"Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevketmesin." (Maide, 8)
Vasat ümmetin mücadele zemini vahiyle meşruiyet kazanıyor...
Mücadele ahlakının mücadelenin kendisinden daha fazla önem arz ettiğini söyleyebiliriz...
İslami mücadeleden anladığımız nedir? Biz niçin ve nasıl mücadele etmeliyiz? Amacımız nedir?
İntikam, ihtiras, istibdat, işgal, istila, ihtişam, iktidar için değil… Öncelikle rızayı ilahi, İslam’ın itibarı, ümmetin izzet ve özgürlüğü için seferde olmayı kaçınılmaz görürüz...
Şunu net olarak belirtmek gerekir ki; bu yolda haklı olmak yetmez, hak yolunda adil ve ahlaklı olmak gerekir... İstikamet üzere, ihlas yüklü bir yürekle yürüyüşü sürdürmek zorundayız…
Hakkı savunurken kimseye haksızlık edemeyiz, bu düşmanımız bile olsa… Adaleti şiar edinenlerin öfkelerine esir düşmeleri kabul edilemez...
Ahlaki zeminini kaybeden bir dava, güç ve organize kabiliyeti ile hedefe ulaşamaz...
Siyasi bilinç, stratejik derinlik, analitik düşünce, örgütsel disiplin ahlaki yücelikten yoksun olunca beklenen amaç hâsıl olmuyor...
Mücadelede güçlü olmak, ilkelerimizi ihlal etme hakkını doğurmaz… Duracağımız yeri gücümüz değil, ilkelerimiz belirler...
Öfke ölçünün önüne geçtiği an mücadele bitmiştir...
Bizim ahlakî öğretimiz sadece kendi aramızda değil, karşıt olduklarımızı da kapsıyor...
Düşmanın tüm ahlakdışı uygulamalarına rağmen, öfkemize yenik düşmeden ahlaki duruşumuzu titizlikle korumalıyız...
Zulme karşı direnirken zulmeden kişiye dönüşmemek... Haklıyken haksızlaşmamak... Mazlumken zalimleşmemek...
Öfke çağında adalet dengesi... Hıncımız haddi aşmamıza neden olmasın… Mesele savaşta insanlığımızı kaybetmemek...
Mücadeleyi kazanabiliriz, fakat kendimizi kaybedersek asıl o zaman yok oluruz...
Ahlakı askıya alarak mücadeleyi sürdüremeyiz... Belki de en ağır imtihan alanımız ahlaki boyuttur...
Mücadele ahlakı mücadele hukukundan önce gelir… Çünkü ahlakın desteklemediği hukuk metinlerinin satırlarda kaldığına tarih şahittir...
Peygamber Efendimizin bizlere sunduğu muhteşem mücadele ahlakı öğretisi tüm güzelliği ile çağa taşınmayı bekliyor...
Onun ahlaki mirasını bu çağda sürdüren üç İslami direniş hareketinden üç kesit paylaşmak istiyorum:
1- Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MİLF) ve lideri; Selamet Haşimi
2- Bosna'da Genç Müslümanlar Hareketi ve lideri; Aliya İzzetbegoviç
3- İslami Direniş Hareketi (HAMAS) ve lideri Şeyh Ahmed Yasin
Üç farklı coğrafya, üç farklı cephe, ancak aynı ahlaki temeller üzerinde sürdürülen ve yükselen bir direniş...
Selamet Haşimi direnişin en zorlu günlerinde, Barira bölgesinde, düşman askerlerini tuzağa düşürüyor, ciddi kayıplar verdiriyor. Çatışmanın en sıcak bir anında üç saatlik bir ateşkes emri veriyor ve düşman güçlerine sesleniyor:
“Gelin cesetlerinizi alınız, insan olmaları hasebiyle bizim ölülere saygımız var. Onların yırtıcı hayvanlar tarafından telef olmasını istemiyoruz.”
Üç saatlik bir aradan sonra çatışmaya kaldığı yerden devam ediyor. Düşman askerlerinin ölülerine bile gösterilen duyarlılık... İşte Müslümanlık farkı...
Selamet Haşimi'nin kaleme aldığı tek bir kitabı var... Mücadele Ahlakı... Bunu da kadroların eğitimi için yazmış...
Aliya İzzetbegoviç... Bosna direnişi yıllarında en titiz olduğu husus: Direniş ahlakı... Temel ilke düşmana benzememek...
"Biz düşmana benzediğimiz zaman savaşı kaybederiz. Bizim bir savaşımız varsa, bir de ahlakımız var. Sırplar bizim öğretmenimiz değildir."
Kurucu lideri Şeyh Ahmed Yasin olan Hamas... Meşruiyet, masumiyet, mazlumiyet zemininde yıllardır muhteşem bir mukavemet sürdürüyor... Öyle ki maşeri vicdanı fethetti, Siyonistleri küresel vicdanda mahkûm etti...
Bugün en son yaşanan Gazze savaşında askeri üstünlük İsrail'de olsa bile ahlaki yücelik Kassam Tugaylarında...
Esir takası esnasında İsrailli kadın rehine Kassam askerine ne demişti?
"Bizim ordumuz çocuklarınızı, yaşlılarınızı, gençlerinizi öldürdü. Halkınıza soykırım uyguladı. Ama siz... Siz beni koruyorsunuz, yedirip, içiriyorsunuz, bana hediye veriyorsunuz. Bu esaretimde aldığım "mezuniyet belgesi" hayatımın en önemli belgesi olacak! - Siz hangi insan hamurundan yaratıldınız? - Peki ya burada, Gazze'de sizinle kalmak istersem?