
Venizelos’un Mustafa Kemâl’i Nobel Sul̃h Mük̃âfâtına namzed olarak teklîf ettiği 12 Ocak 1934 târihli Fransızca mektubunun birinci sayfası…
***
“Mustafa Kemâl Paşa’nın millî hareketinin muhâsımlarına galebe çalmasını müteâk̆ib, 1922’de, Türkiye Cumhûriyeti’nin têsîsi, bu istik̆rârsızlık ve taassub hâlini kat’î sûrette nihâyete erdirdi. (L’instauration de la République turque en 1922, lorsque le mouvement national de Moustapha Kemal Pacha triompha de ses adversaires, mit définitivement fin à cet état d’instabilité et d’intolérance.)
“Filhakîka, bir milletin hayâtında bu kadar kısa zamânda bu derece cezrî bir tahavvül ancak nâdiren vâk̆î olmuştur. (Rarement, en effet, fut réalisé en si peu de temps un changement aussi radical dans la vie d’une nation.)
“Hukûk ile dîn mefhûmlarını birbirine karıştıran teokratik bir rejimin hâkim olduğu inhitât hâlindeki bir imparatorluğun yerine, asrî ve millî vasıfta zinde ve cevvâl̃ bir Devlet ikâme oldu. (À un empire en déclin, vivant sous un régime théocratique où la notion du droit et de la religion [les notions de droit et de religion] se confondaient, se substitua un état [État] national et moderne, plein de vigueur et de vie.)
“Büyük ısl̃âhatçı Mustafa Kemâl Paşa’nın öncülüğünde, Pâdişâhların mutlak̆iyet rejimi l̃ağvedildi ve Devlet, açıkça L̃aik bir hüviyet kazandı. Artık bütün bir millet terak̆k̆îye koşuyor, medenî milletlerin ön saflarında yer alma hırsıyle ileri atılıyordu. (Sous l’impulsion du grand réformateur, Moustapha Kemal Pacha, le régime absolutiste des Sultans fut aboli, et l’état [l’État] devint franchement laïque. La nation toute entière s’élançait vers le progrès, ambitieuse, à juste titre de figurer à l’avant-garde des peuples civilisés.)
“L̃âkin sul̃hü tahkîm hareketi, Türkiye’ye Türk unsurunun hâkim olduğu mevcûd görünüşünü kazandıran dâhilî İnk̆ilâblarla atbaşı yürüdü. Filhak̆îka, Türkiye, başka milletlerle mesk̃ûn arâzîsinin kaybını dürüstce kabûllenmekden çekinmedi ve muâhedelerle tâyîn edilmiş milliyet esâsına dayalı siyâsî hudûdlarından samîmiyetle memnûn bir hâlde, Yakın-Şark’ta sul̃hün hakîkî bir istinâdg̃âhı hâline geldi. (Mais le mouvement pour la consolidation de la paix marcha de pair avec toutes les réformes intérieures qui donnèrent son aspect actuel au nouvel état [État] éminemment ethnique de la Turquie. En effet la Turquie n’hésita pas d’accepter loyalement la perte de provinces habitées par d’autres nationalités et, franchement satisfait de ses frontières ethniques et politiques, ainsi définies par les traités, elle est devenue un vrai pilier de la paix dans le Proche-Orient.)
“Eski Osmanlı İmparatorluğu’nun halefi olan bu memlekette meydana gelen büyük tahavvülün netîcelerini ilk hissedenler, Türkiye’yle uzun asırları işgâl̃ eden kanlı mücâdelelerin dâimî bir husûmet hâlinde yaşattığı biz Yunanlılarız. (C’est nous autres Grecs, que des luttes sanglantes tinrent de longs siècles en état d’antagonisme continu avec la Turquie, qui eûmes les premiers l’occasion de ressentir les effets du changement profond survenu dans ce pays, successeur de l’ancien Empire ottoman.
“Ön Asya felâketinin ertesinde, har̃bden bir millî Devlet hüviyetiyle çıkan zindeleşmiş Türkiye’yle bir îtilâf imk̃ânının mevcûdiyetini farkederek, ona dostluk eli uzattık ve samîmî karşılık gördük. (Ayant, dès le lendemain de la catastrophe d’Asie Mineure discerné la possibilité d’une entente avec la Turquie régénérée, issue de la guerre comme état [État] national, nous lui tendîmes la main qu’elle accepta avec sincérité.)

Venizelos’un Mustafa Kemâl’i Nobel Sul̃h Mük̃âfâtına namzed olarak teklîf ettiği 12 Ocak 1934 târihli Fransızca mektubunun ikinci sayfası…
***
“En vahîm ihtilâfların karşı karşıya getirdiği milletlere dahi, -bunlar samîmî sul̃h arzûsuyle hareket etmek şartıyle- aralarında îtilâfı sağlama husûsunda bir nümûne teşkîl edebilecek bu yakınlıktan, gerek bahis mevzûu her iki memleket, gerekse Yakın-Şark’ta sul̃h nizâmının muhâfazası için sâdece hayırlı netîceler istihsâl̃ edilmiştir. (De ce rapprochement pouvant servir d’exemple quant aux possibilités d’entente même entre des peuples que les plus graves divergences ont divisé, lorsque ceux-ci se laissent pénétrer du désir sincère de la paix, il n’est résulté que des bienfaits tant pour les deux pays en cause, que pour le maintien de l’ordre pacifique dans le Proche-Orient.)
“Hâlbuki, sul̃h dâvâsına bu pek kıymetli katkıyı borclu olduğumuz adam, Türkiye Cumhûriyeti’nin Reîsi Mustafa Kemâl Paşa’dan başkası değildir. (Or l’homme à qui cette contribution précieuse à la cause de la paix est due est bien le Président de la République turque, Moustapha Kemal Pacha.)
“Bu mülâhazalar çerçevesinde, 1930’da, Yakın-Şark’ın sul̃h yolunda yeni bir devir başlatan Türk - Yunan Mîsâkının imzâlanması esnâsında Yunan Hükûmetinin Reîsi olan ben, Nobel Sul̃h Mük̃âfâtına Mustafa Kemâl Paşa’yı namzed göstermekle müşerrefim. (J’ai donc l’honneur en qualité de chef du Gouvernement hellénique en 1930, lorsque la signature du pacte gréco-turc marqua une ère nouvelle dans la voie du Proche-Orient vers la paix, de poser la candidature de Moustapha Kemal Pacha à l’insigne honneur du prix Nobel pour la Paix [prix Nobel de la paix].)
“İhtirâmât-ı fâikamın kabûlünü istirhâm ederim, Efendim. (Veuillez agréer, Monsieur le Président, l’assurance de ma plus haute considération.)
“E. K. Venisélos.”

Venizelos’un Mustafa Kemâl’i Nobel Sul̃h Mük̃âfâtına namzed olarak teklîf ettiği 12 Ocak 1934 târihli Fransızca mektubunun üçüncü ve son sayfası… (Atatürk’ün Millî Dış Politikası; Cumhuriyet Dönemine Ait 100 Belge 1923-1938, Ankara: T.C. Kültür Bak. Yl., 1981, II/241-243; Fırat Üni.’de Yrd. Doç. Dr. Zafer Çakmak, “Venizelos’un Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne Aday Göstermesi”, Erdem, 2008/52: 106-108’den naklen; https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/670789; 7.3.2026)
***
Venizelos’un Mustafa Kemâl’i Nobel’e namzed göstermesinde “Ayasofya Bizans Müzesi” de bir âmil oldu mu?
Dikkate alınması l̃âzım gelen bir rivâyete nazaran, Venizelos’un Mustafa Kemâl’i Nobel Mükâfâtı’na namzed göstermesinde, onun, Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’ni (Şerefli Büyük Ayasofya Câmii’ni) “Bizans Müzesi”ne tahvîl etmesi de müessir olmuştur.
Fâtih Sultan Mehmed’in, askerlerinin ve Fetihden beri bütün ecdâdımızın, ebediyen câmi olarak muhâfaza edilmek üzere kendilerinden sonraki nesillere emânet ettiği Ayasofya Câmii’nin “Bizans Müzesi”ne tahvîlinin “Mutlak Şef”in tâlimâtıyle vâk̆î olduğunu daha evvel neşrettiğimiz bir çalışmayle isbât etmiş bulunuyoruz: Ayasofya Câmii’ne “Bizans Müzesi” Hakâretinin Sahîh Târihçesi; Yeni Söz, 6.11.2022 - 26.5.2023, 198 Tefrika.
Filhakîka, ecdâd yâdig̃ârı en mühim millî timsâllerimizden biri olan Ayasofya Câmii, 1929’dan îtibâren birkaç senelik hazırlıktan sonra, 1934’te, “Mutlak Şef” tarafından (en üstte Mustafa Kemâl’in imzâsını taşıyan 24 Kasım 1934 târihli İcrâ Vekîlleri Hey’eti Karârnâmesiyle) “Bizans Müzesi”ne tahvîl edilmiş, bundan sonra, bütün o ceberût ik̆tidâr senelerinde seslerini çıkaramıyan Müslümanların 1948’de başlıyan büyük mücâdelelerini tâk̆îben, nihâyet, mâhûd Karârnâme, 10 Temmuz 2020’de, Devlet Şûrâsı (“Danıştay”) 10. Dâiresi tarafından bilittifâk iptâl̃ edilmiş, aynı gün, Cumhûr Reîsliği Karârnâmesiyle, Ayasofya, tekrâr câmi statüsü kazanmış ve cemâat-i kübrâ ile kılınan 24 Temmuz 2020 Cumâ Namazıyle, bütün mek̃ânları ibâdete açılmıştır.
Bu mübârek hâdise üzerine, Yunan efk̃ârıumûmiyesinin büyük ekseriyeti ve Yunan Hük̃ûmeti, şiddetli memnûniyetsizlik izhâr etmişler, bu vesîleyle de, “Megalo İdea” safsatasından, dîğer tâbirle Türkiye üzerindeki emperyalist emellerinden vazgeçmediklerini, bu istikâmette her dâim fırsat kolladıklarını gözler önüne sermişlerdir.
O zamân Yunan halkının bu infiâl̃ hâlini haber yapan Yunan gazetecisi Stelyo Berberakis, bu meyânda, Venizelos’un Mustafa Kemâl’i Sul̃h Mükâfâtı için Nobel Komitesi’ne teklîf etmesinin bir sebebinin de Ayasofya Câmii’nin onun tarafından “Bizans Müzesi”ne çevrilmesi olduğunu kaydetmişti. Ayasofya Câmii’nin fiilen ibâdete açıldığı gün, “Ayasofya'nın tekrar ibadete açılması, Yunanistan'da şok etkisi yarattı ve tepkiyle karşılandı” başlığıyle BBC’nin İnternet Sitesinde neşredilen habere nazaran:
“Farklı ülkelerin de ilgisiz kalmadığı bu karar, Türkiye'deki muhafazakâr çevrelerde ne denli büyük bir sevinç yarattıysa, Yunanistan'da bazı çevrelerde bir o kadar derin bir travmaya neden oldu.
“Yunanistan'ın Ayasofya konusunda bu denli duyarlı olmasının nedeni, 1500 yıl ayakta kalan bu mabedin, 1453'te İstanbul'un fethine kadar, resmi dili Helence (Yunanca) olan Hıristiyan Ortodoks dünyasının en büyük kilisesi olmasından kaynaklanıyor.
“Ayasofya, hiçbir zaman, 1828'de kurulan Yunanistan devletinin ya da bin yıl önce Bizans'ın ‘telkinleri ve nüfuzu’ ile Ortodoksluğu kabul eden Rusya'nın mülkü olmadı. Ancak dini ve mezhebi açıdan manevi bağları var.
“Yunan lider Eleftherios Venizelos, Kurtuluş Savaşı'nda Yunanistan'ın yenik düşmesine rağmen Ankara'yı ziyaret ederek dostluk ilişkileri kurduğu Mustafa Kemal Atatürk'ü Nobel Barış ödülüne aday göstermesini, ‘Atatürk'ün Türkiye'yi batılılaştırma hedefiyle cesurca attığı reform adımlarından başka, Ayasofya'yı 1934'te müzeye dönüştürme cesaretine sahip olmasına’ da bağlamıştı.” (Stelyo Berberakis, Atina, 24.7.2020; https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53511163; 25.7.2020)