0
ÖncelikleCumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Diyanet Vakfı Dış İlişkiler birimine teşekkür ederek yazıma başlamak istiyorum. Gerek akademik çalışmalarımda, gerekse Türkiye'de yıllardır samba, karnaval, futbol, TV dizileri ve eğlence hayatıyla bilinen Latin Amerika coğrafyasını, turistik bir bölge olmasından ziyade daha farklı bir özelliğini, ön plana taşıdığı için haseten sevincimi paylaşmak istiyorum. Avrupa ve ABD, bu coğrafyanın doğal zenginliklerinden sonuna kadar istifade ederken, ülkemizde hala eğlence hayatı ve popüler kültür unsurları bilinmesi vahim bir durum. Brezilya, Arjantin, Meksika, Küba, Şili ve Karayipler ilk akla gelen ülkeler/bölge olurken diğerlerinin isimlerini haritadan bile zor gösterebiliyoruz. Aaa birde sevgili Acun Ilıcalı'nın Survivor Programlarının katkısını da unutmamak gerek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Latin Amerika'nın İslam'la tanışması, 12. yüzyıla kadar dayanır. Amerika kıtasının 1492'de Kolomb tarafından keşfedildiği iddia edilir. Oysa Kolomb'tan 314 sene önce 1178'de Müslüman denizciler Amerika kıtasına ulaşmışlardır. Kristof Kolomb'un hatıralarında Küba kıyılarında dağın tepesinde bir caminin varlığından bahsedilmektedir. Kübalı kardeşimle bunu konuşuruz. O dağın tepesine bir cami bugün de yakışır. Yeter ki böyle bir şeye müsaade etsinler. Kolomb daha Amerika kıtasını keşfetmeden İslam dini kıtada inkişaf etmiş, yayılmıştı.''sözleri, Türkiye kamuoyunda anlamsızca tartışılsa da, bu bilgi duayen tarihçilerinde ittifak ettiği bir konudur. Bu bilgi, Çinli resmi bir vesikaya dayandırıldığı gibi Kolomb, kendi anısında da yer vermiştir. Lakin bu kadar bilgi, bazılarının kafasından duman çıkmasına veya şalterin atmasına sebep olabilir. Çünkü, Erdoğan düşmanlığı, zihinlerin idrak yolunun tıkanmasına sebep olduğu için bazılarından rasyonel düşünmeyi beklemek hayal olur. Batılı ve İspanyol gazetecilerin manipülatif bilgisi üzerinden eleştiriler yapılsa da, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a şuana kadar ulusal/uluslararası bir tarihçi "Sen yanlış biliyorsun" diyen çıkmadı.
'Brezilya' adını Müslümanlar verdi
Latin Amerika'yla ilgili Erdoğan'ın sözlerine bir ilavede Brezilya'dan bizden olsun. 'Brezilya'ya ismini de Müslümanlar vermiştir. Afrika tarihindeBirzalah bir Berberî kabilesidir.Bubüyük kabileden olanlara'Brezil'ortak adıyla isimlendirilmiştir. 'Brezil' kelimesi, ne Brezilyalılara, ne de Avrupalılara ait bir kelimedir. Bu sözler Birzalah kabilesinin kısaltılmış halidir. Brezilyalılar ise Brezilya kelimesini,Pau Brasiladında özel bir ağaçismine dayandırarak 'Brasil' ismini vermiştir.Ayrıca Hikmet Naci'nin 1955 yılında yayınladığı Tarih Boyunca Kuzey Afrika ve Berberiler isimli çalışmasında bu meseleye değinmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da belirttiği gibi Latin Amerika'yla Müslümanların alakası daha erken tarihte olsa da, sonuç itibariyle Latin Amerika'nın kıymetini bilmedikten sonra (gerçeğin bilinmesi adına önemli olsa da) Latin Amerika'yı Müslüman veya Hıristiyan keşfetmiş, çok da anlamlı değil. Önemli olan bundan sonra Latin Amerika-Türkiye ilişkilerinin yukarıya doğru bir ivme kazanmasıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Komünist Küba'da Camii projesini gerçekleştirir mi? Açıkçası bilmiyorum. Ama gönlüm gerçekleştirmesinden yana. Lakin Latin Amerika Küba'dan ibaret değil. Örneğin, Brezilya da İslam, nüfusa oranla hak ettiği ilgiyi görmese de, en azından mütevazi bir teveccüh söz konusu. Brezilya'da İslamiyet'le ilgili nitelikli bilgiyi verecek din adamı bulunmadığı gibi, Müslümanların dini eğitimlerini alabilecekleri ve ibadetlerini yapabilecekleri camilerde sayıca yetersiz veya ulaşımı zahmetli. Bunun gibi ekleyebileceğimiz birçok mevzu söz konusu. Türkiye, Küba'ya Camii projesini gündeme aldığı gibi Brezilya'da Sao Paulo ve Rio de Jenerio gibi kentlerde de Camii Projesini gündemine almalıdır.
Türkiye'nin Latin Amerika Politikası
Türkiye-Latin Amerika ilişkilerini üç döneme ayırabiliriz.
1. Dönem, kayıp yıllar olarak tanımlanan 1926-1998 yılları arasında durgunluk içinde geçmiş, her iki coğrafyada gerilimli siyasi ve askeri yıllar yaşanmıştır.
2. Dönem, arayış yılları olarak değerlendirebiliriz. 1998-2006 yılları arasında ki dönemde ilk dönem gibi durgunluk içerisinde geçse de özellikle ikili ve bölgesel ilişkiler üzerinde yapılabilecek işbirliklerin temeli hazırlanmış, dolayısıyla arayış dönemi olarak da ifade edebiliriz.
3. Dönem ise 2006-… Günümüze kadar olan dönem ise; ilişkilerin gerek ekonomik, gerek siyasi yönleriyle sıçramanın yaşandığı, kazançlı yıllar dönemidir. Özellikle Brezilya-Türkiye ilişkilerinde 2010 yılından sonra ciddi bir artış kaydedildi. Meksika ile ilişkiler yeniden tesis edildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ev sahipliğinde düzenlenen 1. Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi, Türkiye kamuoyunda Erdoğan'ın sözleri üzerinden tartışılsa da Latin Amerika'da büyük heyecan yarattı.Diyanet, Yunus Emre, TİKA, Yurt Dışı Türkler, THY ve TOKİ'nin bölgeye ilgisini artırması gerekiyor. Ayrıca Ticaret ve Sanayi Odaları, Latin Amerika'yı bir seyahatten ve tatilden ziyade küresel ticaretin kalbinin attığı bir merkez olarak görmesi gerekiyor. Açıkçası THY dışında özel ve kamu, herhangi bir kurumun ilgisi söz konusu değil. Uyduruk bir saha çalışması ötesine geçmeyen, vizyonsuz bakış açılarıyla Latin Amerika sahasını tanımak isteyenlere de ayak bağı olmaktadır.
Sonuç olarak, Cumhurbaşkanımız ve Diyanet İşleri Bakanlığı yaklaşık 90 yıllık Latin Amerika-Türkiye ilişkilerinin, Türkiye'de ilk defa kamuoyunda konuşulmasına sebep oldu. Her ne kadar Latin Amerika'daki Müslümanlara karşı geç kalınmış bir mahcubiyet söz konusu olsa da, gayretli hamlelerin bulunması sevindirici olmakla birlikte, ağır kararlar alınması ve pratiğe geçişin gecikmesi söz konusu.