a koşuşun, KAÇIN!” (Zariyat, 50)

Günahtan, gafletten, şeytandan tüm şerlerden Allah’a sığının... O’na yönelin... Tüm varlığınızla, benliğinizle, yüreğinizle... O’na firar edin...

İstiaze ile... İstiane ile... İstiğfar ile... İhlas ile...

Hani Kur’an bize soruyor ya!

“Eynel meferr / Kaçış nereye?” (Kıyamet, 10)

Anlaşılan o ki, yürüyüşün temposu, güce hedeflere göre belirleniyor... Hız limiti gayenin güzelliğine bağlı... O halde menzile, maksuda bakmak lazım... Ödül de ona göre değişiyor...

Şimdi herkes kronometresini yeniden gözden geçirsin...