Ortadoğu’nun bin yıllık coğrafyası, haritaların kanla çizildiği ve her aktörün kendi oyun planını dayattığı devasa bir satranç tahtasını andırıyor.
Bu tahtanın en kadim ve en hareketli öznelerinden biri olan Kürtler, özellikle son çeyrek asırda Türkiye ve Suriye ekseninde yürüttükleri mücadeleyle politik olarak kendi varlıklarını ve kazanımlarını tescilleme savaşı veriyorlar.
Bu karmaşık güç mücadelesini anlamak için askeri ve siyasi terminolojinin ötesine geçmek; satrancın o derin, felsefi ve stratejik derinliğine bakmak gerekiyor. Zira Kürtlerin Türkiye ve Suriye’deki varoluş mücadelesi ve elde ettikleri kazanımlar, tam anlamıyla satranç tahtasındaki iki "önemli ve hafif taşın", yani atın ve filin karakteristik özellikleriyle muazzam bir benzerlik taşıyor.
Suriye, Kapalı Konumların ve Engellerin Üzerinden Atlayan "At"; Satrançta at, tahtanın en nevi şahsına münhasır taşıdır. Önü kapalıyken, piyon zincirleri yolları tıkamışken bile diğer taşların üzerinden zıplayabilen tek güçtür. Kısa menzillidir ama öngörülemezdir; "L" şeklinde çizdiği rotalarla en korunaklı kalelerin, en güçlü vezirlerin arkasına sızabilir.
Suriye’nin kuzeyinde (Rojava) 2011 yılında patlak veren iç savaş, tam anlamıyla taşların birbirine kilitlendiği, piyonların yolları kapattığı ve ezberlerin bozulduğu "kapalı bir konum" yarattı.
Suriye Kürtleri, bu kaotik ve sıkışmış ortamda tıpkı bir at gibi hareket ettiler. Önlerindeki Baas rejiminin duvarlarını, IŞİD gibi karanlık yapıların yarattığı devasa engelleri ve bölgesel ambargoları, kendi iç dinamiklerinden aldıkları esneklikle aşmayı başardılar.
Atın en büyük gücü, satrançta "karakol noktası" adı verilen, rakip piyonların tehdit edemediği güvenli karelere yerleştiğinde ortaya çıkar.
Kürtler de Suriye'deki güç boşluğunda Kobanî, Kamışlı ve Menbiç gibi stratejik "karakol noktaları" inşa ettiler. Merkez üssü haline gelen bu alanlar, askeri ve idari olarak özerk bir modelin (Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi) doğmasını sağladı.
En sıkışık anlarda yapılan diplomatik ve askeri hamleler, tam bir "at çatalı" etkisi yaratarak hem ABD hem de Rusya gibi küresel devlerle aynı anda masaya oturabilme kabiliyetini doğurdu. Atın o öngörülemez sıçrayışı, Suriye'de statüye evrilen en somut siyasi ve askeri kazanımı temsil ediyor.
Öte tarafta, Uzun Menzilli Çapraz Hakkaniyet ve "Fil"; sınırın kuzeyinde, Türkiye’deki Kürt mücadelesi ise satranç tahtasındaki filin doğasını yansıtıyor.
Fil, at gibi taşların üzerinden atlayamaz; önü açık olmak zorundadır. Ancak önü açıldığında, tahtanın bir ucundan diğer ucuna uzanan keskin, uzun menzilli bir nüfuza sahiptir. Kendi rengindeki karelerin mutlak hakimidir ve uzaktan yaptığı baskıyla rakibin hareket alanını daraltır.
Türkiye'deki Kürt siyasi hareketi ve sivil mücadelesi, on yıllardır süren yasal engeller, parti kapatmalar ve gözaltı dalgalarıyla sürekli "önü kapatılmak" istenen bir fil gibi hareket etti. Ancak ne zaman hukuki veya demokratik bir alan, yani "açık bir çapraz hat" bulsa, gücü tahtanın öbür ucunda hissettirdi. Meclis kürsüsü, yerel yönetimler ve sivil toplum arenası bu uzun menzilli filin hareket sahası oldu.
Filin gücü, belirli bir "renk kompleksi" üzerinde derinleşmesinden gelir.
Türkiye’deki mücadele de kimlik, anadil bilinci, demokratikleşme ve adalet gibi evrensel hatlar üzerinde keskinleşti. Fil, doğrudan göğüs göğse çarpışmak yerine uzaktan yarattığı ideolojik ve sosyolojik baskıyla, ana akım siyasetin hamlelerini kısıtlama gücüne ulaştı.
Seçim aritmetiklerinde "kilit taş" olma pozisyonu, yerel yönetimlerde kazanılan belediyeler vasıtasıyla toplumsal bir omurga inşa edilmesi, tam olarak filin o uzun menzilli, stratejik denge kurucu rolünün bir sonucudur.
Vezir Olma Yolundaki Piyonlar ve Şah Mat Arayışı
Satrançta at ve fil "özel ve hafif taşlar" olarak nitelendirilir; yani tek başlarına mat etme güçleri yoktur ancak oyunun kaderini, merkez kontrolünü ve büyük taşların rotasını onlar belirler.
Kürt mücadelesi de Ortadoğu’daki egemen devletlerin devasa "kale" duvarları ve "vezir" hamleleri arasında, bu hafif taşların dehasıyla ayakta kaldı. Suriye'deki esnek ve taktiksel "at" hamleleri ile Türkiye'deki yapısal, ideolojik ve uzun vadeli "fil" stratejisi birbirini tamamlayan bir diyalektik oluşturdu.
Ancak unutmamak gerekir ki, satrançta konum açıldıkça atın değeri azalabilir, alan daraldıkça fil işlevsizleşebilir.
Kürt siyaseti bugün, Suriye'deki atın kısa menzilli kazanımlarını kalıcı bir hukuki statüye ulaştırmak; Türkiye'deki filin ise kapatılan demokratik çaprazlarını yeniden açmak gibi bir yol ayrımında. Bölgesel aktörlerin sert hamlelerine karşı, bu iki taşın koordineli koordinasyonu hayati önem taşıyor.
Sonuç olarak; Ortadoğu satranç tahtasında Kürtler artık sadece feda edilen piyonlar konumunda değil. Atın beklenmedik sıçrayışları ve filin inatçı çapraz takibi sayesinde, oyunun gidişatını değiştiren, büyük güçleri hamle yaparken iki kez düşünmeye zorlayan stratejik birer özneye dönüştüler. Ortadoğunun Gelecekteki haritasında bu iki taşın tahtadaki esnekliği ve siyaseti belirleyici olacaktır.