0
Gazete/gazeteci elbette gündemden kopmamalı ama gündemin esiri de olmamalı.
Gündem sahibi olmalı.
Otuz yıldır kendi çapımda bunu yapmaya gayret ediyorum.
Aksi takdirde rüzgar önünde sürüklenip giden yapraklardan farkımız kalmaz.
Misal?
Hatırlar mısınız bilmem, bir vakitler gündemimizde bir "Kamera olsun mu olmasın mı?" tartışması vardı.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakan idi, Deniz Baykal da CHP'nin başında.
O günlerde, bir Erdoğan-Baykal buluşmasının gerçekleştirilmesi düşünülüyordu.
İki genel başkan bir araya gelmekte mutabık oldular ama CHP kanadı, her zamanki "oyun bozan" tavrıyla ve aklı sıra Sayın Erdoğan'ı sıkıştırmak kastıyla "Görüşme olur ama kamera koyarız, ne konuşuluyorsa kamera kaydı altında olur çünkü ben O'na güvenmiyorum!" yollu laflar edince, Sayın Erdoğan bu çirkin tavra tepki göstermişti.
Bu, gündeme gelmeyi hak eden bir tartışmaydı ama gündeme gelmekle kalmadı, günler boyunca ülkenin gündemini "kilitleyen" bir konu halini aldı.
Nice haber, nice köşe yazısı.
Geriye dönüp baktım, karşı tarafla birbirimize girmişiz eni konu.
Haftalar boyunca!..
"Kameralı mı olsun, kamerasız mı?"
Rahmetli Adile Naşit ile büyük sanatçı Münir Özkul arasındaki "Turşu" kavgası gibi, "En iyi turşu sirkeyle mi yapılır yoksa limonla mı?"
Sirkeyle limonla, sirkeyle limonla…
Filmi bilirsiniz; iş büyür ve medyaya intikal eder, turşu tartışması ülke gündemine oturur.
Biz de bu "kameralı mı olsun kamerasız mı" tartışmasına böylesine bulaşmışız ve ülkenin enerjisinin böyle bir konuya kanalize edilmesine alet olmuşuz…
Böyle böyle nice boş konu, gaza gelmeye ve getirmeye yarar nice söylem ve sonrası…
Bir başka balon gündem maddesi!
BİZİM GÜNDEMİMİZ!..
Bendeniz, bu çarkın dışına çıkmaya gayret ediyorum.
Farklı meselelere el atmaya, gösterilmeyeni görmeye çalışıyorum.
Mesela…
Milli Eğitim Meselesi…
Otuz yıldır, "Dünyayla rekabet edebilir olmakla birlikte Yerli ve Milli niteliğine sahip bir eğitim modeli" diyoruz.
Ak Partili yıllara da eğitim alanındaki başarısızlıktan dolayı adeta isyan ediyoruz.
Her milli eğitim bakanı ile, her talim terbiye kurulu başkanı ile ters düşmüşlüğümüz vardır.
Bizim medyamızın, sözüm ona "Dini ve milli değerlere sahip çıkan" medyamızın da bu meseleye bu kadar az ilgi göstermesinden dolayı kahrolmuşuzdur.
Bakın;
"eğitim yazarı" dendiğinde, akla gelen tek isim "Yerli ve milli eğitim" düşmanı bir köşe yazarı.
Bir derin sol militan, adam yıllardır nifak tohumları ekiyor, bizde işe bu konuda uzmanlaşmış nice isim olmasına rağmen "eğitim" işlerine pek önem verilmediğinden bu değerler kıyıda köşede kalıyor.
Ben bin türlü meseleye vakit ayırmak durumunda olan bir gazeteci olarak, bu açığı bir nebze kapatmaya çalışıyorum.,
Eğitime ilişkin etkinliklere katılmaya ve bu alanda uzmanlaşmış değerlerimizin tekliflerini gündeme getirmeye gayret ediyorum.
Bizim medyada, bu eğitim işlerine maalesef neredeyse hiç önem verilmiyor.
AK Parti, pekçok alanda başarılı oldu ama geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanı'nın da ifade ettiği gibi eğitim temel meselelerini halletme noktasında büyük zaaflar gösterdi.
KİTAP OKUMADA SONLARDAYIZ
Bunun sonucu olarak son olarak OECD tarafından ilan edildiği üzere Türkiye eğitimde en başarısız ülkeler arasında yer aldı.
Kitap okumada diplerde yer alıyormuşuz, berbat bir durum.
Bu gavur bize her konuda haksızlık yapıyor ama bu konuda haklı olabilir…
Kitap okuyan bir toplum olduğumuzu iddia edenimiz yoktur herhalde!
Okumuyoruz dostlar, sadece konuşuyor ve boş boş kavga ediyoruz!
Matematik'te, Fen'de de dökülüyoruz; OECD öyle diyor, biz de bunu tasdik ediyoruz.
Sosyal bilimlerde de çok fena durumdayız, gidin bakın iletişim fakültelerine, yabancı dili olmayan gazetecinin hükmü ne ve yabancı dil vermeyen fakültenin…
Boş ver, teğet geç!..
YERLİLİK VE MİLLİLİK LÂFLA OLMAZ!
Nice araştırdım; şöyle, İslam'ın ve ruhunu İslam'dan alan Selçuklu-Osmanlı medeniyetlerinin eğitim modellerini inceleyip bugünkü eğitim dünyamızın bundan nasıl istifade edebileceğini ortaya koyan bir kapsamlı eser bulamadım.
Milli Eğitim Bakanlığı hangi kaynaklardan besleniyor, Kültür Bakanlığı ne işe yarıyor?
Bizim medyanın, bizim siyaset adamlarının bu konulara ayıracak vakti yok!
Meşgul adamlarıııız!..
MESLEK EĞİTİMİNDEN NE HABER?
Katsayı haksızlığı AK Parti ile sona erdi.
Bekliyorduk ki, haksızlığın giderilmesiyle mesleki eğitimde büyük patlama yaşanır.
Yok hayır, piyasada büyük işsizlik var ve iş adamlarımız da harıl harıl işe yarar adam arıyor.
İşsizlerin çoğu mesleksiz ve önemli bir bölümü de fakülte mezunu!..
İyi yetişmiş meslek lisesi ve meslek yüksek okulu mezununa büyük ihtiyaç var ama buralardan da hazır eleman gelmiyor.
Meslek okullarını daha ziyade, "az çalışan iyi öğrenciler"in aileleri tercih ediyor.
Meslek okullarında yabancı dil yok gibi, İngilizce bilmeyen teknisyen, tekniker ne anlam ifade eder ki…
Bırakın meslek okullarında İngilizce'yi hukuk fakültelerinde Osmanlıca yok!..
Osmanlı toplumunda Osmanlıca bilmeyen hukukçu!..
Sosyoloji bölümlerinde de Osmanlıca neredeyse yok gibi.
Bizim toplumu inceleyecek bir uzman ve Osmanlıca bilmiyor, ne acı!..
Bunlar önemsiz konular!
Bizi hiç ilgilendirmiyor ama yerli ve milli Türkiye konusunda da ısrarlıyız.
Ne güzel!
KIBRIS'TAN BİZE NE!..
Bir başka mevzu.
Yırtınıp dursak da ne fayda.
Kıbrıs'ta acayip işler dönüyor….
CIA ve MOSSAD ajanları, Ada'ya Anadolu'dan göçenlerle, Ada'nın yerlisi olan Türkler arasında çatışma meydana getirmek için gayret ederken…
Kıbrıs'ta, "üst akıl" ve "Fetö" destekli müthiş bir din düşmanlığı fırtınası hüküm sürerken…
Orada manevi eğitim veren birkaç cılız müessesenin de kapatılması için büyük kampanyalar yürütülürken…
İsrail'in Arz-ı Mevud çalışmalarının "Kıbrıs ayağı" bütün hızıyla yürürken…
İsrailliler, "yabancılara toprak satılmasına" yol açan düzenlemeden sonra Ada'dan nice arazi satın almışken…
Biz uyuyoruz!
Ben Kıbrıs'a dikkat çektiğimde de…
"Başka konu mu bulamadın!" yollu salak tepkilerine hedef oluyorum.
Ne zaman ki Kıbrıs elden gitme noktasına gelecek, o zaman eylemler filan yapacağız…
Büyükelçilikler, konsolosluklar önüne gidip "çiçek" bırakmacalar filan…
İş işten geçtikten sonra!..
DOLAR DÜŞERKEN!..
"Para ile oynamayın" demiştik;
dolar düşüyor, gayri menkul piyasası toparlanıyor.
Bu güzelliğe sevinirken başta "kuş medyası" olmak üzere, AK Parti'nin ölesiye ilgi gösterdiği grupların bu süreçteki tavırlarını bir kenara not edelim.
Hepsi ekonomik krize oynadı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'dan kurtulmanın yolu olarak bunu gördü!..
Bu arada…
Gülen'in yakınlarından ve bir başka "mühim ismin" çok yakınlarından Fehmi GÜL'en, yine bu çevreye yakın bir ismi işaret ederek, "O gelsin, dolar düşer!" diye bağırmaya başladı.
Oyunu görüyorsunuz, ekonomik kriz ve ardından "İngiliz usulü" telkinler!..
Geçtiğimiz günlerde bu sütunda yayımlanan yazımızda "Batı'nın Erdoğan'ın yerine kimi getirmek istediğini" yazmış ve "Boşuna heveslenmeyin bu millet Erdoğan'a asla terk etmez" demiştik.
…Ve elbette boşuna dememiştik!..
Milyonlarca dostumuz, sokaktaki vatandaş ne dediğimizi şıp diye anlıyor da…
Ara kademelerde ferasetten eser yok!..
Tepede Recep Tayyip Erdoğan ve ona büyük destek veren sokaktaki aziz vatandaş.
Arada büyük bir boşluk!..
İnşallah, Başkanlık sistemi gelir de pek çok derdimize çözüm olur.