“Tanrı’yı kıyamete zorlamaya” çalışan sapkın teolojik anlayışlı ABD-İsrail ittifakı, dünyayı ateşe veriyor.

Bölgemizi kırıp geçiriyor.

Sayısız soykırım suçunun faili olan kirli ittifak, bugünlerde İranlı bebekleri katletmekle meşgul.

Rejimi devirebilirse ya da kendisine “kul köle olacak” birilerine teslim edebilirse, işi bitirmiş olacak.

**

“Kirli ittifak”, bombaladığı, bebeklerini katlettiği İran halkının “iyiliğini” düşünüyor ya…

Tıpkı, perişan ettiği Irak halkının “iyiliğini” düşündüğü gibi düşünüyor ya…

Bu konuda kendisine yardımcı olmalıymış İran halkı!

Silahlandırıldığı PJAK, Komala, PAK (..) İranlı Kürtleri ayaklandırmalı, rejimi devirme işinde kendilerine destek vermeliymiş!

Bakalım, İranlı Kürtler bu oyuna gelecek mi?

*

Birileri hemen “kaş” kaldırmasın…

İran rejiminin geçmişte yaptıklarını tasvip ettiğimiz filan yok.

Aksine, bilhassa Suriye’de yaptıklarından, imza attıkları insanlık suçlarından dolayı en fazla tepki gösterenlerdeniz…

İran Rejimi’nin kendi Kürtlerine eziyet etmediğini de söylüyor değiliz.

Amma velâkin bugün karşımızda duran gerçek, hedef aldığı devletleri “bahanelerle” yıpratan, çökerten ve zamanı geldiğinde de işgal eden bir “kirli ittifak”tır.

Bu ittifakın esas hedefinin Türkiye olduğu da, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devletimizin en üst düzey yetkilileri tarafından ifade edilmiştir.

Hatta, hızlı adımlarla ilerletilen “Terörsüz Türkiye” sürecinin ana motivasyon unsuru, Soykırımcı İsrail’in başını çektiği “tek dişi kalmış canavar”ın bizi hedef almasıdır.

Tehlikenin iyice yaklaşmasıdır.

Bugün için İran’ı vuran soykırımcı güçlerin Türkiye’yi ana hedef olarak gördüğü defalarca ifade edilmiştir.

Dahası, Soykırımcı İsrail’in en yetkili isimleri de bunu söylemiştir!

*

Böyle bir durumda, “İran Rejimi”nin kötü sicilini hafızamızda tutmakla birlikte, yapılması gereken eşkıyaların hedef aldığı her devlete “uluslararası hukuk” vurgusuyla destek vermektir.

Türkiye’nin yaptığı da budur.

Uluslararası hukuka saygıya davet!

*

İran Kürtleri de bu bilinçle hareket eder umarım.

Soykırımcı takımının işine gelen ne varsa kullandığını ve günü gelince “terk ettiğini” herkes bilir.

Kim bunlarla iş tutmuşsa, bunlar tarafından günün birinde mutlaka harcanmıştır.

İsrail-ABD Soykırım ve İşgal İttifakı, ayaklandırdıklarını işine öylesi geldiğinde kesinlikle satacaktır.

Hatta, ayaklandırdıklarını günün birinde anlaşacağı, anlaşmak zorunda kalacağı İran Rejimi’nin “insafına” terk etmesi de olmayacak şey değildir.

*

Malum;

Türkiye’yi “etnisite” üzerinden bölmek istediler, olmadı.

Zira, biz Türkler ve Kürtler, gerçekten de etle tırnak gibiyizdir.

Damatlarımızı, gelinlerimizi seçerken, düzgün insan olmalarını esas alırız.

İnancımızı esas alırız.

Türkiye, son yıllarda “etnisite üzerinden” bölünme tehdidini iyice azalttı.

İran’da ise durum pek böyle değil.

Iran Kürtleri kendilerini fazlasıyla dışlanmış hissediyor…

Dolayısıyla “kirli ittifak”ın oradaki Kürtleri oyuna getirme ihtimali “yok” diyemeyiz.

ABD-İsrail’in “İran’ın PKKlılarını” bu oyuna itmek için her türlü “pisliği” yaptığı ortada.

“Epstein tehdidi” altındaki Trump, “ayaklanma” sinyalleri veriyor.

İran’ın PKK’lılarına “Bu sizin için büyük bir fırsat!” mesajını gönderiyor!

“Soykırımcılar”, İran Kürtlerini Rejim’e karşı “ground force” (kara gücü) olarak kullanmak istiyor.

Neyse ki İran’daki Kürt gruplar arasında bu oyuna gelmeyeceklerin oranı hiç de az değil.

*

Ümit ve dua ederiz ki…

Oyuna gelmeye hazır gibi görünen bazı gruplar da, en fazla kendilerine zarar verecek kışkırtmalara kapılmazlar!

Umarız ki geçmişteki “satışlardan” ders alırlar!