İki gazete arasındaki münâkaşa neşriyâtının listesi
Her iki gazetenin kalem münâkaşası çerçevesinde neşrettikleri başmakâle, fıkra ve makâlelerin târih sırasıyle bir listesi aşağıdadır:
- Tan, 13.10.1937, s. 5, Mehmet Zekeriya (Sertel), (Goebbels’in Nürnberg Nutku hakkında) “Ne Demek İstiyorlar?”;
- Cumhuriyet, 14.10.1937, ss. 1 ve 2, Yunus Nadi, “Maatteessüf Üniversite tam istediğimiz müessese olamadı”;
- Tan, 14.10.1937, ss. 1 ve 8, Ahmet Emin Yalman, “Türkiyede Yalnız Türk Davası Yürür”;
- Tan, 16.10.1937, ss. 1 ve 10, Ahmet Emin Yalman, “Üniversite Ecnebi Profesörleri”;
- Tan, 17.10.1937, s. 5, Sabiha Sertel, “Herr Goebels [Goebbels] Doğru Söylüyor”;
- Cumhuriyet, 18.10.1937, ss. 1 ve 2, “Bir nutuk üzerinde koparılan lüzumsuz gürültüler… Kemalizm, her rejimle dost geçinebilecek ve hiç birile mücadeleye lüzum görmiyecek kadar olgun, kuvvetli ve asildir. Muharrirlere Türk camiasının Kemalizme karşı beslediği sarsılmaz bağlılığı görmelerini tavsiye ederiz.”;
- Tan, 19.10.1937, ss. 1 ve 9, Ahmet Emin Yalman, “Çok Lüzumlu Bir Hassasiyet; Soruyoruz: Bir Türk gazetesinin Alman Propaganda Nazırına avukatlık etmesi caiz mi, değil mi?”;
- Tan, 19.10.1937, s. 5, Sabiha Sertel, “Cumhuriyet Gazetesi Goebbels’in Müdafaa Vekili midir?”;
- Tan, 19.10.1937, s. 5, Gazete nâmına imzâsız makâle, “Biz telâş ediyoruz, Doğru… Fakat siz, niçin Telâş ediyorsunuz?”;
- Tan, 19.10.1937, s. 2, Haber, “Maarif Vekâleti, gazetelere, yabancı profesörlerden memnun olduğunu tamim etti”;
- Cumhuriyet, 20.10.1937, ss. 1 ve 6, Yunus Nadi, “Lâf anlıyan beri gelsin! Ecnebi hocalar meselesinin, her ortaya çıktıkça, sağa sola yalpa vururken, fazla olarak Türk irfan ve haysiyetine de darbeler indirdiğini ve buna hiç tahammül etmediğimizi ve edemiyeceğimizi söylemeğe mecburuz. Onları müdafaa vesilesile de olsa kimsenin memleketi tahkir etmeğe hakkı yoktur. Ecnebi hocalar Hotanto kabilesine değil, Türkiyeye geldiler. Onları niçin getirdiğimizi bilerek biz getirdik. Buraya gelirken onların da muvafakat ederek geldikleri bu maksadın fevt olmasına göz yummamakta elbette mazuruz. Meselede şahsiyet değil, iş ve maksad vardır.”;
- Cumhuriyet, 20.10.1937, s. 3, Gazete nâmına imzâsız makâle, “Propaganda yapan kimdir? Gürültünün içyüzünü meydana vuruyoruz! Bu yaygaradan maksadları, ötedenberi alet oldukları komünizm propagandasını gizlemektir”;
- Tan, 21.10.1937, ss. 1 ve 10, Ahmet Emin Yalman, “Dünyaya ve Kendimize Bir Borcumuz”;
- Tan, 21.10.1937, ss. 1 ve 5, Ahmet Emin Yalman, “Muhafazakârların ve Mürtecilerin eski silâhı: Menfi Hisleri Kabartmak ve Taşırmak, Asıl Davanın İzini Kaybettirmek…”;
- Tan, 21.10.1937, s. 5, Sabiha Sertel, “Meselenin İçyüzü”;
- Cumhuriyet, 21.10.1937, ss. 1 ve 2, Peyami Safa, “Kim faşist ve kim komünist?”
- Tan, 22.10.1937, ss. 1 ve 2, Ahmet Emin Yalman, “ ‘Cumhuriyet’in Yazılarının Şuurlu Vatandaşlarda Akisleri… Her Taraftan Tavsiyeler: Şu Cevabı Yaz, Şu Serlevhayı Koy…’ ”;
- Tan, 22.10.1937, s. 5, M. Zekeriya (Sertel), “ Davanın İçyüzü”;
- Cumhuriyet, 22.10.1937, ss. 1 ve 3, Yunus Nadi, “Filân hoca veya falan zümre değil: Bütün Üniversite… Üniversitemizin son şeklini ideal bir muvaffakiyet sayanlar müsterih olsunlar. Biz Üniversiteye temas ederken bir kısım hocaların filen san’at icra edip etmemelerini gözönünde tutuyor değiliz”;
- Cumhuriyet, 22.10.1937, s. 1, Yunus Nadi, “Ahmed Emin Yalmana”;
- Cumhuriyet, 22.10.1937, ss. 1 ve 6, Gazete nâmına imzâsız makâle, “Acaba bu vesikalara ne buyuracaklar? İçlerinde bize saldıranlar da olduğu halde, müseccel komünistlerin propaganda neşriyatını göz önüne koyuyoruz”;
- Cumhuriyet, 22.10.1937, s. 3, Gazete nâmına imzâsız makâle, “Propagandayı yapan kimdir? Komünistler davaya fesat karıştırıyorlar… Daha sekiz on sene evvel, İstiklâl mahkemelerinde aylarca sürünenler mi vatandaşları irticala itham edecekler?”;
- Tan, 23.10.1937, ss. 1 ve 5, Ahmet Emin Yalman, “Derebeyi Nasıl Düşünür? Yunus Nadi Kendi Kendisini Teşhir Ediyor!”;
- Tan, 23.10.1937, s. 5, Ahmet Emin Yalman, “Türk gazeteciliğinin halle muhtaç bir davası… Gazeteci ‘Nadi’, İş Adamı ‘Nadi’yi Cumhuriyet Matbaasından Kapıdışarı Etmeli!”;
- Cumhuriyet, 23.10.1937, s. 3, Peyami Safa, “Susmak cürmü”;
- Cumhuriyet, 23.10.1937, ss. 1 ve 3, Yunus Nadi, “Üniversitemizde varmak istediğimiz gaye ile içinde bulunduğumuz vaziyet”;
- Cumhuriyet, 23.10.1937, ss. 1 ve 3, Gazete nâmına imzâsız makâle, “Propagandayı kim yapıyor? Vesikalar serisine bir daha ilâve ediyoruz… Baştan aşağıya kadar bolşevik propagandası yapmak istiyen bu mecmuayı da onlar çıkardı!”;
- Tan, 24.10.1937, ss. 1 ve 5, Ahmet Emin Yalman, “Kirli işlerle mücadele etmekten yılmıyorum”;
- Tan, 24.10.1937, s. 5, Sabiha Zekeriya (Sertel), “Serseri Köpeklerle Mücadele”;
- Tan, 24.10.1937, s. 5, Mehmet Zekeriya (Sertel), “Gazeteciliğimizde Münakaşa Terbiyesi… Halkımızda Münakaşa Terbiyesi…”;
- Tan, 25.10.1937, ss. 1 ve 8, Ahmet Emin Yalman, “Ortada Mühim Bir rejim Davası Var! Siyasî Nüfuzunu Menfaat İçin Kullanan, Şüpheli İşlerden Baç Aldığı Söylenen Yegâne Belâlıdan Hesap Aramak Lâzımdır”;
- Cumhuriyet, 25.10.1937, s. 1, Yunus Nadi, “Ahmed Emin Yalman’a”;
- Cumhuriyet, 25.10.1937, s. 3, F. O. rumûzuyle, “Büyük Şefin ‘nutuk’unda dönmenin mahiyeti… Mahud Yalman Atatürkün kurduğu sistemi ‘Kahredici bir cehennem ve meş’um gidiş’ olarak tavsif ve telkin ediyordu”;
- Tan, 26.10.1937, ss. 1 ve 10, Ahmet Emin Yalman, “ ‘Yunus Nadi’nin İş Dolaplarından Birkaç Misal Daha: Soma Madeni, Petrol ve Buğday İşleri… Yuttuğu Lüpü Fil Yutsa Çatlardı!”;
- Tan, 26.10.1937, s. 5, Sabiha Zekeriya (Sertel), “Fikir Kavgası”;
- Tan, 26.10.1937, s. 5, Gazete nâmına imzâsız haber, “ ‘Yunus Nadi’ Küfürlerinin Efkârı Umumiyede Bıraktığı Akisler”;
- Tan, 26.10.1937, s. 5, Mehmet Zekeriya (Sertel), “Kavganın Faydası”;
- Cumhuriyet, 26.10.1937, ss. 1 ve 3, Yunus Nadi, “Müfteri, şimdi de inkılâb ve rejime saldırıyor”;
- Tan, 27.10.1937, ss. 1 ve 8, Ahmet Emin Yalman, “Temizlik Mücadelesi… ‘Nadi’ işi kapanmıyacak, ince tetkiklerden geçecek… Bazı gazeteler bahsin kapanmasını istiyorlar. Fakat bu işin kapanması, Türk gazeteciliğinde kirli eller bulunmasına müsamaha etmek olur. Bu gazeteciler buna razı olurlar mı?”;
- Cumhuriyet, 27.10.1937, s. 1, Yunus Nadi, “Efkârı umumiye hükmünü vermiştir” (Münâkaşanın son makâlesi);
- Cumhuriyet, 31.10.1937, s. 3, Yunus Nadi’nin takdîmiyle münâkaşa hakkında “Ulus’un bir makalesi”.
Aşağıda, evvelâ, yeni têsîs edilen “Kemalist Üniversite”ye müessis kadro olarak dâhil edilen Yahûdi akademisyenlere dâir kalem münâkaşasının, arkasından da, iki gazete arasında, Goebbels’in hitâbesi etrafında koparılan fırtınanın üzerinde duracağız.
Yahûdi akademisyenlere dâir kalem münâkaşası
Bu husûstaki münâkaşa, Yunus Nadi’nin, Üniversite’ye alınan Yahûdi akademisyenlerden ümîd edilen semerenin alınmamasından şik̃âyet eden ve bu hâlin sebebinin belki de bahis mevzûu akademisyenlerin alelacele seçilmesi olduğunu ileri süren “Maatteessüf Üniversite tam istediğimiz müessese olamadı” başlıklı makâlesiyle (Cumhuriyet, 14.10.1937, ss. 1 ve 3) başlıyor. Başmakâlesinin başlık altı:
“Üniversitemizde yabancı hocalardan hiç olmazsa bir kısmının talebe okutmak, adam yetiştirmek ve ilmi yükseltmek yolunda lâyıkile çalışmaktan sanki bililtizam ve bilhassa uzak kalmağa itina eder gibi hareket ettiklerinden şikâyet etmek istiyoruz.”
şeklindedir.
Uzunca bir paragrafla, “ecnebî hocalardan bilhassa bir kısım hekimlerin mukaveleleri haricinde san’at icra etmelerinden” yakındıktan sonra asıl şik̃âyet mevzûuna geliyor. Ona göre, Yahûdi akademisyenler, kendilerine kucak açan bu Devlete karşı minnet hissi içerisinde canla başla çalışacakları yerde, “yalnız kendi nefslerini düşünen” bir tavır içerisindedirler. Öyleyse, belki de, uymadıkları mukâvelenin Hükûmetimiz tarafından iptâl edilmesi lüzûmunu düşünmek lâzımdır:
“Niçin Üniversitemize Avrupadan hocalar getirmeği düşünmüş ve yapmıştık? Çünkü mesaimizi Avrupaî bir metoda irca ederek bu en yüksek irfan müessesemizi Avrupadaki emsalile omuz öpüşen ileri bir seviyeye ulaştırmak istiyorduk. […]
“Antisemit hareketiyle Almanya hâricine atılan ilim adamlarını âdetâ toptan almıya müsâraat etmiştik”
“Eğer seçmede isabet edebilmiş olsaydık mesele hallolunup gitmiş bulunacaktı. Bugün acı düşüncelerle tesadüfün bizi sevkettiği aceleyi itham etmek mecburiyetinde kalıyoruz. Nasyonal sosyalizmin antisemit hareketile Almanya haricine atılan ilim adamlarını sanki okazyon [ikinci el] işporta malları imiş gibi adeta toptan almağa müsaraat etmiştik. Anlaşılıyor ki hata burada olmuştur.
“O zamanki saf kalbli yüksek düşüncelerimizi hatırlıyoruz: Yurdundan, ocağından ve kürsüsünden uzaklaşmak ıstırarına sürülmüş adamlara kucağımızı açmakla onların minnetlerini ve bizim aramızda bütün bir vicdan heyecanile çalışmalarını kazanmış olacağımızı sanıyorduk. Durup dururken kendi vatanından ve işinden uzaklaştırılan adamın dünyaya karşı yalnız kendi nefsini düşünen bir itimadsızlığa uğrıyacağını hesaba katmamıştık.
“Açık konuşmak için ortada maddî ve manevî herhangi bir okazyon [vesîle] bulunduğunu iddiaya da imkân yoktur. Akdettiğimiz mukavelelerle Avrupanın her tarafında tasavvur ettiğimiz yüksek işleri görecek liyakatleri biz her zaman angaje [sözleşmeyle istihdâm] edebilirdik. Hiç olmazsa böyle aceleye gelmiyen bir huzurla bunları seçerek getirir ve mukavele şartlarında yalnız bizim tarafın değil, öbür tarafın dahi tam bir itminanla kabulünü temin etmiş bulunurduk. Ne yapacağını bilerek ve bunu kabul ederek gelen adam burada ona göre çalışırdı.