0

Çocuk kendi içinde yaşadığı kültürünü öğrenerek ve o kültürün bir parçası olduğunu hissederek, toplumsal kimlik kazanır hale gelebilir. Bu da çocuğun dış dünya ile güvenli bir şekilde iletişime geçmesi ile mümkündür. Çocuklar kendi aile bireylerinden sonra, arkadaşları ile iletişime geçmeye başlarlar. Sosyal ilişki ağlarının sağlıklı gelişmesi için, çocuğun arkadaş ilişkisi kurması çok önemlidir. Çocuk kendi akranları içerisinde paylaşmayı öğrenir. Bunun yanı sıra sorumluluk alma becerisine sahip olur. İş birliği kurma, dayanışma içinde olma, kurallara uyma ve birlikte yaşamanın gerektirdiği toplumsal kuralları öğrenmeye başlar.

Okul öncesi çocuklarda arkadaş edinmek başlangıçta çok zor olabilir. Mesela 3 yaşındaki bir çocuk arkadaş ilişkileri sürdürmekte çok fazla zorlanır. Çünkü gelişim sürecinin doğal sonucu olarak "ben" kavramı gelişmiştir. Bu nedenle sürekli kendi isteklerinin olması konusunda ısrarcı davranabilir. Üç yaşındaki çocuklar bir araya geldiğinde de hepsi kendi isteklerinin olmasını istedikleri için, kısa süre içinde aralarında sorun yaşamaya başlarlar. 3 yaş çocukları ilişki kurmakta zorluk yaşamazlar, buna karşın ilişkiyi sürdürmede başarısız olurlar. Bu nedenle sıklıkla yetişkinlerin müdahalesine ihtiyaç duyabilirler. Üç yaş çocukları, ilişkilerinde vermeden çok almaya yönelik tutum sergilerler. Bu nedenle de aralarında sıklıkla problem yaşayabilirler.

Bu problemlerin üstesinden gelmek zaman zaman ebeveyn için çok zor olabilmektedir. Ebeveyn çocukla inatlaştıkça, çocukta ki inatlaşma oranı daha fazla artmaktadır. Bazen katı veya tutarlı olmayacak şekilde ceza veren anne- babalar da vardır. Bunun nedeni çocuğun paylaşmak istemiyor olması ve her şeyi istemesidir. Yakın çevrenin çocukla ilgili yaptığı yorumlarda bu durumu pekiştirebilmektedir. "Bu çocuk paylaşmayı bilmiyor, çocuğunuza terbiye vermemişsiniz, çok hırçın, kime benzemiş bu çocuk" gibi yorumlar anne-baba- çocuk ilişkisini negatif yönde etkilemektedir. Anneler zaman zaman bu gibi yorumlara maruz kalmamak için, çocuklarını gittikleri ortamlara götürmeme yoluna başvurabilirler. Bu kısa vadede işe yarayabilir, fakat uzun vadede sorunun daha fazla büyümesine yol açabilmektedir.

Çocuk toplumsal ilişkilerden uzak kalmaya başladıkça, kendini yalnız ve kabul görmeyen biri olarak değerlendirmeye başlar. Bu yüzden her defasında, yeni bir ortama girdiğinde daha hırçın davranabilmektedir. Çünkü sosyal anlamda ilişki kurma becerisi gelişmemiştir. Sosyal alanlarda bulunmadıkça, insanlarla iletişime geçmediği sürece çocuk nerede nasıl davranacağını öğrenemez. Bu defa yeni ve olumlu olan bir davranışı geliştirmesi daha fazla zaman alır.

Çocukların, kendi yaş gruplarına uygun olan beceriyi edinmeleri çok önemlidir. Üç yaşında bir çocuğun da negativist yani olumsuzlayıcı, her şeyi aksine yapan ve paylaşımcı olmayan tavrı çok normaldir. Eğer aileler, üç yaşındaki çocuklarına karşı tutum sergiler ise çocuğun olumsuz davranışları daha fazla artmaktadır. Fakat çocuğu anlamaya yönelik davranır, bu konuda önlem alarak hareket ederler ise çocuk da kendini iyi hisseder ve olumlu olan davranışı daha çabuk kazanır. Ne olursa olsun üç yaş sendromunu yaşamak kaçınılmazdır. Ebeveyn tutumu bu hususta çok önem kazanmaktadır. Yakın çevreden gelebilecek olumsuz yorumlara da kulak tıkamakta her zaman fayda var derim….