Gazze Bizim Sınavımızdır

Gazze yalnızca Filistinlilerin sınavı değildir. Gazze, hepimizin sınavıdır. Hatta Gazze insanlığın sınavıdır. Biz şu ana kadar bu sınavdan geçemedik. Hadi bütünlemeye kaldığımızı varsayalım… Sınavdan bütünlemeye kalan insan, kaybettiği sınavı telafi etmek için canla başla çalışır değil mi? Peki, biz ne yapıyoruz? Sadece günü birlik küçük girişimler… İki milyarlık ümmet, yiğitlik, fedakârlık, azim, sabır ve sebatta ümmetin istikbali ve kurtuluş reçetesi olacak iki milyon Gazze’liye sahip çıkamadık. Bu İslami değil, bu insani değil ve bu ahlaki hiç değil…

Çünkü zulüm karşısında insanın tavrı, onun ahlâkını ortaya koyar. Güçlüyken adaletli olmak kolaydır; asıl mesele, güçsüzün yanında durabilmektir. Kur’an bize açıkça, “Adaletli olun; bu takvaya daha yakındır.” (Mâide, 5/8) buyuruyor. Yine mazlumların yardım çağrısını hatırlatıyor: “Size ne oluyor da Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar…’ diye yalvaran çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda mücadele etmiyorsunuz?” (Nisâ, 4/75) Bu ayetler bize bir şeyi öğretiyor: Mazlumun kimliğine bakılmaz. Mazlum olduğu için sahip çıkılır.

Siyasetçilerin Sözleri Çocukların Yaralarını Sarmıyor

Gazze için kaç açıklama yapıldı? Kaç bildiri yayımlandı? Kaç kez “derin endişe duyuyoruz” denildi? Kaç kez “uluslararası toplum harekete geçmeli” dendi? Kaç kes “Şiddetle ve nefretle kınandı. Kaç kez “kalıcı ateşkes” çağrısı yapıldı? Peki sonra? Çocukların yaraları sarıldı mı? Açlar doydu mu? Susuzlar suya kavuştu mu? Enkaz altındakiler çıkarıldı mı? Söz elbette önemlidir. Ancak zulüm karşısında yalnızca söz söylemek yetmez. Çünkü mazlumun karnı diplomatik açıklamalarla doymaz. Yetimin başı yalnızca basın toplantılarıyla okşanmaz. Yıkılan evler yalnızca bildirilerle yeniden yapılmaz. İnsanların korunması için somut adımlar gerekir.

Stk’lara, Âlimlere, Kanaat Önderlerine De Bir Soru

Devletleri eleştirmek kolaydır. Ancak yalnızca devletleri eleştirmek de yeterli değildir. Sivil toplum kuruluşları nerede? İslam dünyasının kanaat önderleri nerede? Âlimler nerede? Milyonlarca insanı etkileyen sosyal medya fenomenleri nerede? Toplumları harekete geçirebilecek sanatçılar, akademisyenler, gazeteciler nerede? Elbette birçok insan ve kuruluş yardım ediyor, mücadele ediyor ve ses yükseltiyor. Fakat mesele şudur: Bu çabanın toplamı, Gazze’nin büyüklüğündeki felakete karşı yeterli mi? Belki de asıl soruyu kendimize sormalıyız: “Ben ne yapıyorum?” Çünkü Gazze sadece hükümetlerin meselesi değildir. Gazze, vicdan sahibi her insanın meselesidir.

Biz Daha Ne Kadar Bekleyeceğiz?

Bir gün tarih bugünü yazacak. Bugünün çocukları büyüyecek. Arşivler açılacak, görüntüler yeniden izlenecek, gazeteler yeniden okunacak ve belki birileri şu soruyu soracak: “Gazze’de bunlar yaşanırken dünya neredeydi?” O gün yalnızca katliamı yapanlar sorgulanmayacak; seyredenler de sorgulanacak. Çünkü tarih sadece bombayı atanı değil, bombanın düştüğünü görüp hiçbir şey yapmayanı da kaydeder. Tarih sadece zulmedenleri değil, zulüm karşısında susanları da hatırlar.

120 Can Daha…

Bugün Gazze’den 120 can daha çıktı. Belki yarın 120 daha, belki 500, belki 1000… Ama mesele sadece sayı değildir. Mesele, her sayının arkasında bir insan olduğunu unutmamaktır. 120 insan, 120 hayat, 120 aile, 120 hikâye, 120 yarım kalmış gelecek ve enkazın altında hâlâ kaç kişi olduğunu bilmiyoruz. Belki de en korkuncu budur: Biz sayıyı bilmiyoruz. Ama biliyoruz ki daha bulunmamış insanlar var, daha çıkarılmamış bedenler var, daha ulaşılmamış aileler var, daha duyulmamış çığlıklar var. Ve bütün bunların üzerinde ağır bir sessizlik var.

Bu yüzden artık sadece “Gazze’de kaç kişi öldü?” diye sormayalım. Şunu da soralım: “Gazze’de kaç insan ölürse vicdanımız uyanacak?” Daha kaç çocuk, daha kaç anne, daha kaç baba, daha kaç aile, daha kaç enkaz, daha kaç kefen, daha kaç cenaze, daha kaç can? Yoksa sayı hiçbir zaman yeterli olmayacak mı?

Gazze’den 120 can daha çıktı. Peki, biz ne zaman susmayı bırakacağız? Çünkü bugün Gazze’de sadece insanlar ölmüyor; insanlığın ortak vicdanı da sınanıyor. Ve unutmayalım: Zulüm karşısında tarafsızlık, çoğu zaman güçlüden yana verilmiş bir karardır. Gazze’nin çocukları bunu hak etmiyor. Hiçbir çocuk bunu hak etmiyor. Ve hiçbir vicdan sahibi insan, yarın çocukların gözlerinin içine bakıp “Biz görmedik.” diyemeyecek. Çünkü gördük. Hepimiz gördük. Subhaneke... Bi-hamdike... Esteğfiruke... Muhammed Özkılınç