Evet, soruyorum:

“Süresiz nafakada sona doğru mu?”

İhtiyat payı bırakmak zorundayım; yıllardır “süresiz nafaka adaletsizliği bitecek” deniyor ama somut adım bir türlü gelmiyor.

Umarım bu sefer gereken yapılır.

Geçtiğimiz günlerde beni bir miktar ümitlendiren gelişme üzerinde durmuştum.

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Sayın Mehmet Uçum’un başkanlık ettiği “Aile Hukukunda Güncel Sorunlar Çalıştayı”nın en önemli konusuydu bu “Süresiz Nafaka” adaletsizliği.

Önemi ve etkinliği hepimizde bilinen Sayın Uçum, süresiz nafakanın hakkaniyetsiz bir uygulama olduğu yönündeki “algı”ya dikkat çekiyordu orada.

Biz mesajdaki vurgudan ziyade “kaynağı” dikkate alarak süresiz nafaka adaletsizliğinin giderilmesi, en azından hafifletilmesi yönünde bir adım atılma ihtimalinin arttığını vurgulamıştık konuya dair bir önceki yazımızda.

Nitekim, Ankara kulislerinde de bu konudaki “gelişmelere”, daha doğrusu “gelişme beklentilerine” dair çok şeyler söylenir oldu.

İktidarın bir “formül üzerinde” çalıştığı ifade ediliyor bu günlerde.

Üzerinde durulan nafakanın evlilik süresine bağlanması.

Kısa süreli evliliklerle uzun süreli ve daha çok da süresiz nafaka ödenmesinin önünü geçilmesini sağlayacak bir düzenleme.

Buna göre, evlilik süresi uzadıkça süresiz nafaka ödeme süresi artacak.

Mesela, 1 yıl veya daha az evli kalanlar için 2 yıl, 3 yıl evli kalanlar için 5 yıl, 5 yıl evli kalanlar için 7 yıl, 10 yıl evli kalanlar için 15 yıl gibi…

Bir de sıkça dile getirilen bir “destek” beklentisi var.

Nafakanın kesilmesinden sonra “yoksulluk” durumu halâ devam edenlere “Devlet sosyal yardımı”nın devreye girmesi…

*

Hem “adalet” hem de “siyaset” açısından son derece hassas bir konu.

İktidar Partisi, meselenin “adalet” boyutunu da, “sandığa etkisi” bakımından “siyaset” boyutunu da hesap ediyor ve edecektir mutlaka.

“Adalet” boyutu açık, ortada “haksızlık” olduğunu birçok iktidar önde geleni söyledi zaten.

Süresiz nafaka uygulamasına sadece milyonlarca erkeğin değil, milyonlarca kadının da karşı olduğunu biliyoruz.

Kadın ile erkek ayrılmaz bir bütün.

Erkeği mağdur eden bir uygulama birçok kadını da rahatsız ediyor haliyle.

Mağdur duruma düşen erkeğin anneannesi, babaannesi, annesi, kız kardeşi, halası, teyzesi, yengesi (..) var...

Bir de boşandıktan sonra evlenenler var.

Kocasının bir önceki evliliğinin “ömür boyu nafaka mahkûmiyeti” yükünü çekmek zorunda kalan hanımlar…

Onlar da rahatsız.

Umuyorum ki “adaletli” ya da en azından “ehveni şer” nitelikli bir düzenleme bu sefer, 2026 yılı bitmeden hayata geçirilir.

Biz de bu konuda daha fazla yazmak durumunda kalmayız.

EVLENMEKTEN CAYDIRAN BİR UYGULAMA: SÜRESİZ ANFAKA

Birçok gencimize “Aman aman, yarın öbürgün boşanma olur, ömür boyu nafaka mahkûmiyeti gelir, iyisi mi böyle devam!” dedirten bir uygulama, süresiz nafaka.

Çok kısa süre evli kaldığınız halde, ömür boyu “yoksulluk nafakası” ödemeye mahkûm olabiliyorsunuz…

Mahkûmun borcu nafaka alacaklısı kişi ölürse, yeniden evlenirse, yoksulluk denilen durumu ortadan kalkarsa, haysiyetsiz hayat sürdüğü ispatlanırsa ya da ölürse bitebiliyor ancak.

Bir önceki yazımızda durumu ayrıntılı olarak masaya yatırmıştık:

“Yoksulluğun ortadan kalkması” ispatlanması zor bir durum.

Alacaklı taraf kayıt dışı çalışıyor, gelirinin çoğunu saklıyorsa…

Fırıldaklar çeviriyorsa, ispatlaman neredeyse imkânsız.

“Nafakayı alan kişinin evlilik yapması” halinde de borç bitiyor ama süresiz nafakayı alanlardan bazılarının bu düzenli gelirden olmamak için resmi nikâh yapmadığı da biliniyor.

Bu durumu gösteren nice haberle karşılaşıyoruz.

Fiilen biriyle evli gibi yaşıyor, alttan alttan aynı evde kalıyor, ortak hayat kuruyor ama kâğıt üzerinde evli görünmediği için nafakayı almaya devam ediyor.

Bu durumda yapılması gereken, nikâh dışı birlikteliği tam mânâsıyla ispat etmek.

Artık dedektif mi tutarsın, ne yaparsın?

Nafaka alacaklısının “haysiyetsiz hayat sürmesi ” halinde borç kesiliyor ama…

"Haysiyetsiz hayat sürmek" ne demek?

Toplumun genel ahlak kurallarına aykırı, süreklilik arz eden bir yaşam tarzı: Örneğin fuhuş yapmak, maddeye bağımlısı olmak, küçük düşürücü davranışlarda bulunmak ağır suç işlemek…

Boşanmış bir kişinin birkaç ilişki yaşaması “haysiyetsiz hayat sürme” anlamına gelir mi?

Tartışmalı.

Bir de “özel hayatın gizliliği” denilen bir durum var.

Boşanmış olsalar bile, eski “eş”in özel hayatını (örneğin yeni ilişkisini) gizlice videoya çekmek kesinlikle suç,

– TCK 134, özel hayatın gizliliğini ihlal.

Evlilik bitmişse (hatta evliyken bile) eşlerin birbirinin mahremiyetini ihlâl etme hakkı yok.

"Delil toplamak için" diye bir mazeret kabul edilmiyor; bu, suçu meşrulaştırmıyor.

Sen delil olsun diye “kayıtları” alsan bile, hukuka aykırı yolla elde edilmiş delil (zehirli ağaç ilkesi) geçerli olmuyor.

Yani birçok durumda süresiz nafakadan kurtulmak mümkün olmuyor.

Bu durum da birçok erkeği ve kadını rahatsız ediyor.

Birçok kadını, evet…

Düşünün, asgari ücretli bir erkek boşanmış ve ikinci evliliğini yapmış ama ömür boyu nafaka borcu peşinden geliyor.

Süresiz nafakaya mahkûm olan boşanmış kişi, bir başkasıyla evlenince de o borcu her ay tıkır tıkır ödemeye devam ediyor..

Yoksa…

Sıkıntı!..

Öncelikle nafaka alacaklısı ödenmeyen nafaka için ilâmlı icra takibi başlatıyor.

Ödeme emri tebliğ edildikten sonra 7 gün içinde ödeme yapılmazsa maaşa, emekli aylığına veya mal varlığına haciz konulabiliyor…

Alacak bu yolla tahsil edilemezse, alacaklı, icra (ceza) mahkemesine şikâyette bulunabiliyor.

Şikâyet üzerine, ödenmeyen her dönem (aylık nafaka) için ayrı ayrı 3 aya kadar tazyik hapsi cezası verilebiliyor.

Bu hapis ertelenemiyor, para cezasına çevrilemiyor; sadece şikâyet edilen dönemin nafakası ödenirse tahliye olunuyor.

Birikmiş borçlar için tekrar tekrar şikâyet edilebiliyor, yani teoride birden fazla hapis riski var.

*

Süresiz nafaka meselesi “yeni mağduriyetlere” sebebiyet verilmeksizin mutlaka çözüme kavuşturulmalı özetle.

Bu işin başka yolu yok!