0
Bölgemizde yeni haritalar çiziliyor, geleceği şekilleniyor mazlum halkların... Oyunlar kurulurken, haritalar çizilirken hem oyunda, hem çizim masasında olmadan hiçbir konuda varlığımız söz konusu olamaz.
Sahada olmayanın masada zaten yeri yoktur. Sahayı boş bırakanın masada kazanmasını beklemek tohum ekmeden ürün beklemeye benzer. Buna da herkes güler...
Dünyanın gidişatını değiştiren, Osmanlı'yı zamanın süper gücü yapan Yavuz Sultan Selim Han'ın Mercidabık ve Ridaniye meydan muharebelerini masada kazanmadığını bilecek kadar tarihini unutmamıştır bu millet...
Bölgemizi kan gölüne çevirmiş sırtlanlar, canavarlar var sahada. Yarın masayı da onlar dolduracak, kararları da bu sahada olanlar verecektir. Onlara fırsat vermemek için bizim hem sahada, hem de masada olmamız şart.
Türkiye olmadan Musul'da yapılabilecek hiçbir oluşum başarılı olamaz. Bu gerçeği tarih boyunca acı hadiselerle tecrübe ettik. Ezilen, geleceği yok edilen hep bölge halkı olmuş, hayali vaadlerle nesiller heba edilmişti. Artık işi ehline verme zamanı gelmiştir.
Kim ne derse desin, Türkiye kahraman halkı ile birlikte 15 Temmuz sonrası oyun kuran Süper bir Güce dönüşmüştür. Çok Uluslu bir saldırıyı püskürtme iradesine sahip bu millet artık süper bir güçtür. Devletleri tarih sahnesine çıkartan halkın ta kendisidir.
Şeyh Edabali'nin nasihatini tutma zamanıdır. "Oğul! Haklı olduğun davadan korkma! Bilesin ki atın iyisine "doru", yiğidin iyisine "deli" derler." Bu millet deliliğini 15 Temmuz'da ispat etti. Şimdi dünya mazlumlarına haklarını iade etmek için hem sahada hem masada olma vaktidir.
Mazlumların dualarını almaya devametmek için Musul'un haklarını savunmak tarihi bir yükümlülüktür.
Niyetimizi yeniden gözden geçirip, çıktığımız gazanın Allah için, mazlumlar için Müslümanlar'ın onurunu korumak için olduğu konusunda niyetlerimizi tazelemeliyiz. Kazansak da kaybetsek de kazanan biz olacağız. Ölsek şehitlik şerefiyle şerefleneceğiz, kalsak yeni şerefler kazanmak niyetiyle bileneceğiz.
Yavuz Sultan Selim Han nasıl ki aleyhine yapılan bütün oluşumlara rağmen hak bildiği mücadelede ısrarlı davranmış ise, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın da aynı iradeyi göstereceğine yürekten inanıyoruz. Uzaklarda olsak da dualarımızla yanındayız.
Dün katıldığım bir doktora savunması toplantısından sonra yabancı hocalardan birinin söylediği sözü yeri gelmişken burada aktarmadan geçemeyeceğim. "Üstad, bu nasıl bir özgüvendir ki, siz Türkler tarihte olduğu gibi şimdi de ümmetin şerefi için bütün dünyayı karşınıza almaktan çekinmiyorsunuz. Artık kuşkumuz kalmadı, Allah sizinle birlikte... düşmanlarınız çoğalıyor ama o nisbette Allah gücünüze güç katıyor..."
Evet kesinlikle öyleydi. Allah kendi yolunda yürüyene görünmez orduları ile yardımcılar gönderirir. Gökten tam donanımlı askerler inebilir, düşmanların teknolojik silahları bir dalga boyutu ile çalışmaz hale gelebilir, uçakları kendilerini bombalar, füzeleri kendilerine ateşlenir... yeter ki biz inancımızda samimi olalım. Ümmetin şerefini korumak için dirilişe geçelim...
Herkes bir şey söylüyor. "Türkiye, Musul'a girmesin!" Ne demek bu şimdi? Bölgeyle hiç alakası olmayanlar gelip Musul'a giriyor. Bütün dünya orada. Biz neden girmeyecekmişiz? Bizim 350 kilometre sınırımız var. Gireceğiz ve oraları hak sahiplerine iade edeceğiz. Kan emen vampirleri de oralardan çıkaracağız inşaAllah.
Mehmetciğimiz artık dünyaya Peygamber ocağının askerleri olduğunu gösterecekler... O ocak kutsal hedefler için kurulmuş şerefli bir ocaktır...
Hiç şüphesiz bölgemizde yaşayan unsurlar kendi bulundukları bölgelerin sahipleridir. Irak, Iraklılarındır, Musul Musullularındır, Konya Konyalılarındır, Kayseri Kayserililerindir, ama oraların haklarını korumak Yeni Türkiye'ye düşer. O yüzden "Türkiye sadece Türkiye'den ibaret değildir" sözünü iyi anlamaya çalışmalıyız. Yeryüzündeki bütün mazlumlar Türkiye'den sorulur.
Musul meselesini birevvel halledip, dünyadaki farklı oluşumlarla yapmamız gereken stratejik ortaklıklara hız vermeliyiz. Nato'ya alternatifler bulmalıyız, yarın Rusya-ABD savaşı başladığında öylece bakıp duramayız.
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika liderleri ekonomik işbirliği çerçevesinde Hindistan'da bir araya geldi. Dünya dengelerini oluşturacak yeni güç odakları oluşurken bizim bu gelişmelere duyarsız kalmamız beklenemez.