Meşhur alim İmam Şatıbi'inin El-Muvafakat adlı kitabında şöyle bir cümle geçer. "Sadece Kitap ile yetinme düşüncesi, ehli sünnetten olmayan nasipsiz kimselere aittir. Çünkü onlar, bu aşırı düşüncelerini "Kitab'ın herşeyi beyan etmiş olduğu" esası üzerine kurmakta ve sünnetin getirdiği hükümleri bir tarafa atmaktadırlar. Bu da onları, ehli sünnet yolundan ayrılmaları ve Kur'an'ı, iniş amacına uymayacak şekilde tevil etmeleri gibi bir tutuma girme sonucunu doğurmuştur."
Bu cümleyi şimdilik aklımızın bir köşesine koyup, Kitap ile yetinmenin ne kastedildğini anlamaya geçmeden önce bu meşhur İmam Şatıbi'nin kim olduğunu bir hatırlayalım.
Endülüs İmparatorluğu'nun yetiştirdiği sahasında nadir alimlerden biridir. Eş-Şatıbi diye meşhur olsa da asıl adı İbrahim bin Musa bin Muhammed'dir. Endülüs'lü olduğuna göre bugünkü İspanya'nın Gırnata, şimdiki adıyla Granada şehrindendir. Zamanının büyük müctehidlerinden, hafız, usulcü, müfessir, muhaddis, fakih, dil bilgini, bir çok sahada uzman, Maliki mezhebine mensup çok yönlü bir alimdir. Aynı zamanda takva ve vera' sahibi, salih, zahid, ehli sünnet alimlerindendir. Bir çok sahada eserler vermiştir. Şöhretini zirveye ulaştıran en önemli iki eseri, dört cilt halinde Türkçe'ye kazandırılmış olan El-Muvafakat, İslami İlimler Metodolojisi ile iki ciltlik El-İ'tisam eseridir. 1388'de Rahman'ın rahmetine kavuşmuştur.
Yazdığı eserlerle, özellikle İslam Hukuk'unun temel kaynaklarının anlaşılmasına yönelik ortaya koyduğu bütün zamanlara ışık tutacak olağanüstü ilmi metodlar ile dinin sağlam esaslar üzerinde korunararak devametmesini sağlamıştır. Bu vesileyle bundan tam 930 sene önce günümüzdeki tartışmalara net cevaplar vermiş olan İmam Şatibi'yi rahmetle yadediyoruz.
Kitap ile yetinmekten maksat Sünneti yok saymak ve Rasulullah efendimizin (sav) dindeki rolünü hafife alıp sinsice İslam dinini bozmaktır. Bu sinsi tuzağı günümüz diliyle söyleyecek olursak "Kuran Müslümanlığı"dır. Eskiden olduğu gibi dinin temel taşları ile oynamaktan geri durmayan din bozguncuları varlıklarını farklı kisveler altında devamettire gelmişlerdir.
Kulağa hoş gelen bu "Kuran Müslümanlığı" söylemi ile asıl amacın dini yoketmek olduğu yıllar önce söylenmişti.
İmam Şatıbi bu konuya vurgu yaparken "hadislere ihtiyaç olmadığını, ve hadislerin ancak Allah'ın kitabına uygun düşerse alınır düşüncesinin sapık olduğunu" kaydederek şu hadisi zireder ve der ki "Bu sapıklara göre güya Hz. Peygamber (sav) şöyle söylemiştir: "Benden size ulaşan hadisleri Allah'ın kitabına vurunuz; eğer Allah'ın kitabına uygun düşerse; onu ben söylemişimdir, eğer Allah'ın kitabına uygun düşmezse, onu asla ben söylememişimdir. Allah beni Kitap'la hidayete ulaştırmış iken, ben nasıl olur da ona (Kitab'a) muhalefet edebilirim." Bu hadisi, Abdurrahman bin el-Mehdî'nin dediğine göre, zındıklar ve Haricîler uydurmuşlardır.
Sonra İmam Şatıbi, Hz. Ömer'in sözünü nakleder "Üç şey vardır ki dini yıkar: alimin sürçmesi, münafıkın Kur'an ile tartışmaya girmesi ve saptırıcı imamlar."
Sadece Kitap ile yetinme sapkın düşüncesine sahip olmanın temelinde ilmin asıllarından biri olan usul ilmine vakıf olmamak olduğunu düşünüyorum. Hiçbir ferasetli alim yoktur ki usul ilimlerini bilsin de böylesi bir şaşkın ve sapkın düşünceye sahip olsun...
Bu konuda bilmemiz gereken en önemli nokta, din konusunda neler yapmamız gerektiğini Kur'an'dan, nasıl yapmamız gerektiğini de Peygamber efendimizin (sav) sünnetinden öğrenmemizdir. Bu iki esas yani Kur'an ve Sünnet'in birbirinden ayrı tutulması düşünülemez. Bu gerçeği şu ayetten net bir şekilde anlayabiliriz. "Allah ve Resûlü bir meselede hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadına, artık o işte, kendi (arzu ve heves)lerine göre (başka) tercih hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne karşı gelir (onlar tarafından verilmiş hükümleri beğenmez, kendi tercihlerine önem verir)se, kesinlikle o, apaçık bir sapıklıkla sapmış olur." Kur'an 33:36
Son söz olarak, sadece Kitap ile yetinmek mümkün değildir. Sünnet olmadan ne Kitap anlaşılabilir ne de İman tamamlanmış olur.