Tam 20 yıl oldu... 2006 yılının Ağustos ayında bir miraç gecesinin gündüzünde Şehzadebaşı Camisinin avlusunda iki yüz civarında güzide insanın “Namaz Gönüllüleri Platformu” için start verdiği buluşma üzerinden geçen süreç 20 yıl... Dile kolay...
Bu platformun tek bir derdi vardı; namaz bilincini mabedlerden meydanlara, geniş halk kitlelerine nasıl taşıyabiliriz?
Onlarca âlim, aydın, akademisyen, entelektüel, sanatçı, düşünür, kanaat önderi, cemaat lideri, eğitimci, gönül insanı bu amaç etrafında platform çatısı altında bir araya geldi...
Namaz Platformu dediğim; adresi, mâkanı, bütçesi, tüzüğü, tabelası, teşkilatı, hiyerarşisi olmayan farklı bir oluşumdu... Kelimenin tam anlamı ile gönüllülük ve özveri üzerinden gelişen, büyüyen, dalga dalga yeryüzüne yayılan bir yapı idi...
Kalbi, hasbi, fıtri duygularla adanmış dava erlerinin yüreklere yürüme seferberliği idi...
Farklı mezhep, meşrep, grup, hizip, cemaat, cemiyet, ekol, okul, etnik köken mensubu hocalarımızın namaz ortak paydasında bir araya gelme ve insanımıza secdeyi sevdirme çabasıydı...
Farklılıkları zenginlik görme erdemi ile işe başlandı... Kimse kendi özelini bu zeminlere taşımayacak, taraftar edinme fırsatçılığına tenezzül etmeyecek prensibi ile yola çıkıldı...
Sanıyorum yakın tarihimizde ilk defa farklı yapılarda ve anlayışlarda bu kadar hoca, âlim, hatip bir araya geliyordu... Belki de halk nezdinde büyük teveccüh görmenin bir nedeni de bu idi... Hocaların tartışma ve kavgasından bizar olan Müslümanlar, farklı hatipleri aynı masa etrafında bir arada görünce gözlerinin içi gülüyordu...
Namazla ilgili mezhebi, fıkhi, ictihadi tartışmalardan uzak durduk... Yeter ki insanımız namaz kılsın, hangi mezhebe, fetvaya tabi olursa olsun, sorun değildi… Önemli olan bir kişinin daha namaza başlamış olmasıydı...
Namaz kılmayanları tekfir, tenkit etmek yerine tebliğ etme yolunu seçtik... Konunun tartışmasına, münakaşasına girmeden, ikna ve ıslah niyeti ile irşada yoğunlaştık…
Namazın şekil şartları, ilmihal bilgilerinden daha çok şuur ve şiar boyutuna ağırlık verdik...
Namaz kervanının kapısı herkese açıktı... Sünnisi, sufisi, selefisi, dervişi, devrimcisi, radikali, gelenekseli, yenilikçisi namaz bilinci için sahada yerini almıştı…
Diyebilirim ki, Türkiye'nin yakın tarihinde bu kadar kapsamlı, kuşatıcı, yaygın, etkin, seri hareket eden bir faaliyet yoktur…
Bir tevhid eylemi olan namaz, ümmetin tevhidine, vahdetine kapı aralamış oluyordu...
Namaz tüm ibadetlerin mecmuası idi... Gördük ki, Müslümanların içtimasına da vesile oluyor…
Mucize bir ibadet olan namazın miracını yaşadık...
Namaz adeta platformu uçurdu... Havada, karada, denizde, demiryollarında kesintisiz namaz seferleri devam ediyor... Seferi, hazeri, süvari, piyade namaz hocaları 7/24, dört mevsim, yedi iklim, yedi kıtada namaz çağrısı yol alıyor...
Kendi açımdan bakacak olursam, ömrümün en bereketli günleri... Önyargılar, zanlar, kinler, bağnazlıklar, buğzlar, namaz platformu potasında eridiğini gördüm… Namazla oluşan ünsiyet, ülfet, muhabbet kalıcı güzelliklere kapı aralıyor…
Şu geride kalan 20 yıl içinde binlerce okul programı... Okul dedimse; üniversite, fakülte, yüksekokul, KYK, özel yurtlar, özel kolejler, orta öğretim, ilkokul, meslek liseleri, gençlik merkezleri, medreseler, camiler, kurslar, kamplar, vakıf, dernek, sendika, akademi, enstitü, mesleki teşekkül, odalar, barolar, spor kulüpleri, üniversite toplulukları, cezaevleri, tatil beldeleri hepsi ve daha nicesi namaz platformunun kapsam alanında idi...
Neden namazı öne çıkardık?
Yola çıkarken namaz ile söze başlayınca kapıların ve kalplerin açılacağını tahmin ediyorduk... Namaz ile giriş yapınca diğer gündemlerin de konuşulabileceğine kanaat getirmiştik... Nihayet bu platform kendini sadece namaz ile sınırlamadı... Sırasınca gençlik sorunları, aile krizleri, ahlak meselesi, Kudüs davası, tevhid hakikatleri hikmetli bir dille sunuldu…
Ayrıca gerek namaz kılan, gerekse namaz kılmayanların herkesin namaz konusunda sıkıntıları olduğunu gözlemledik…
Bir türlü namaza başlamayanlar... Başlayıp da istikrarlı sürdüremeyenler... Düzenli kılıp da namazda huşu bulamayanlar... Veya ailesinde namaz kılmayanlardan dolayı ızdırap çekenler… Bu ve benzeri durumlar namaz programlarına ilgi oldukça yüksekti.
Doğu Anadolu'da kışın -27 derece de, Güneydoğu'da yazın +40 derece namaz programları yaptığımızı hatırlıyorum...
20 yıldır namazın gizemli dünyasında geziniyoruz, gizli güzelliklere mazhar oluyoruz... Sanki namaz üzerinden gerçekleşen bir keşif hareketi. Önce kendimizi, sonra kardeşlerimizi, Anadolu insanını keşfettik…
Sadece salon buluşmaları değil, TV, radyo, sosyal medya, kısa film, tiyatro, roman, öykü, şiir, müzik formatında namaz bilinci çalışmaları...
Bu süreçte namaz bilincini işleyen yayınlanmış kitap sayısı iki yüzü aşmış durumda…
Namaz için yola çıkanlar yolda kalmadı...
Secdeyi sevdirme seferberliğimizin semereleri ile Rabbim bizleri sevindiriyor…
O an salonda namaza başlamak için söz verenler, sonrasında aldığımız güzel geri dönüşler, dualar… İlk defa böyle bir programa katılanların tepkisi, ilgisi, duygusu, anıları yazılsa ciltlere sığmaz...
Platformun ilk yıllarında, namazın platformu mu olurmuş diye dudak bükenler, bir defa olsun programa katıldıktan sonra bakışlarının nasıl değiştiğini yakından müşahede ettik…
Aldığımız her yeni bir namaza başlama müjdesi ile daha bir kanatlandık…
Gün geçtikçe anladık ki, namaz sadece namaz değilmiş... Gaybi, şuhudi hikmetler, ibretler saçıyor… Zuhurat, füyuzat, marifet, maneviyat, hikmet meyveleri sunuyor… Rabbanileşme yolunda en güzel azık oluyor...
Platform geleneğinde belki bir ilk yaşanıyor... Diğer platformlarla mukayese edildiğinde…
Namaz platformu belki en yaşlı platform ama hâlâ genç...