0
On yıllardır anlatıyorduk ama anlatamıyorduk, Siyonist sulbünden türediğini söylüyorduk, o alçağın hayallerinin küfrün dölünde piştiğini söylüyorduk. Alçaklığın namussuzluğun kitabını alçaklığı ve namussuzluğu yaşayarak yazdığını söylüyorduk amma anlatamıyorduk…
Bu Fetö'nün nasıl bir terörist olduğunu dünya alem gördü ama dünya-dünyalı yine aynı kahpe yine aynı namusuz, aynı kör, gönülleri aynı kördüğüm; olsun olsun saflar net bir şekilde artık aşikar…
Gördük alçaklar nasıl Kürt'lere, Türk'lere, sivillere masumlara suçsuzlara günahsızlara nasıl saldırdı, ülkeyi nasıl birbirine kırdırma gayesiyle küfre köpek olmuş, küfrün omuzundaki o silah Fetö denen bedeni kahpeliğin oyuklarıyla delik deşik…
Şu artık muhakkak: bu ülkedeki alçaklığın baş müsebbibi odur, baş aktörü, baş soysuzu odur… Kürtlerin kanına Gülen üzerinden girdiler, Alevi kardeşlerimizi Gülen üzerinden dışladırlar bu coğrafyadan, bizi; siz mini etekli, siz de tesettürlü diye Gülen üzerinden dizayn ettiler, köle olmuştu, kendini mücahit görüyordu ama ruhsuz, şuursuz ve şüphesiz büyük bir fedakardı alçaklığa…
Yıldızların Rabbi olan Allaha değil, küfrün köpeği olanlara meyletti, hayasızca ufalanan küfrün tarihinde yer almak istiyordu, Kevser'e değil Silikon vadisinin gücüne inanıyordu… Cehennemden değil, Kolorado kanyonunun ihtişamından korkuyordu…
Hz. Ebubekir efendimizi değil, think tank'lara inanmıştı, ayetlerin gücünü dolarların tesirinden daha az görüyordu… Kendi kendine İslam'ın içinde bir din inşa etmişti, orta çağ cehaletini 2000'li modernite döneminde yaşatmak istiyordur… Cahiliye döneminin putlarını yaşatarak kendisini tanrılaştırma hastalığına yakalanmıştı… Firavun gibi ahdi çiğneyen, Karun kadar paranın gücüne inanandı… Zaferin meşalesi Rabbin saltanatında anlamlıydı bizim için, onun içinse renkli ışıklı Amerikan rüyası daha cazipti…
Ebu zeri yazar ve okuturdu gafil müritlerine, lakin Ebu zer'in ruhunu ve şuurunu tanımazlardı, ona inanmazlardı… Kur'an'ın tekliğine, bütünlüğüne, bölünemezliğine, silinmezliğine, unutturulamazlığına değil, kendi türetmek istediği yeni Matta, Markos, Lukka, Yuhanna'larla İslam'ı yüceltmek istiyordu… Yazık! Sapıklığa, sapkınlığa bakar mısınız…
Bedeni CİA'ya, FBİ'ya emanetti ve bunun güvencesinde hissediyordu kendini, ruhların, bedenlerin, varlığın, yokluğun, bilinenin, bilinmezliğin, görünenin, görünmezliğin hasılı var olan ve yok olan her şeyin, Allah'ın hakimiyetinde olduğunu sindirememişti basiretsiz bünyesine…
Ne söylense, ne yazılsa boş, boşuna, anlamsız, kelimeler biçare, anlatılamaz bu omurgasızlık, bu ihanet, bu çöküş sendromu, bu kahpeliğin alametifarikası olan insan görünümlü ucube…
Hala hayretler içindeyim, şoku atlatabilmiş değilim, nasıl kıydılar insanlara, kendi insanına nasıl kurşun sıktılar… Ulu Rabbim bu bizim imtihanımız olsa gerek… Sana sığınıyorum, sana sığınıyoruz… Gayri müslimler 10 milyonlarca insanımızı 3-5 yılda öldürürken, sözüm ona Müslüman görünümlüler nasıl da Müslümanlara silahlarını yöneltiyor… Ulu Rabbim bu nasıl bir hal, bu nasıl bir halsizlik…
Bizi Kürt diye, Bizi Türk Diye, Alevi, Sünni, Şii diye ayırdılar, aramızdan barışı ve adaleti kaldırdılar; amma biz de kandık… Bize Ahmed Mahmud Muhammed Mustafa'nın o nur yüzlünün sevgisini ve şuurunu unutturdular… Ey Rabbim sana sığınıyoruz bizi kardeş kıl, bize adaleti yaşamayı, yaşatmayı nasip et, bize ırklarımızın faşizan ilkelliğinden kurtulmayı ve o en ala olan Nur Muhammed Mustafa sallallahüaleyhiveselleme layık olabilmeyi nasip et… Varlık kadar amin…