Bir saksı yalnızca çiçek taşımak için mi kullanılır? Eski bir çamaşır makinesi kasası sadece atıl bir eşya mıdır? İstanbul'un sokaklarında yapılan bir araştırma, bu sıradan nesnelerin bazen dubalar ve bariyerler gibi sınır çizdiğini; araçların nereye park edeceğini, insanların nereden geçeceğini ve bir alanın nasıl kullanılacağını etkilediğini gösteriyor.
YAYAYA SAYGI NEREDE?
İstanbul'un kaldırımlarında yürürken kimi zaman yol kenarına dizilmiş dubalar, bir dükkânın önüne konmuş saksılar ya da bir köşede duran sepetler görürüz. Bunları çoğu zaman çevrenin sıradan parçaları sayar, üzerlerinde fazla durmayız. Oysa bu nesneler, bulundukları yerde bir mesaj verebilir: "Buraya park etme", "Bu alanı boş bırak" ya da "Geçişi buradan yap."
İstanbul Üniversitesi'nden Berrak Karaca Şalgamcıoğlu'nun araştırması, şehirde sınırların yalnızca duvarlarla, çitlerle ve resmî trafik elemanlarıyla kurulmadığına dikkat çekiyor. Mahalle sakinleri ve esnaf da saksı, sepet, kova veya kullanılmış ev eşyaları gibi gündelik nesnelerle alanları ayırabiliyor. Böylece sıradan bir eşya, bulunduğu yerde bir sınır elemanının işlevini üstlenebiliyor.

20 İLÇEDE YAPILAN ARAŞTIRMA SONUCU
Çalışmada İstanbul'un 39 ilçesinden 20'sinde saha gözlemi yapıldı. Araştırmaya mimarlık ve iç mimarlık programlarında öğrenim gören 64 lisans öğrencisi katıldı. Öğrenciler belirledikleri güzergâhlarda yürüyerek çevrelerindeki kentsel donatıları ve bunların sokak kullanımıyla ilişkisini inceledi. Saha çalışmasında toplam 876 fotoğraf kaydedildi.
Araştırmanın ikinci aşamasında ise 2014–2025 yılları arasındaki Google Earth sokak görüntülerinden yararlanıldı. Böylece araştırmacılar yalnızca bir sokağın belirli bir andaki hâline bakmadı; bazı nesnelerin zaman içinde nasıl ortaya çıktığını, yer değiştirdiğini veya kaldırıldığını da izleyebildi.
Bir duba zarar gördüğünde ne değişir?
Araştırmanın ilk bölümünde, sınır elemanlarının kırılganlığı ele alınıyor. Dubalar ve benzeri plastik elemanlar araç çarpmalarıyla yana yatabiliyor, ezilebiliyor veya yerinden oynayabiliyor. Ardından onarılıyor, yeniden dikiliyor ya da başka bir yere taşınıyor.
Araştırmada sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraftaki not da dikkat çekiyor: "Dubayı üzmeyin. Lütfen!" İlk bakışta esprili görünen bu ifade, yazarın yorumunda, insanların sıradan bir trafik elemanına bile anlam yükleyebildiğini gösteriyor. Duba artık yalnızca plastik bir nesne değil; sokaktaki düzenin ve bu düzene yönelik müdahalelerin görünür bir işareti hâline geliyor.

Beylikdüzü'nde saksılar yolu kapatıyor
Araştırmada yer verilen örneklerden biri Beylikdüzü'ndeki sahil ve park alanından. Fotoğrafta üç çiçek saksısı, deniz kıyısına ulaşan yolu kapatacak biçimde yerleştirilmiş. Saksıların içinde düzenli biçimde yetiştirilmiş çiçeklerden çok yabani otlar görülüyor. Burada saksıların görünüşünden ziyade, yolu kapatacak şekilde dizilmiş olmaları önem kazanıyor.
Başka bir ilçede, bir restoranın önüne yerleştirilen saksılar araçların yaya alanına park etmesini önlüyor. Saksılardan biri çiçeklerle düzenlenmişken diğerlerinde yabani otlar ve ahşap parçalar bulunuyor. Yazar, bu nesnelerin hem park etmeyi zorlaştırdığını hem de dükkânın önündeki alanın nasıl kullanılacağını belirlediğini anlatıyor.
Üstelik araştırmanın izlediği sokakta restoranın işletmesi değişse bile saksılar yerlerinde kalabiliyor. Bu durum, sınırın yalnızca o anki işletmenin ihtiyacından ibaret olmayabileceğini düşündürüyor: Bir eşya zamanla sokağın düzeninin kalıcı bir parçası gibi davranmaya başlayabiliyor.
Eski çamaşır makinesi kasaları park alanını belirliyor
Bahçelievler'deki başka bir örnekte, eski çamaşır makinesi kasaları dükkân önünde kullanılmış. Kasalar araçların park etmesini engelleyecek şekilde yerleştirilmiş. Aynı zamanda, yakındaki tamir ve bakım hizmetinin varlığını da çevreye duyuruyor; neredeyse dükkânın önünde duran bir tabela gibi iş görüyor.
Google Earth görüntüleri, bu kasaların zaman içindeki kullanımını da gösteriyor. Bazı dönemlerde tek bir kasa görülürken, bazı dönemlerde dükkân cephesi boyunca dört kasa sıralanmış. Kimi zaman kasalar tamamen kaldırılmış; sonra yeniden ortaya çıkmış. Araştırmaya göre bu değişimler, sokağın sınırlarının sabit olmadığını; gündelik ihtiyaçlara göre yeniden kurulabildiğini gösteriyor.
Beşiktaş'taki bir örnekteyse dükkân önünde kullanılan çamaşır sepeti hem araçların park edeceği alanı ayırıyor hem de ürün sergilemeye yarıyor. Böylece aynı nesne iki farklı işlev kazanıyor: Hem sınır çiziyor hem de dükkânın faaliyetini görünür kılıyor.

Resmî sınırlar ve gündelik çözümler
Araştırmanın ortaya koyduğu iki ana konu var. İlki, duba ve bariyer gibi sınır elemanlarının zarar görmesi, onarılması ve yer değiştirmesiyle ilgili. İkincisi ise insanların saksı, sepet, kova veya eski ev eşyalarını benzer amaçlarla kullanması.
Bu iki tür nesne arasındaki fark, sadece biçimlerinde değil, nasıl ortaya çıktıklarında da görülüyor. Resmî sınır elemanları genellikle belediye veya başka bir kamu otoritesi tarafından standart biçimde yerleştiriliyor. Gündelik eşyalarla kurulan sınırlar ise çoğu zaman mahalle sakininin ya da esnafın ihtiyacına göre ortaya çıkıyor; yerleri ve biçimleri değişebiliyor.
Ancak işlevleri birbirine yaklaşabiliyor: Bir nesne, araçların park etmesini engelliyor, yaya geçişini yönlendiriyor veya belirli bir alanın kullanımını sınırlıyor. Bu nedenle makale, sınır elemanını yalnızca belli türde üretilmiş bir ürün olarak değil, farklı nesnelerin üstlenebildiği bir işlev olarak ele alıyor.
İstanbul'un sokaklarında sınırlar her zaman yüksek duvarlarla çizilmiyor. Bazen bir duba, birkaç saksı ya da eski bir eşya da çevresindeki insanların hareketini ve mekânı kullanma biçimini etkileyebiliyor.
Kaynak: Berrak Karaca Şalgamcıoğlu, "Mekânsal Kontrolün Gündelik Araçları: İstanbul'da Sınır Elemanları ve Doğaçlama İkameleri", Mekânsal Çalışmalar Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2026, s. 153–167.
NOTLAR
- Dubalar aslında "baba" ya da "duba" olarak da biliniyor. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre "baba" sözcüğü hem denizcilikte halat bağlanan dikme hem de mimarlıkta merdiven korkuluğunun birleşim noktasındaki düşey elemanı tanımlıyor. Gündelik dilde ise kaldırım kenarlarını belirleyen küçük düşey elemanlar için kullanılıyor. Aynı terim sektör kataloglarında giderek yerini "sınır elemanı"na bıraksa da halk arasında "duba" ve "baba" sözcükleri varlığını sürdürüyor.
- Duba tamiri bazen bir sanat eseri kadar özen istiyor. Makalede Fatih'te görüntülenen bir sınır elemanı, kırıldıktan sonra gevşek biçimde yeniden bir araya getirilmiş. En üst noktasına mor bir kurdele bağlanmış. Yazar bu görüntüyü, "kırılganlaşmış, doğaçlama yöntemlerle ayakta tutulmaya çalışılan bir kontrol biçimi" olarak yorumluyor.
- Şişli'de bir duba lastiklerle korunuyor. Araştırmada görüntülenen bir başka örnekte, bir sınır elemanının etrafına lastikler yerleştirilmiş. Yazarın yorumuna göre bu düzenleme, dubanın "er ya da geç bir çarpmaya maruz kalacağının peşinen kabul edildiğini" gösteriyor. Amaç ihlali tamamen önlemek değil; ihlalin yapılacağını tahmin ederek sonuçlarını kontrol etmek.
- Kağıthane'de bir sokağın 10 yıllık hikâyesi var. Talatpaşa Caddesi'nde 2014'ten 2025'e uzanan Google Earth görüntüleri, sınır elemanlarının yerleştirilmesi, tahrip edilmesi, kaldırılması ve yeniden konulması döngüsünü belgeliyor. Yazar, sokağın en sonunda 10 yıl önceki "sınır elemansız" hâline dönmesini, sınır oluşturma pratiklerinin kalıcı olamadığının göstergesi olarak değerlendiriyor.
- Taksim Meydanı'nda dubalar bir dönüşümün simgesiydi. Makalenin atıfta bulunduğu Batuman'ın (2017) çalışmasına göre Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında meydana yoğun biçimde yerleştirilen sınır elemanları ve hareketli bariyerler, meydanın karakterini değiştirdi. Yazar, bu düzenlemelerin meydanı "spontane siyasal toplanmaların gerçekleştiği bir kamusal alan olmaktan çıkarıp yoğun biçimde düzenlenen ve denetlenen bir boşluğa" dönüştürdüğünü aktarıyor.
- Baltimore'da sınır elemanları ırksal ayrışmanın aracı olmuş. Makalede Neighbourhood Design Center'a (2023) atıfla verilen bilgiye göre Greenmount Bulvarı'ndaki çıkmaz sokaklar, sınır elemanları ve tek yönlü yollar, yoksul ve ağırlıklı olarak Afrika kökenli Amerikalıların yaşadığı mahalleleri daha varlıklı ve çoğunlukla beyaz nüfusun yaşadığı bölgelerden fiziksel olarak ayırmış. Bu ayrışma sağlık ve yaşam kalitesi göstergelerine de yansımış. Baltimore'da bir mahalle sakini, bu bariyerler için "Farklı olduğumuzun hatırlatıcılarından kurtulmalıyız" diyor.
- Bazı belediyeler saksıyla sınır çizmeyi yasaklamış durumda. Gaziosmanpaşa Belediyesi'nin zabıta yönetmeliğinde, "kamunun kullanımına ayrılmış alanları araç park etmek veya araç parkını engellemek amacı ile zincir vb. engeller ile çevirmek, park yasağı tabelası vb. şeyler koymak, herhangi bir maksat ile fiziki engel oluşturmak, beton bariyer koymak" açıkça yasaklanmış. Aynı yönetmelikte "çiçeklere basmak, çiçek kopartmak, ağaçlara zarar vermek" de yasaklar arasında. Yani saksıyla sınır çizmek, teoride cezai yaptırıma tabi.
- İstanbul’un sokaklarında sınırlar her zaman yüksek duvarlarla çizilmiyor. Bazen bir duba, birkaç saksı ya da eski bir eşya da çevresindeki insanların hareketini ve mekânı kullanma biçimini etkileyebiliyor.
- Kaynak: Berrak Karaca Şalgamcıoğlu, “Mekânsal Kontrolün Gündelik Araçları: İstanbul’da Sınır Elemanları ve Doğaçlama İkameleri”, Mekânsal Çalışmalar Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2026, s. 153–167. Makale DergiPark’ta açık erişim olarak yayımlanmıştır.