0
Bugün, güncel siyasetin dışında bir kitap tanıtımı yapmayı düşündük. Ancak içerik ve konuların esası itibariyle günümüz Türkiye'si ile ilişkilendirebiliriz. Zira Türkiye bir süredir, ABD'nin PYD/PKK ve FETÖ üzerinden planladığı darbe, iç karışıklık, manipülasyonlarla ülkemizi ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak, Türkiye'nin kazanımlarını hedef aldığını görüyoruz.
Özetle bir talanla ülkemiz karşı karşıya. Tıpkı son üç yıldır Mısır, Ukrayna, Tayland ve Arjantin'de olduğu gibi.
Bahsedeceğim Kitabın adı Muhammed Mihrî Sudan Seyahatnamesi. Prof. Dr. Ahmed Kavas hoca'nın kaleme aldığı, Yrd. Doç. Dr. Muhammed Tandoğan'ın yayına hazırladığı eser, aslında Sudan'ın ikiye bölünmesini de bir şekilde anlamlandırıyor.
Kitabın özeti şöyle:
Muhammed Mihrî Sudan Seyahatnamesi'nde Afrika'da genelde pek huzur olmadığı, güvenliğin ciddi sıkıntı teşkil ettiğini söylüyor. 20. yüzyılın başında Mısır Hıdiv ailesinden bir prens yanına aldığı ve bir heyetle devasa yüzölçümü bulunan bugünkü Sudan Cumhuriyeti'nin çok farklı bölgelerini gezer, başlarına en ufak bir zarar gelmez. Haliyle her yönden bereketli olan bu coğrafyanın o dönemde huzur ve güven içerisinde olduğu, Sudan Seyahatnamesi adlı bu eserin yazarı Muhammed Mihrî'nin ifadeleriyle de sabitti.
Bu ve benzeri heyetlerin verdiği bilgilerin ardından ateşli silahlarla donatılmış askeri birlikleriyle gelen Avrupalılar, sırf şahsi çıkarları için ciddi bir engelle karşılaşmadan buraları işgal ediverdiler. Günümüzde Afrika'nın her bir tarafına binlerce insanımız gidip gelmektedir. Kıta yerlilerine tüm dünya toplumları ile her geçen gün daha fazla işbirliği imkanları sağlamaktadırlar. İçlerinde acaba bulaşıcı bir hastalığa kapılır mıyım endişesine kapılanlar bulunmaktadır. Muhammed Mihrî de Sudan'da yabancılara fazlaca isabet eden sıtma, dizanteri, güneş sıcağının verdiği zararlar, ciğer ve mide ağrısı, yılan ve benzeri zehirli hayvanların sokması gibi özel durumlardan bahseder. Ama kendileri üç ay süren bu zorlu seyahatte herhangi bir bulaşıcı, hatta öldürücü hastalığa yakalanmamışlardı.
Sudan geçtiğimiz asrın başında bugün olduğu gibi bir altın ülkesi idi. Tarihî Func hanedanlığının merkezi Sinnar şehrinin kuzeyinde Benî Şankul dağlarında bizzat bu şehrin adıyla bilinen Sinnar altını çokça çıkarılmaktaydı. Yine bölgedeki farklı yerleşim yerlerinde de az veya çok altın ve diğer madenlere rastlanmaktaydı. O dönemde Osmanlılar adına madenler konusunda mütehassıs kişiler bu coğrafyaya gönderilebilseydi nice farklı maden tespit edilip çıkarılabilir, böylece hem bölgenin hem de Osmanlı Mısırı'nın gelirleri inanılmaz derecede artabilirdi. O gün çıkarılmayan madenler bugün kıta dışından gelen çok uluslu şirketler tarafından işletilmekte olup Güney Sudan ve Kuzey Sudan'a bağlı Darfur'daki iç savaşlarının en önemli sebepleri olarak gösterilmektedir.
Sudan Seyahatnamesi'nden ''Bize ne?'' diyerek, geçemiyormuşuz değil mi? İşte günümüzde Türkiye'nin yaşamış olduğu çalkantıların arkasında tıpkı Sudan veya dünyanın bilmem neresinde olduğu gibi zenginliklerimizi talan etmek ve ülkemizin kazanımlarımızı heba etmek yatmaktadır.
Eserin kaleme alınmasından emeği geçenlere teşekkür ederek, sizlere de keyifli okumalar dilerim.