İşgalci yapının sözde Başbakanı Netanyahu;

Yüzyılın en büyük katili,

Yüzyılın en büyük soykırımcısı,

Yüzyılın en büyük Firavunu,

Yüzyılın en mide bulandırıcı varlığı…

İnsandan daha aşağılık, pislikten daha pislik bir anlayışın temsilcisi olarak gördüğümüz Netanyahu, yeni dünyanın yeni Firavunu ve yeni Hitler'dir.

İşgal ettikleri gayrimeşru ülkenin seçimleri öncesinde kendi meşruiyetini sağlamlaştırmak için ülkemize yönelik akıl almaz tahriklerde bulunmaya başladı.

Kendisi, ülkemizle çıkaracağı bir savaşın kendi siyasi meşruiyetini yeniden tahkim etmesine yarayacağını düşünüyor olmalı ki ülkemizin hemen sınırında tahriklerinin dozunu her geçen gün artırıyor.

Bu anlayış, bu sayede kaybedeceği seçimi kazanabileceğine inanıyor.

Ancak günümüzün Firavunu'nun unuttuğu bir şey var:

Türkiye'nin sabrını ve kararlılığını sınayanlar, bunun sonuçlarını ağır biçimde hesap etmek zorunda kalır.

Ülkemizin düşmanlarının akıbeti tarihin çöplüğünde bellidir.

Arkasına aldığını sandığı güçlerin sınırsız desteğine güvenerek ülkemize karşı provokatif eylemler gerçekleştirenlerin, bunun bedelini siyasi ve stratejik olarak ağır şekilde ödeyebileceğini sanırım hiç hesaba katmıyor.

Ülkemize karşı terör odaklarını destekleyen ve bölgedeki istikrarsızlığın büyümesine katkı sağlayan bir anlayışın temsilcisi olarak Netanyahu, ya tarih okumamış ya da okuduğu tarihi anlamamış olmalı.

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bir İslam coğrafyası hedefinin önündeki en büyük tehditlerden birinin bölgedeki işgal, savaş ve terör politikaları olduğunu artık herkes görüyor.

Peki Netanyahu bunun ne zaman farkına varacak?

Biz millet olarak da devlet olarak da masumların ve mazlumların her daim yanında olmuşuzdur.

Bunu, İspanya'daki zulümden kaçarak Osmanlı topraklarına sığınan Yahudilerin torunları da bilir.

Sanırım Netanyahu, kendi tarihinden kendisine aktarılması gereken dersleri yeterince dinlememiş.

Bölgede önce İran üzerinden kendi meşruiyetini yeniden tahkim etmeye çalışan bu anlayış, burada istediği sonucu elde edememesi üzerine gözünü Türkiye'ye çevirmiş görünüyor.

Bizim atalarımızın güzel bir sözü vardır:

Eceli gelen köpek cami duvarına işermiş.”

Bu millet ve bu devlet, eceli gelen zalimlere tarih boyunca hadlerini bildirmiştir.

Eminim ki günü geldiğinde, Türkiye'nin egemenliğine ve güvenliğine yönelik tehditlerin de karşılığı olacaktır.

Kadim Türk devlet aklını hafife alıp sağa sola saldırıp duran bu anlayışın temsilcilerine tavsiyemiz nettir:

Aklınızı başınıza alın.

Yoksa tıpkı Attila'nın Roma'yı ikiye bölen gücünden, Alparslan'ın Doğu Roma'nın çözülme sürecini hızlandıran zaferinden ve Fatih Sultan Mehmet'in bir imparatorluğu tarihin tozlu raflarına gönderen iradesinden ders çıkaramayanlar gibi, siz de tarihin hükmünden kaçamazsınız.

Gazze'de yaşanan vahşetin, mazlum Suriyelilerin ve Lübnanlı kardeşlerimizin yaşadığı acıların hesabının bir gün hukuk ve tarih önünde sorulacağı gün elbette gelecektir.

Sen hiç merak etme.

Ama o zamana kadar Türkiye'den ve Türk milletinden uzak durman senin için daha iyi olur.

Çünkü bu milletin sabrını zayıflık, devlet aklını sessizlik, barış iradesini ise korku sananlar, er ya da geç büyük bir yanılgı içinde olduklarını anlarlar.

Türkiye savaş istemez.

Ama Türkiye'ye savaş dayatılırsa, Türkiye kendi güvenliğini, egemenliğini ve milletinin geleceğini koruyacak iradeye sahiptir.

Tarih bunu defalarca göstermiştir.

Ve tarih, kendisini tekrar tekrar hafife alanlara gerekli cevabı vermiştir.

Kıyamete KadaraVarolasın Büyük Devletim, Varolasın Mazlumların duası Devletim, Varolasın Kimsesizlerin Umudu Devletim.”