Rusya-Ukrayna savaşında son günlerde en fazla dikkat çeken kelime “nükleer”. Kremlin’e yakın kaynaklara dayandırılan haberlerde, savaşın çok daha kötü bir noktaya ulaşması hâlinde taktik nükleer silah kullanımının Rus yetkililer arasında bir “son çare” olarak konuşulmaya başlandığı ileri sürülüyor.

Bu nedenle bugün tartışılması gereken mesele, nükleer tehdidin ne kadar yakın olduğundan çok savaşın neden yeniden bu kadar sertleştiği ve tırmanmanın hangi noktaya doğru ilerlediğidir.

Çünkü savaş artık cephe hattına sığmıyor.

Donetsk’te, Harkiv’de veya Zaporijya’da yaşanan askerî mücadele ile yüzlerce kilometre gerideki rafineriler, enerji tesisleri, limanlar ve lojistik merkezleri aynı savaşın parçaları hâline geldi. Cephedeki operasyon ekonomiyi etkiliyor, ekonomik kapasitedeki aşınma da ordunun yakıtını, lojistiğini, mühimmatını ve savaşı sürdürebilme gücünü belirliyor.

Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik İHA saldırılarının sonuçları bunun en açık örneği. Reuters’ın sektör verilerine dayanan hesaplamasına göre Rusya’nın deniz yoluyla petrol ürünü ihracatı temmuzda bir önceki aya göre yüzde 33,3, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 54,7 gerileyerek 3,93 milyon tona düştü. Moskova’da dahi bazı akaryakıt istasyonlarında benzin satışına 30 ila 60 litre arasında sınırlar getirildi. Rus hükümeti ihracat yasaklarını uzatırken yakıt ithalatına başvurmak zorunda kaldı.

Savaş, Rus şirketlerinin bilançolarına da girmiş durumda. Ukrayna’nın saldırılarında lojistik merkezleri hedef alınan Ozon’un hisseleri Moskova Borsası’nda bir günde yaklaşık yüzde 30 düştü. Temmuz ortasından bu yana Wildberries ve Ozon’a ait yirmiden fazla deponun vurulduğu, uydu görüntülerine göre en az 1,9 milyon metrekarelik depo alanının ağır yangın hasarı gördüğü bildiriliyor.

Putin’in 24 Ağustos’ta aldığı karar da bu tabloyu tamamlıyor. Rus devleti artık İHA saldırılarına karşı yeterince korunmadığı veya saldırı sonrasında yeterince hızlı onarılmadığı değerlendirilen kritik enerji, sanayi, haberleşme, ulaştırma ve lojistik tesislerinin yönetimini geçici olarak devralabilecek. Moskova bunun millîleştirme olmadığını söylüyor. Fakat kararın kendisi, Ukrayna’nın derin saldırılarının Rusya açısından ekonomik güvenlik sorununa dönüştüğünü gösteriyor.

Rusya’nın cevabı ise Ukrayna’nın ekonomik ve askerî dayanıklılığını aynı anda baskılamak. 27 Ağustos’taki büyük saldırıda Ukrayna makamlarına göre 258 İHA ile balistik ve hipersonik füzeler kullanıldı. Limanlar, tahıl depoları, enerji, sanayi ve lojistik altyapısı hedefler arasındaydı.

Bunun faturası savaşan iki ülkeyle sınırlı değil. Karadeniz’de artan saldırılar ve sevkiyat sorunları sırasında Chicago buğday vadeli fiyatları temmuz başından itibaren yüzde 17’den fazla yükseldi. Tuna’nın Sulina Kanalı yakınlarında yaklaşık 70 geminin beklediği bildirildi. Ukrayna’nın 1-21 Ağustos arasındaki tahıl ihracatı 539 bin ton olurken geçen yıl aynı dönemde bu miktar 1,73 milyon tondu. IMF de savaş ve altyapı saldırılarının etkisiyle Ukrayna’nın 2026 büyümesini yalnızca yüzde 1 ila 1,6 aralığında öngörüyor.

Yani cephede kazanılan veya kaybedilen her kilometrenin arkasında artık bir enerji, lojistik ve finansman hesabı var.

Tam bu ortamda İngiltere ve Fransa’nın Ukrayna’nın uzun menzilli Storm Shadow kapasitesini güçlendirmeye yönelmesi Moskova’nın tehdit dilini sertleştirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, İngiliz silahlarıyla Rusya topraklarına yapılan saldırılara karşılık Ukrayna’daki ve Ukrayna dışındaki İngiliz askerî tesislerinin hedef alınabileceğini söyledi. Rusya belirli bir üs adı vermedi. Fakat tehdidin coğrafyasını bilinçli biçimde açık bıraktı.

Bundan hemen önce CIA Direktörü John Ratcliffe’in Moskova’ya gitmesi de dikkat çekici. Görüşme kesin. İçeriği değil. Rus istihbaratının başındaki Sergey Narışkin temasın gerçekleştiğini doğruladı. Amerikan basınında Ratcliffe’in Moskova’yı herhangi bir NATO ülkesine saldırmaması konusunda uyardığı ileri sürülüyor fakat Washington ve Moskova bunu teyit etmiş değil.

Bu yüzden bugün asıl mesele yalnızca nükleer silah ihtimali değil.

Asıl tehlike, cephedeki askerî savaşın ekonomik altyapıya, oradan Batılı ülkelerin doğrudan güvenlik çıkarlarına doğru genişlemesi.

Karşılıklı saldırıların menzili büyüyor, ekonomik hedeflerin sınırı genişliyor ve Rusya ile NATO arasındaki gri alan daralıyor.

Bazen savaşın en tehlikeli anı tarafların savaşmak istediği an değildir.

Karşı tarafın nerede duracağını yanlış hesapladıkları andır.