0
Derdi olan her insan yaşadığı çağın toplumuna huzur ve barış gelmesi için uğraşır, gerekirse Moğallar gibi çağdaş canilerle savaşır, zamanın münafıkları ile mücadele eder. Direnci kırılan topluma umut olur, can suyu olur. Bunu yaparken de kendine düşmanlar edinebilir.
Ama yılmadan Hz. Mevlana'nın "Ma berayı vasıl kerden amedim. Niy berayı fasıl kerden amedim." dediği gibi, "biz ayrıştırmaya değil, birleştirmeye geldik" diyerek yoluna devam eder.
Neyin doğru neyin yanlış olduğu kişinin sağlıklı düşünebilmesine, ferasetle hareket edebilmesine bağlıdır. Eşyayı nasıl değerlendirdiğimiz, neye göre anlamlandırdığımız önemli. Su gün gelir hayat verir, gün gelir can alır. Suyun ne zaman can alıp can vereceğini ancak içinde bulunduğumuz ortamın iyi değerlendirilmesi, zamanın sağlıklı okunmasıyla anlaşılabilir.
Nasıl ki denizde yaşayan balıklar için su bir yaşam kaynağı olabiliyorsa, karada yaşayan varlıklar için bir ölüm olabilir. Gün gelir su can alır, gün gelir hayat bağışlar. Şimdi Referandumda EVET tercihini yapmak gerçekte hayat bağışlamak can suyu olmaktır.
Eğer insanın kavrayışı bozulmaya başlarsa her şeyi tersinden algılamaya başlar. Tatlılar acı, acılar da tatlı gelir. Örneğin bünyesi rahatsız olan, hastalanan bir kişi elbette şekeri acı, acı gibi ilacı şeker gibi hissetmeye başlayacaktır. İnsan maddeye karşı algısı içinde bulunduğu yapıdan kaynaklanır. Maneviyat dünyası hastalıkla kaplı bir kişinin sağlıklı düşüncelerle hareket etmesi beklenemez.
Aynı metaforla, vatan, millet derdini ve ümmet sızısını yüreğinde taşıyanlar elbette hainlerle bir olmayacak, onlar gibi düşünmeyeceklerdir. Nerede olurlarsa olsunlar, bakış açıları gereği ümmetin menfaatine duruşlarını belirleyeceklerdir.
Bu farkındalıkla, vatan sevgisini hisseden, ümmetin geleceği konusunda derdi olan yaklaşık üçyüz öğrenciyle birlikte Singapur'a oy kullanmak için gittik. Malezya'da sandıkların bu sene de konmayacağı söylenince endişeye kapıldık ve ivedilikle başka bir ülkeye gidip sorumluluğumuzu yerine getirmek için hazırlıklara başladık. En yakın ülkelerden ya Tayland yada Singapur'a gidilebilirdi.
Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ve Albukhary Vakfı'nin birlikte organizesi, IIUM'li öğrencilerin gayretleri ve Malezya'nın Kedah eyaletinde bulunan Türk öğrencilerinin katılımıyla 7 otobüs ve sayısını bilemediğim özel arabalar, minibüslerle birlikte Singapur'a doğru yola çıkıldı.
Referandum için tek yürek olmuş yüzlerce öğrenciyle birlikte ülke aşıp, sefere çıkmıştık adeta. Öğrencilerin pusatları yoktu ama yüreklerinde farkındalık, akıllarında vatan ve millet vardı. Sefer bizden Zafer Allah'tan diyerek yola düştük.
Hem organizeyi yapanlardan hem de vaktini, imkanını feda edip sefere çıkan kardeşlerimizden Allah razı olsun. Kolay değildi elbet, farklı bir ülkeye sadece oy kullanmak için organize olup gidebilmek. Bu şuuru taşıyabilmek. Yaşlısı genci, kucağında yeni doğmuş bebeği ile birlikte olağanüstü bir kardeşlik havası vardı. Pasaport kontrolünden geçerken yaşanılanlar, sonrasında pet şişelerden alınan abdestlerle cemaatle kılınan namazlar ve yabancıların şaşkın şaşkın bakışları. Ne için gittiğimizin farkında olmamız iki gün süren uzun ve yorucu yolculuğumuzun sıkıntılarını unutturuyordu.
Özellikle bu organizeyi yapan kardeşlerimize tekrar teşekkür etmek istiyorum. Eğer bu organize yapılmasaydı sadece öğrencilerden gelen 300 oyumuz kullanılamayacaktı ve Singapur'daki oy oranı da dengelenemeyecekti. Sonuçları heyecanla bekliyoruz...
Referandumun sonucu sadece Türkiye'de yaşayan milletimizi değil, aynı zamanda bölgemizi ve bütün İslam Aleminin geleceğini etkileyecek. O yüzden EVET'lerin galip gelmesiyle bir bakıma ayrıştırmak isteyenler değil, birleştirmek isteyenler kazanacak. Yani param parça olmuş Coğrafyamız yeniden tek vücut olup, kardeşlik bağlarımız perçinlenecek.
Bu birlikteliğin nimetlerinden sadece EVET diyenler değil, aynı zamanda hayır diyenler de istifade edecekler. Ama bu nimetin farkında değiller. Tıpkı Yusuf'u (as) öldürmek isteyip kuyuya atan kardeşlerinin farkında olmadığı gibi. Onlar kendi vücutlarının hastalığından "can suyuna" düşman olmuşlar, onu öldürmeyi istemişler, kuyuya atmışlardı hatırlarsak.
Allah gönül gözü açık olanlardan etsin. Feraseti bağlananlardan uzak tutsun...