Geçen hafta bu köşede Meta’nın yeni yapay zekâ ajanı Muse’u yazmıştım.

Aradan daha birkaç gün geçti.

Bu kez OpenAI sahneye çıktı.

Yeni sistemin adı Dots.

İsim biraz sevimli gelebilir ama yaptığı iş pek de küçük değil.

Bugüne kadar ChatGPT ile ilişkimiz oldukça basitti. Bir şey soruyorduk, cevap veriyordu. Bir araştırma istiyorduk, araştırıyordu. Yani biz başlatıyorduk, yapay zekâ cevap veriyordu.

Dots ile birlikte bu düzen değişmeye başlıyor. Çünkü Dots, siz bilgisayarın başında olmasanız bile çalışmaya devam edebiliyor.

OpenAI’ın resmi açıklamasına göre her Dot’un kendi bulut bilgisayarı ve tarayıcısı var. Bağlantı izni verdiğiniz uygulamalarla çalışabiliyor, verdiğiniz bir işi takip edebiliyor ve siz sohbet ekranını kapattıktan sonra da ilerlemeye devam edebiliyor.

Mesela şöyle diyebilirsiniz:

“Rakiplerimi takip et.”

“Bu projeyi yönet.”

“Gelen e-postaları kontrol et, önemli olanları bana bildir.”

“Bu dosyaları incele ve eksikleri bul.”

“Her hafta satış rakamlarını karşılaştır.”

Sonra bilgisayarınızı kapatabilirsiniz.

Dots çalışmaya devam ediyor. Bence meselenin önemli tarafı tam olarak burada. Çünkü artık yapay zekâya sadece görev vermiyoruz. Sorumluluk vermeye başlıyoruz.

Bir çalışan gibi düşünün. Sabah ona bir iş veriyorsunuz. Öğleden sonra yanına gidip “Ne yaptın?” diye sormanız gerekmiyor. İşi takip ediyor. Bir sorun çıktığında size geliyor. Karar verilmesi gereken yerde sizi çağırıyor.

Normal ChatGPT ile Dots arasındaki farkı belki de en kolay böyle anlatabiliriz.

ChatGPT’ye “Şunu araştır.” diyorsunuz.

Dots’a ise “Bu konuyla sen ilgilen.” diyorsunuz.

Arada küçük gibi görünen ama aslında oldukça büyük bir fark var.

Bizi ne kadar takip etmesini istiyoruz?

E-postalarımızı görebilen, takvimimizi bilen, dosyalarımıza erişebilen ve yaptığımız işleri takip eden bir yapay zekâ elbette çok daha faydalı olacaktır.

Ama aynı zamanda ona çok daha fazla kapı açmış olacağız.

OpenAI da bunun farkında.

Şirket, Dots’un hangi uygulamalara erişebileceğinin kullanıcı tarafından belirlendiğini söylüyor. Para transferi veya şifre değiştirme gibi hassas işlemlerde sistemin kullanıcıdan kontrolü devralmasını istemesi gerekiyor. Bazı işlemlerde ise ayrıca onay gerekiyor.

Yani Dots’a ofisin anahtarını veriyorsunuz ama kasanın anahtarını vermek zorunda değilsiniz. Yine de burada yeni bir alışkanlık geliştirmemiz gerekecek.

Bugüne kadar yapay zekâ kullanırken en önemli şeylerden biri doğru soruyu sormaktı. Bundan sonra başka bir şey daha önemli olacak: Doğru yetkiyi vermek.

Asıl değişim başka yerde

Dots bana göre tek başına önemli olduğu için değil, işaret ettiği yön nedeniyle önemli.

Meta Muse’u çıkarıyor.

OpenAI Dots’u çıkarıyor.

Başka şirketler de benzer sistemler geliştiriyor. Hepsinin gittiği yer aynı. Yapay zekâ artık sohbet kutusundan çıkıyor. Bilgisayarın içine giriyor.

E-postaya giriyor.

Takvime giriyor.

Dosyalara giriyor.

Şirketlerin iş akışına giriyor.

Ve en önemlisi, beklemiyor.

Kendi başına bir sonraki adımı düşünmeye başlıyor.

Bu nedenle yakın gelecekte insanların “Hangi yapay zekâyı kullanıyorsun?” sorusundan çok başka bir soru sormaya başlayacağını düşünüyorum:

“Yapay zekâna hangi işleri teslim ettin?”

Çünkü önümüzdeki rekabet sadece daha iyi cevap veren yapay zekâlar arasında olmayacak. Biz uyurken de çalışabilen yapay zekâlar arasında olacak.

Belki de bundan birkaç yıl sonra sabah işe geldiğimizde ilk yaptığımız şey e-postalarımızı kontrol etmek olmayacak. Yapay zekâmızın gece boyunca neler yaptığını kontrol edeceğiz.