Şımart Teknoloji, Ankara’daki yeni üretim tesisini faaliyete geçirdi. 2020 yılında Ankara’da kurulan şirket, ilk olarak yazılım altyapısını oluşturdu; 2021’de ise ilk robot süpürgesi “katya”yı üretti. Artan ürün sayısı ve üretim ihtiyacıyla birlikte şirket bugün üçüncü fabrika yapılanmasına geçmiş durumda.

Yeni üretim üssü 10 bin 200 metrekare kapalı, 5 bin 400 metrekare açık olmak üzere toplam 15 bin 600 metrekarelik bir alana sahip. Şirket, mevcut yıllık 1 milyon 635 bin adetlik üretim kapasitesini 5 milyon adedin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Aynı dönemde 80 kişilik ekibin 200 kişiye ulaşması planlanıyor.

Bu rakamlar, Şımart’ın yalnızca fiziksel üretim kapasitesini artırmaya değil, şirketin genel ölçeğini büyütmeye yönelik bir yatırım yaptığını gösteriyor. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: 5 milyon adetlik üretim ve 200 kişilik istihdam henüz gerçekleşmiş rakamlar değil, şirketin önümüzdeki dönem için açıkladığı hedefler.

Bu nedenle yatırımın gerçek etkisini üretim, satış, ihracat ve kullanıcı sayılarındaki artış gösterecek. Şirketin yeni tesisle birlikte nasıl bir büyüme ortaya koyacağı önümüzdeki birkaç yıl içinde daha net görülecek.

Fakat benim asıl dikkatimi çeken başka bir konu var.

Şımart kendisini yalnızca robot süpürge üreten bir şirket olarak konumlandırmıyor.

Bugün 80 ürüne ulaşan bir akıllı yaşam ekosisteminden söz ediyorlar. Robot süpürgeler, kameralar, sensörler, aydınlatma, güvenlik, sağlık ve enerji yönetimi çözümleri bu yapının içerisinde yer alıyor. Amaç, zaman içerisinde bu ürünleri birbirinden bağımsız cihazlar olmaktan çıkarıp aynı dijital ekosistemin parçaları haline getirmek. Şirketin mobil uygulaması da Türk mühendisler tarafından geliştiriliyor. Şımart Teknoloji Ankara’daki y…

Aslında dünyadaki teknoloji şirketlerinin gittiği yön de tam olarak bu.

Mesele artık size bir cihaz satmak değil.

O cihazın etrafında bir ekosistem oluşturabilmek.

Bir müşteriye robot süpürge sattınız. Ardından kamera, sensör, akıllı priz, güvenlik ürünü ya da başka bir akıllı cihaz satabiliyorsanız müşteriyle ilişkiniz tek seferlik alışveriş olmaktan çıkıyor.

E-ticaret açısından bakınca işin en önemli taraflarından biri de burada başlıyor.

Şımart’ın kullandığı ifade “Fabrikadan Halka”.

Şirket ürünlerini Trendyol, Hepsiburada, n11 ve MediaMarkt gibi kanallar üzerinden tüketiciyle buluşturuyor. Aracıları azaltarak daha doğrudan bir satış modeli kurmayı amaçlıyor. Satış sonrasında da “48 Saatte Çözüm Garantisi” adı verilen modelle teknik servis ihtiyacı bulunan ürünlerin çift yönlü ücretsiz kargoyla fabrikaya gönderilmesi hedefleniyor.

Bu model bana göre önemli.

Çünkü Türkiye’de üreticilerin önemli bir bölümü yıllarca şu şekilde çalıştı: Üret, distribütöre ver, bayi satsın.

İnternet bu zinciri değiştirdi.

Bugün üretici isterse Trendyol’da mağaza açabiliyor, kendi internet sitesinden satış yapabiliyor, sosyal medyada müşterisine ulaşabiliyor ve müşteri verisini doğrudan kendisi yönetebiliyor.

Üretici artık yalnızca üretici değil. Aynı zamanda perakendeci olmak zorunda. Şımart’ın hikâyesini e-ticaret açısından ilginç kılan taraf da bu.

Bir başka dikkat çekici konu ise fabrikanın teknoloji altyapısı.

Tesiste tam ve yarı otomatik üretim hatlarının, robotik sistemlerin ve yapay zekâ destekli üretim ve kalite kontrol sistemlerinin kullanıldığı belirtiliyor. Yapay zekâ denildiğinde çoğumuzun aklına hâlâ ChatGPT benzeri araçlar geliyor.

Oysa yapay zekânın esas büyük dönüşümü yalnızca bilgisayar ekranlarında yaşanmayacak. Fabrikalarda, lojistik merkezlerinde, depolarda, kalite kontrol hatlarında ve üretim planlamasında da yaşayacağız.

Şımart bugün 400 bin aktif kullanıcıdan söz ediyor. Hedefi ise 2027 yılının sonuna kadar 1 milyon aktif kullanıcı ve 1 milyon haneye ulaşmak. Şirket aynı zamanda İngiltere, Avrupa ve ABD başta olmak üzere 12 ülkeye ürün gönderdiğini belirtiyor

Bu hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini zaman gösterecek. Ama Türkiye açısından asıl takip edilmesi gereken konu bence şu:

Biz teknoloji ürünlerini sadece ithal edip satan bir ülke mi olacağız, yoksa yazılımını geliştiren, ürününü tasarlayan, fabrikasında üreten, internetten doğrudan tüketiciye satan ve sonunda başka ülkelere ihraç eden şirketler de çıkarabilecek miyiz?

Şımart Teknoloji bu sorunun cevabını vermeye çalışan şirketlerden biri.

Başarılı olursa, Türkiye’den bir teknoloji markasının nasıl büyüyebileceğine dair üzerinde durulması gereken bir örnek olacak. Ama bunun için artık kurdele kesme törenlerinden çok daha fazlasına ihtiyaç var.

Ürün kaliteli olacak.

Fiyat rekabetçi olacak.

Yazılım iyi çalışacak.

Satış sonrası hizmet güçlü olacak.

Ve en önemlisi, tüketici o markaya güvenecek.

Çünkü bugün fabrika kurmak zor.

Ama kalıcı bir teknoloji markası kurmak çok daha zor.