0
Üşüyorum üzerime Halep yağıyor, buz gibi sırılsıklamım…
Her yıldız Halep bakışı…
Gecenin karanlığında bile saklanamıyorum…
Üzerime Halep yağıyor; çocukların kanı, anaların gözyaşı…
Açlığın sesi, acının sesi, soğuğun sesi…
Öyle avaz avaz ki; kulaklarım değil, vicdanım patlayacak…
Ya İslam alemi toparlanıp, kardeşliğin hakkını verecek…
Ya da küffar iştahla Müslüman kanı dökmeye ve bizi lime lime etmeye devam edecek…
Haçlılar kudurmuş, haçlılar oluk oluk Müslüman kanı içiyor… Suriye'nin masum çocukları anladılar; batı medeni değil, batının ruhunda zerre insanlık kalmamış…
İnsanlar unutur ama çocuklar unutmaz. Çocukların içinde oluşan kanaati hiçbir güç yok edemez… Anladılar Halep'in çocukları; sanat üreten, teknoloji üreten, uzayı arşınlayan, gökdelenlerde yaşayanların insan olmadığını… Anladı Halep'in çocukları; takım elbiseler içinde koca koca sözler söyleyen, idealistçe fokları, suları, ağaçları vs. düşünenlerin, savunanların sahtekar olduklarını… Suriye'nin, Müslüman olduğu için aç bırakılan ve öldürülen çocukları anladılar ki; batı petrole bulanmış deniz kuşları mizanseni ve bahanesi ile milyonlar Irak'lı katletti ve şimdi başka bahaneler ile sıra kendilerinde…
Evet, üşüyorum üzerime Halep yağıyor, buz gibi sırılsıklamım…
Bir milyar 700 milyon kardeşiz ve kardeşimizin çocukları aç, kardeşimizin çocukları parçalanıyor, kardeşlerimizin çocukları batının oyunları ile yuvasız ve de aşsız…
Bir zamanlar sesi dünyayı çınlatan Müslümanların şimdiki çocukları çığlık çığlığa… Ve Halep'in sesi duyulmuyor, vicdanları uyandırmıyor…
Üzerimize, vicdanımıza Suriye'nin masum çocukları ve Halep'in gözyaşları yağıyor… Sadece gözyaşlarımı? Kan revan feryatlar yağıyor… Ruhumuzun ve uhuvvet ordularının uyanışa harekete geçmesini bekliyor…
Halep'in çığlıkları yüzümüze tokat, uyanmaz iseniz bizim gibi olacaksınız… Halep'in çığlıkları; Siyonist batı, bizi istediği şekle soktu demek… Halep'in çığlıkları; eğer kardeş olamazsanız, tek vücut olamazsanız, oyuna gelirseniz bir milyar 700 milyon Müslüman hiçbir işe yaramaz…
Uhuvveti elde etmemiş, küffarın oyuncağı olmuş kalabalıklar sadece yığındır; işe yaramayan, derman olmayan ruhsuz ve istenildiği gibi oynatılan kukladır...
Üzerimize yağan Halep çığlıkları, suçluluk yağmurlarından kurtulmak için ve ilerde de kendi sesimizin duyulması için harekete geçme zamanı… İslam alemi, mazlum Müslümanlara tüm imkanları ile sahip çıkmaya çalışan Türkiye'ye güç vermeli ve büyük itirazına ses katmalı ki bu büyük ses ile küffar gereken cezayı görüp, kendi inlerine geri dönsün.
Evet, İslam Âlemi'nin karşısında bütün insani duygulardan sıyrılmış, tamamen vahşi ve hayvani bir hale gelmiş batası batı var... Ne gariptir ki bu zulme ortak olan isminde İslam olan İran vardır.
İran mı? İran binlerce sene tapmak için yaktıkları ateşi söndüren Hz. Ömer'e düşman, İslam'ın gerçeklerine düşman, bütün güzelliklere düşman ve batıya ses çıkaramamış, İsrail'e göbekten ve yürekten bağlı bir garip ülke. Müslüman görünümlü, haçlının Asya kolu ve karakolu olan çok ama çok tokadı hak etmiş tuhaf bir ülke. Ne keçi, nede koyun bir Allah'ın belası çıban bir ülke…