Asrın Allamesi, Risale-i Nur Külliyatının Müellfi, eserleri belki yetmiş dile tercüme edilen ve hayatının son günlerinde Urfa'mızın Aziz Misafiri Said-i Nursi Hazretleri’nin kabri başında "Mezarı burada naaşı nerede?" diye Kemalizm’in yaptığı zulme karşı yaptığım eylem nerede ise iki buçuk yıldır devam ediyor.

Zaman içinde elbette her gün bu eylemi yapmak benim için mümkün olmuyor.

Bu görevi Güneydoğu Televizyonunda seviyeli bir Gazeteci olan Ömer Kapaklı’nın Abdülkadir Badıllı Ağabey’e sorduğu bir soru üzerine, Merhum Ağabey "Abdulkadir ağabey" bana hitap ederek mezarla ilgili çalışmanın tarafımdan devam etmesini emir buyurmuştu.

Bu mesaj üzerine böyle bir çalışmayı yapmak benim için artık bir vebal haline gelmişti. Bilahare Urfa Barosu da çok anlamlı bir karar aldı ve üç avukatı görevlendirip birlikte hareket etmemizi sağladı. Böylece baro da resmen Said Nursi’ ye sahip çıktı.

Bu eyleme en çok karşı çıkanlar bazı nurcu kardeşlerimizin durumu izahtan varestedir. Said Nursi’nin imzasını taşımayan ve kim tarafından yazıldığı belli olmayan "mezarım kaybolsun bir iki kişiden başka kimse bilmesin" içerikli bir mektupla karşımıza çıktılar.

Merhum Abdülkadir Badıllı Ağabey, üç ciltlik Said Nursi’nin hayatını yazdı. Bu konuyu en iyi bilen O' dur. O zaman neden Ömer Kapaklının sorduğu soruya Abdülkadir İkbal bu işe devam etmeli desin. Bu mesele kapanmıştır diyebilirdi.

Tabi, Bediüzzaman’ın kendi mezarıyla ilgili diğer yazıları da var Bediüzzaman birbirine zıt olan bir şey nasıl yazar?

Her ne ise, bu konuda daha evvelde bazı yazılar yazmıştım.

Yaptığım bu eyleme bilhassa bazı nur talebeleri şöyle bir gerekçe ile karşı çıkıyor. Abdulkadir İkbal lüzumsuz bir işle uğraşıyor, herhalde meşhur olmak istiyor, şeklinde ifade edenlere rastlıyoruz.

Bediüzzaman’a yapılan bu vahşi zulme karşı çıkmak nasıl lüzumsuz bir eylem olabilir, bunun izahı var mıdır?

Bunları söyleyenlere diyorum ki; buyurun gelin sizler, Kemalistlerin Üstad’a karşı yaptığı bu zulme son vermek için böyle bir eylem yapın, ben de sizin arkanızda durayım.

Evet, bu ağır yükü yüklenen varsa hemen eyleme başlasın. Çünkü günde bu eylemi yapmam için iki gidiş iki geliş dört otobüs değiştirmek zorundayım. Ayrıca orada saatlerce beklemek de gerekiyor.

Bu işe başladım, ya ömrümün sonuna kadar gücüm yettiği sürece yahut devlet ricali bu vahşete bir çözüm buluncaya kadar tepkimi ortaya koymaya devam edeceğim.

Urfalı kardeşlerimin büyük bir çoğunlukla bu eyleme destek verdiklerini biliyorum. Urfa da yayın yapan bazı TV Kanalları bile maalesef bu hususta destek olmadılar.

Bu önemli hususu hiç bir zaman unutmamak gerekir.

"HİÇ BİR DEVLET MUHALİFİNİ BOŞ BIRAKMAZ"

Her kes kendine yakışanı yapacaktır elbette.

Kalın sağlıcakla.