Sevgili okur, bundan tam dokuz yıl önce bugün, Kamuda neredeyse Allah demenin suç olarak kabul edildiği bir dönem başladı.
O zamanın kudretlileri bu zulüm sürecinin bin yıl devam edeceğini ön görüyorlardı. Hoş öyle sürmesi içinde her türlü düzeni kurmuşlardı ya...
Ama bin yıl devam etmesi planlanan zulüm düzeni, 5-6 yıl anca sürdü. Ben muhafazakarlar bu kez ucuz yırttılar derim... Ortada büyük bir lütuf var yani...
Tabi her zaman böyle nasipli olunmaz... Allah korusun... Yarın birileri çıkar... Ve 28 Şubat 1997'de olduğu gibi "Demokrasiye balans ayarı yapıyoruz" diyerek, Dindarlara yine zulüm etmeye kalkarlar...
İşte onun için başlıkta, "Unutursak Kaybederiz" dedim ya... Malum unutmak gafleti getirir. Gafil olmakta hadiselerin tekrarını...
Hakikaten 28 Şubat sürecinde, Dindarlar kolay zamanlar geçirmediler... Size sadece birkaç hatırlatma yapayım... Başörtüsü zulümleri, fişlemeler, namaz kıldığı için görevden almalar vesaire vesaire...
Dahası... Askeri okullara giriş mülakatlarında, gençlerin paçalarını sıvamalarından, namaz kılıp kılmadığı tespit edilmeye kalkılmış.
Neymiş efendim, paçalar düzenli sıvanırsa, gencin namaz kıldığı anlaşılacakmış. Peki namaz kılıyorsa ne olurmuş? Kişi görevini mi yapamazmış?
Elbette hayır... Aksine namazını kılan devletine karşı vazifesini en güzel bir şekilde yapar. Unutulmasın ki... Namazını kılan kişi, sorumluluklarının farkında olan kişidir.
Girişte dedim ya... O günlerde, Kamuda Allah demek suç olarak görülüyordu diye... Hatta o dönemin kudretlileri, Allah demeyi sokaklarda bile yasaklayacaklardı.
Evet evet, 28 Şubat sürecinde, zulüm bu kadar zirbe yapmıştı. İşte onun için, deminden beri unutulmasın diyorum ya...