Sevgili okur, son yıllarda yaşadıklarımız, Üretimde Küresel seçeneğinin doğru bir seçenek olmadığını gösterdi.


Halbuki, ilk başlarda bu seçenek insanların çok işine yaramıştı. Öyle ki, 2000'lerin başında , üç paralara neler almıştık neler...


O aldıklarımız var ya... Sudan bile ucuzdu. Tabi bu ucuzluğu bize Çin sağlamıştı. Bunun nedeni de: Çin'in nüfus sayısının fazla olmasıydı. Yani Çin ucuza üretip üretip dünyaya gönderiyordu.


Hatta millet piyasada ucuz olan bir ürün gördü mü, hemen "Çin İşi mi?" diye soruyordu. Evet bir dönem ucuz ürünlerin diğer adı "Çin İşi" olmuştu.


Ha diğer ülkelerde, Çin'le rekabet edebilmek için maliyetleri epey düşürdüler. Böylece yeryüzünde hem küresel rekabet; hem de dağıtım zinciri oluştu.


Aslında buna bir nevi saadet zinciri de diyebiliriz. Ancak... Bu Saadet Zinciri pek uzun süreli devam etmedi. Önce, virüs salgını o zincirin düzenini bozdu. Korona tehditi nedeniyle evlere kapanıldığı günlerden bahsediyorum. Malum bu kapanmalardaürün ve ham madde tedariğini zorlaştırmıştı.


Şimdi de İran'a düzenlenen saldırılar bozuyor zincirin halkalarını... Tabi burada da en çok enerji maliyetleri ön plana çıkıyor. Virde güvenlik sorunları...


Galiba dünyanın efendileri bile bile istiyorlar bu durumu... Çünkü bizim huzurumuz bozuldukça, onların rahatı artıyor. Hani bizi köle olarak görüyorlar ya...


Aslına bakarsanız, bu yaşadıklarımız birtek şeyi öğütlüyor. O da: Her ülkenin ana ihtiyaç maddelerini kendisinin üretmesi gerektiğidir.


Eskiler şu sözü ne güzel söylemişler: "Elden gelen övün olmaz o da vaktinde bulunmaz"...


Evet evet, Her ülke mutlaka kendi ayakları üzerinde durmaya mecburdur. Başlıkta dediğim gibi, "Üretimde Küreselden Bölgesele geçilmeli"...