Bu sene KPSS Lisans’a bir milyon 708 bin kişi başvurdu.

Yine rekor!

Gençlere “Kamu mu, özel mi?” diye sorulduğunda kamu tercihi yüzde 40–60 arasında çıkıyor.

Eleman.net’in çalışmasına göre, çocuklarının memur olmasını isteyen ebeveyn oranı yüzde 76.

Sebepler net: Maaşın gününde yatması, yan haklar, iş güvencesi.

Genç güvence arıyor.

Aile istikrar istiyor.

Belirsizlik yoruyor.

Türkiye’de ortalama işçi çoğu durumda patronun iki dudağı arasındadır.

Gelişmiş ülkelerde kamuda çalışma arzusu az değildir ama tek yol da değildir.

Esas olan üretimdir.

Özel teşebbüstür.

Ben Almanya’da doğdum.

Ailem orada yaşadı.

Bundan dolayı oraların halleriyle özel olarak ilgileniyorum.

Almanya’da “rehberlik” mekanizması oldukça sağlıklı işler.

Çocuğun ilgisi ve kabiliyeti zamanında yoklanır.

Aile yönlendirilir.

İş büsbütün şansa bırakılmaz.

Oralardaki eğitim modeli “Duales System”dir.

Bu sistem iki ayak üzerinde durur:

İşletme ve meslek okulu.

Meslek okulu, Berufsschule.

Haftanın üç-dört günü işyerinde, bir-iki günü okulda geçer. Teori ile üretim aynı anda yürür.

Genç şirketle özel hukuk sözleşmesi imzalar.

Çırak hem çalışan hem de öğrencidir.

İşveren eğitim ücreti öder.

Ücret yıldan yıla artar.

Toplu sözleşme varsa artış oranı nettir.

Yoksa yasal taban uygulanır.

Çırak “ucuz stajyer” değildir!

Yetişmekte olan elemandır.

Her şirket çırak alamaz.

Sanayi ve Ticaret Odası veya Esnaf Odası ruhsat verir.

Belgelenmiş usta öğretici şarttır.

Teçhizat güncel olmalıdır.

Her tanınmış meslek için federal standart vardır.

Okulda çerçeve müfredat uygulanır. Derslerin kabaca üçte ikisi mesleğedir. Kalanı Almanca, matematik, siyaset, spor ve yabancı dildir.

Tanınmış meslek 320’nin üzerindedir. Süre iki ile üç buçuk yıl arasında değişir.

Bitince oda sınavı yapılır. Sanayi mesleklerinde IHK uzman işçi belgesi, zanaatta kalfa belgesi (Gesellenbrief) verilir. Belge piyasada geçerlidir. Mezun nitelikli işçi olur. İsteyen sonra ustalık, teknikerlik veya üniversiteye yönelir.

Abitur’u, yani lise mezuniyeti ve üniversiteye giriş belgesi olanlar da dual eğitime girer.

Dual sistemde aynı anda bir milyonu aşkın çırak vardır.

Her yıl kabaca 475-490 bin yeni sözleşme imzalanır.

Okulu bitirenlerin önemli bir kısmı bu yola yönelmiştir.

Çırak oranı, sigortalı istihdamın yüzde 4,5-5’i civarındadır.

Şirketlerin yaklaşık beşte biri eğitim verir.

Birçok meslekte işe geçiş hızlıdır.

Çünkü genç zaten o şirketin içinde yetişmiştir.

Üçgene bakın:

Devlet okulu finanse eder. İşveren pratik eğitimin maliyetini üstlenir. Odalar sınavı yapar, kaliteyi denetler, müfredatı federal kurumlarla günceller. Sendika ücreti ve çalışma koşullarını bağlar. Üçgen bozulursa sistem yürümez. Alman odasının farkı tabelada değil işlevdedir: Ruhsat, sınav, standart, yaptırım.

Almanya’da da kamu görevlisi olmak önemlidir lakin bizdeki gibi olmazsa olmaz değildir.

Asıl liman meslektir.

Meslek erken yaşta gelir, statü ve işe geçiş imkânı sunar.

Türkiye’de üniversite çoğu ailede “farz” gibidir.

Meslek lisesi hiçbir yere giremeyecek olanlar içindir adeta!

İşverenlerin çoğu çırak değil, ucuz stajyer arar.

Atölye ile hat kopuktur.

Mezun diplomayı alır.

Piyasa beceriyi sorar.

Eğitim üretimi değil sıralamayı ödüllendirir.

Dual benzeri model burada da denenir ama kabiliyetler zamanında keşfedilmediği için yatırımların çoğu boşa gider.

Staj, ucuz emeğe döner.

Öğretmen-sektör bağı zayıf kalır.

Tabelalar asılır, içleri boş kalır.

İyi bir CNC ustası, kaynakçı, mekatronik teknisyeni, lojistikçi, aşçıbaşı bizde çoğu zaman ikinci sınıf insan görülür.

Bunlar Almanya’da muteber mesleklerdir.

Prestij sloganla gelmez.

İyi ücretle gelir!

Belge, kapı açarsa işe yarar.

Hedef herkesi memur yapmak değildir.

Hedef ortalama vatandaşa meslek ve güvence vermektir.

Sınav salonu bunu vermez!

Devlet herkesi memur yapamaz!