Bundan otuz küsur yıl önce Rabbim nasip etti “İZM” kafasından kurtuldum, yalnızca Allah’a kul olmaya karar verdim.
Böyle olunca da çevre değiştirdim, muhafazakâr arkadaşlarım oldu.
O zamanlar tanıştığım Merhum Mustafa Karahansanoğlu Ağabey bana “Serdar, sen farklı bir çevrede büyümüşsün, dolayısıyla özgüvenin yüksek, kompleksin yok. Bizim camiada maalesef yıllar yılı ezilmiş olmaktan kaynaklanan aşağılık kompleksi hakim. Biz Cuma Dergisi ekibi olarak bu psikolojinin aşılması için gayret sarf edeceğiz.” demişti.
Toprak kokan insanların pekçok meziyetleri var ama bir çoğu baskı altında büyüdükleri, kafalarına “rejim güçleri” tarafından sürekli tokmak indirildiği için “tedirginlik” duyuyorlar.
Bir de “kültürel iktidar” hep “derin sol”da ve “lejyoner takımında”, kriptolarda olduğu için hep dışlanmışlar…
Karşılarındakileri çok büyütüyor, bir yerlere geldiklerinde de onların gözüne girmeye çalışıyor, kendi adamlarına tepeden bakmaya başlıyorlar.
Bu da bünyede küskünlüklere, kırgınlıklara yol açıyor.
Bu camiadan biri mağdur edildiğinde, onu bu mağduriyetten kurtarmak için hep birlikte hareket etmek varken, zalimlere yardımcı olmak gibi durumlar da görüyoruz…
Karşı taraftan biri, bu taraftan birini hedef aldığında, onların gözüne girmek ya da hedef alınan kişiden “ayrışmak” için saldıranlara destek veriliyor.
Böyle olunca da…
Her zor duruma düşen, her hedef alınan neredeyse yalnız kalıyor.
Mücadelesini neredeyse tek başına vermek mecburiyetinde kalıyor.
Zaman içinde gerçek dostu, düştüğü zaman elinden tutanı olmadığını, olmayacağını iyice anlayınca da…
Ya içeriyi eleştiride sertleşiyor ya da kabuğuna çekiliyor.
Böyle olunca da meydan omurgasızlara kalıyor.
Sağlam duruşu olanlar, kıyıda kenarda bekliyor…
Teker teker örnek vermek istemem.
Birçok mağdur var.
Karşı tarafın yol açtığı mağduriyetlere, bu tarafa sinmiş aşağılık kompleksinden kaynaklanan destekler de eklenince…
İnsanlar yılıyor.
Küsüyor ya da kızıyor.
Bizim camiadan bir yerlere gelmişlerden bazılarının akılları sıra tepeden bakma hallerine ben de muhatap oldum.
Şükürler olsun ki her seferinde de hadlerini bildirdim.
Geri çekilmedim…
Bir yandan zalimlerin, diğer yandan da “eziklerin” üzerine gittim.
Kendimce mücadele verdim.
Gelinen noktada bugün ortaya konulan tavırlar önümüzdeki kritik süreçlerin sonuçlarını da belirleyecek.
Eziklikler devam ederse küskünlükler, kızgınlıklar artar.
Bu da birilerinin işine yarar.
Bazı sonradan görme “arkadaşlar” karşı tarafın kendilerine “hoş” bakacağını, onların gözüne girmek için kırk takla atmanın işe yarayacağını düşünmesinler.
Zannetmesinler.
Arif olan anlar.
Anlayana sivri sinek saz!
Kafam bozuldu işte.
Gidiyom ben”!