Yunus Nadi’nin Sertel’leri himâyesi

Yunus Nadi’yle Selânik’de başlıyan işbirliği, uzun seneler devâm etti. Yunus Nadi, Sertel’lerle sâdece işbirliği yapmıyor, hattâ onları himâye ediyordu. Bu çerçevede, 1930’lu senelerde, onlarla müştereken Hayat Ansiklopedisi’ni neşretmişti. Bu müşâhede, (bâzı delîlsiz, indî iddiâlar, hatâlı bilgiler ve tarafgîr bilgiler gibi ciddî kusûrlarına rağmen matbûât târihi tedk̆îk̆lerinde ihmâl edilmiyecek bir mêhaz olan) Basında Kavgalar’ın müellifi gazeteci Tekin Erer’e âiddir:

“Zekeriya Sertel, Yunus Nadi'nin de iyi arkadaşı idi. Yunus Nadi bu arkadaşını himaye etmek ve maddeten korumak için, [ona] o zaman neşrettiği Cumhuriyet'in Hayat Ansiklopedisi'nde büyük selâhiyet ve vazifeler vermişti.” (Tekin Erer, Basında Kavgalar, İstanbul: Rek-Tur Kitap Servisi, 1965, s. 18)

1-204

Yunus Nadi’nin, -Tan’la kalem münâkaşası esnâsında kullandığı ağır ifâdelerle- “aslen Türk olmıyan” ve “memleket sevgisinden mahrûm bulunan” Sabiha Zekeriya Sertel’in 1935 Haziran ve Temmuz’unda Cumhuriyet gazetesindeki fıkraları…

***

Tekin Erer'in bu müşâhedesini Zekeriya – Sabiha Sertel çiftinin kızı Doç. Dr. Yıldız Sertel de têyîd ediyor:

“Babamın mahpusluğunda [1931'de, Resimli Ay'ın ortaklar arasındaki ihtilâf yüzünden kapandığı ve Zekeriya Sertel'in 1,5 sene mahpus yattığı devrede], annem, gene her gün Babıâli'ye taşınıyordu. Bu sefer, babamınYunus Nadi ile beraber başladığı Hayat Ansiklopedisi'nin işleri ona kalmıştı. Bize anneannem bakıyordu.

“Babamın mahpusluğu da tuhaf bir mahpusluktu. Hafta sonları eve geliyordu. Dişçiye gitmek için dışarı çıkmasına müsaade edilmişti. Dişçiden sonra eve gelir, bizimle beraber yemek yerdi. Bu olay, Cumartesi günleri olurdu. […]

“(Annem,) gündüzleri Ansiklopedi'de çalışıyor, geceleri çeviriler yapıyordu: Karl Kautsky'nin Sınıf Kavgası, Adoratski'nin Diyalektik Materyalizm, August Bebel'in Kadın ve Sosyalizm adlı yapıtlarını, hep, Resimli Ay kapandıktan sonraki yıllarda Türkçe'ye çevirmiştir. [Sertel'ler, o vakit, Resimli Ay yerine Resimli Şark'ı neşretmiye başlamışlardı…]

“Babam, 3 yıl için girmiş olduğu hapisten 1,5 yıl sonra çıkınca her şey yine değişti. Uzun zamandan beri ilk defa kendi yapmak istediği işler için boş vakit bulabilmişti annem. Çeviri işine hız verdi. Marksist, sosyalist yayınlar yanında, çocuk yayınlarına da önem verdi. İlh…” (Yıldız Sertel, Annem Sabiha Sertel Kimdi, Neler Yazdı?, İstanbul: Yapı Kredi Yl., 1994, ss. 165-166)

Dahası, Hayat Ansiklopedisi’ndeki işbirliğinden mâadâ, Sabiha Sertel, 1935 senesinde ve ayda birkaç def’a, Cumhuriyet gazetesinde, “Siz de Bu fikirde misiniz?” sütûn başlığı altında fıkralar neşrediyordu…

Türkiye’deki Komünist Hareketinin lider kadrosuna mensûb olan ve bu hareketin Memleketimizde de neşvünemâ bulmasında büyük têsîr içrâ eden Sertel’ler ile Yunus Nadi ve Kemalist Rejim arasındaki bu işbirliği, şüphesiz, pek mânîdârdır…

Cumhuriyet, Kemalist Rejimi halka sevdirmek esâs vazîfesiyle neşriyâta başladı

Sabiha Sertel’in bu îzâhatına nazaran, Mustafa Kemâl’in Cumhuriyet gazetesini têsîs ettirme sebebi, Terak̆k̆îperver Cumhûriyet Fırkası (TCF) “muhalefetine karşı halkı aydınlatmak emeli”dir; Zekeriya Sertel’e nazaran ise, “Hilâfet propagandasına karşı Cumhuriyet rejimini savunmak ve onu halka sevdirmek ve mal etmek”… İster TCF muhâlefetiyle, isterse Hilâfet propagandasıyle mücâdele bahis mevzûu olsun, her hâlükârda, iki şahâdete nazaran da, esâs mes’ele, Kemalizmi halka benimsetmekdir…

Mustafa Kemâl, Mehmet Zekeriya Sertel’i, 1923’te, Mutbûât Umûm Müdürlüğü gibi fevkalâde mühim bir mevk̆ie getirmişti. Fakat o, kendi ifâdesine nazaran, Kemalist Hük̃ûmetin sansürcü siyâsetine uygun bir Matbûât Umûm Müdürü olamıyacağına kanâat getirerek vazîfesinden istîfâ ediyor ve İstanbul’a dönmek üzere hazırlanıyor. O esnâda, Mustafa Kemâl, ona bir başka büyük vazîfe veriyor:

“Hareketimden bir gün önce, Yunus Nadi Bey beni evine davet etti. Uzun zaman Atatürk'ün İçişleri Bakanı olan Şükrü Kaya da yanındaydı. Şükrü Kaya'yı çok eskiden tanıyordum. [Zekeriya Sertel, İstanbul'un işgal altında olduğu 1919 senesinde, başında Şükrü Kaya'nın bulunduğu Muhâcirîn ve Aşâyir Umûm Müdürlüğü'nde, Aşâyir (Aşîretler) Şûbesi Müdürü olarak çalışmıştı…]

“Yunus Nadi, İstanbul'da gündelik bir gazete çıkarmayı düşündüğünü, beraber çalışmak isteyip istemediğimi sordu.

‘- Görüyorsun, dedi, ortalıkta bir hilâfet propagandası var. Biz buna karşı Cumhuriyet rejimini savunmak durumundayız. Cumhuriyeti halka sevdirmek ve mal etmek görevi bize düşüyor. Fakat ben burasını bırakıp İstanbul'a gidemiyorum. İstanbul'da bu gazeteyi beraber çıkarmamıza razı mısın?'

“Bu teklif hoşuma gitti. Çünkü benim de hedefim gündelik bir gazete çıkarmaktı. Önüme bir fırsat çıkmıştı.

“Yunus Nadi, Nebizade Hamdi [A. Hamdi Ülkümen] ve ben, bir araya gelerek bir şirket kurduk. On biner lira sermaye koyduk. Gazeteyi hazırlayıp çıkarmak görevi bana verildi. Gazetenin adı Cumhuriyet olacaktı. Sevinçle İstanbul'a döndüm ve işe başladım.” (Zekeriya Sertel, Hatırladıklarım, İstanbul: Remzi Kitabevi, 2001 -ilk baskısı: 1968-, s. 114)

Üçüncü ortak, Mustafa Kemâl'in “Selânik Yârânı”ndan, 1920-1943 senelerinin Trabzon Meb'ûsu Nebîzâde Hamdi Bey (Ahmet Hamdi Ülkümen; Selânik, Serez, 1888 – İstanbul, 23.2.1969), İttihâd ve Terak̆k̆î Komitası’nın Selânik'de (1910'dan îtibâren ve Yunus Nadi'nin idâresi altında) intişâr eden Rumeli gazetesinde berâber çalıştıkları günlerden beri Zekeriya Sertel'in yakın arkadaşı idi.

2-130

(Naci Sadullah'ın Mehmet Zekeriya Sertel'le röportajı, Yedigün, 15.8.1934, No 75, s. 7)

“Kemalist Türkiye”nin inşâsında ve Marksist Cereyânın serpilip gelişmesinde (eşi Sabiha Sertel ve kayınbirâderleri Celâl Derviş Deriş, Osman Neş’et Deriş, Mecdi Derviş Eren, Hidayet Derviş Eren ile berâber) büyük têsîr icrâ etmiş bir gazeteci, fikir adamı ve TKP Politbüro Âzâsı: Mehmet Zekeriya Sertel…

***

Z. Sertel, Türkiye'de asrî gazeteciliği başlatmıya çalışıyor

Cumhuriyet Gazetesi nasıl kuruldu?

“Ben Amerika'da üç yıl gazetecilik okumuştum. New York'taki Columbia Üniversitesi'nin ‘Gazetecilik Okulu' dünyada kurulmuş ilk gazetecilik kurumuydu. Burada gazeteciliğin inceliklerini ve sanatını öğrendim. O vakte kadar gazeteci geçinirdim. Fakat okula girdikten sonra bu alanda ne kadar bilgisiz olduğumu anladım. Haber nedir, nasıl toplanır, nasıl yazılır, gazetede neler bulunması gerekir, okurun istek ve ihtiyaçları nasıl öğrenilir ve bunlara nasıl cevap verilir, kaç türlü okur vardır, her okurun gazetede aradığı nelerdir? vb… vb…

“Bütün bunları bilmeden o vakte kadar nasıl gazetecilik yaptığıma ben de şaşırıyordum. Okulda öğrendiklerimi memlekete dönüşte nasıl uygulayabileceğimi düşünüp projeler hazırladım. İşte şimdi bu projelerden birini gerçekleştirmek olanağı belirmişti. Öyle yepyeni, öyle güzel ve çekici bir gazete yapacaktım ki İstanbul basın âleminin parmağı ağzında kalacaktı.” (Sertel Z. 2001: 115)