Son dönemde dini yönü de olan gruplara yapılan operasyonlar bazı kavramları gündemimize taşıdı. İslam’la bağı olmayan yorumcular, bu grupların üzerine gidilmesini “tarikatlara operasyon” diye yansıtıyor. Halbuki bu oluşumlar tarikat değil. Hukuki zemin yeterli olmasa da tarikatlar günümüzde faal. Peki bu gruplar tarikat değilse nedir? Sosyolojinin neresindeler?

Tarikat kelime anlamı olarak yol demek. Allah’a yakınlaşmak için kişinin bir şeyhin rehberliğinde adap, erkan ve zikirle maneviyatını güçlendirmesidir. Bu asırlardır böyle... Peki tarikatlar birer holdinge dönüşebilir mi? Dönüşemez! Tarikat mensupları holding kurabilir, ekonomik faaliyetler yapabilir ama bunun adı tarikat olmaz. Tarikat manevi bir yoldur.

Günümüzdeki dini gruplara gelince, bunlar ağırlıklı olarak cemaat dine anılıyor. Resmi olarak da dernek, vakıf yahut şirket çatısı altında faaliyet gösteriyorlar. Son günlerde operasyon yapılan Furkan Vakfı yahut Süleymancılar’ın kurduğu dernek, vakıf ve şirketler gibi… Resmi olarak dini bir teşkilat kimliği ortaya koyamayınca dernek veya vakıf çatısını kullanıyorlar.

***

Cemaat kelimesi, İslami bir terim. Namaz için toplanan grup demek. Namazın mekanı da camilerimiz. Günümüzde dinini yaşamaya çalışan gruplara mensup inançlı insanların tümüne de cemaat deniyor. İhlas, Süleymancılar ve Nur Cemaati gibi… Bu ve benzerleri için cemaat ve tarikat terimlerini kullanmak doğru olmaz. Bunlar baskıcı rejimin ortaya çıkardığı gruplar.

Osmanlı’da tarikatlar tekke sistemi içinde teşkilatlanmıştı. Devletin kontrolündeydi. 1925’te tekkeler kapatıldı. Dini cemaatlerin ve tarikatların da üzerine gidildi. Şeyhlari ve liderleri ya darağacına gönderildi yahut hapishaneye... İslami eğitim tamamen ortadan kaldırıldı. Sistem, dinle bağı olmayan bir nesil yetiştirmek üzere kurgulandı. Ancak başarıya ulaşamadı.

Halk dinini terk etmek istemiyordu. Resmi eğitim kurumlarında öğretilmese de aile içinde ve gizliden gizliye yapılan Kur’an dersleri ile herkes çoluk çocuğuna dinini öğretmeye çalıştı. İslam’ı diskalifiyeye yönelen Milli Şef rejimi 14 Mayıs 1950 seçimlerinde devrildi. İlk iş olarak ezan hürriyetine kavuştu. Ama sistem tümden değiştirilemedi, yasaklar devam etti.

***

Devletin yönetim şekli değişmiş, yeni rejim tüm kanunları İslam’ı dışlamaya yönelik hazırlatmıştı. Dini kitaplar okunamıyor, dini eğitim verilemiyordu. Bir yeri düzeltseniz bile başka bir yerden sizi yargılayıp içeri atmanın bir yolunu buluyorlardı. 1950’den beri inançlı insanlar sistemi değiştirdikçe değiştirdi. En önemli değişiklik de son çeyrek asırda yaşandı.

Halbuki İslamiyet, gizli kapaklı yaşanacak bir din değildi; açık, şeffaf şekilde uygulanacak bir hayat tarzıydı. Bireysel olarak ibadet makbuldü ama ibadeti cemaatle yaparsanız sevabı öyle üç beş kat değil, 27 kat daha fazla oluyordu. İnananlar bir araya geldiğinde, kural olarak içlerinden ehil olanın öne geçirilmesi prensip olarak konmuştu. Cemaat öyle oluşuyordu.

Mensupları Müslüman olsa bile dışarıya kapalı gruplar için cemaat veya tarikat denilemez. İslam’a göre halka açık olmayan bir mekanda Cuma namazı bile kılınamaz. Tarikat ve cemaatin insanı Allah’a yöneltmesi esastır; ortada farklı hedefler varsa o grupların adı teşkilat veya örgüt olur. İslami terimleri isabetli ve doğru kullanmak taşların yerine oturmasını sağlar.