0

Mustafa ÇEVİK

@mustafacevikMC

[email protected]

Evet, eskiden insan utanırdı. Şimdi utanmaz olduk. Utanmayı bırak utanmaktan utanır olduk

Utanan kişiyi yadırgar olduk. Utanan insanı sorunlu, kişiliği bozuk biri olarak kabul ediyoruz artık.

Utanmadan utanan insan ideal insan oldu modern zamanlarda. Hatta utanmayı gidermek için eğitim programları, psikolojik tedavi ve telkin yöntemleri geliştirmeye başladık.

Devlet bütçesiyle insanı utanmaz yapmak zamanımızın en belirgin eğitim anlayışı oldu.

Adı da "girişimci insan", "komplekssiz insan", "rahat insan" koyduk.

Okula giden bir öğrencinin çekingen, her şeyin her yerde yapılmaması gerektiğini bilin insanın çocuksu masumiyetini "utanma yavrum" telkiniyle bir güzel bozduk hep beraber.

Okulda öğretmen ve evde aile hep birlikte çocuklarda ilk giderilmesi gereken şeyin utanma duygusu olduğunu kabul edip seferber olduk.

Çekingen olmak, yalnızlıktan hoşlanmak, kalabalığın baskısına maruz kalmayı reddetmek mahalle baskısıyla yok edildi.

Çünkü tek başına hareket etmek, karar vermek, fikir üretmek olmaz "grup uyumu" şart. Bireyin yalnız kalma ve kendi olma mücadelesini "toplumun ortak psikolojisine" feda ettik.

Oysa utanma duygusu doğuştandır ve her defasında onu sonradan yok ederiz. Toplum ve eğitim kurumları insani olan ne varsa utanmayı da o şekilde yok etmeyi başarır.

Hayvanda ne varsa onu yapmayı öğretir insana. Modern devlet ve eğitim ve iletişim yoluyla bireydeki temel insani değerleri yok ederek onu itinayla "hayvanlaştırır".

Ne zaman utanma duygusu yok olursa her ortamda rahat olursan o zaman istenen bireysin. Ne zaman yaptığın, söylediğin ve planladığın her şeyin merkezine kişisel veya ulusal "yararı" merkeze koyarsan o zaman "ideal insan" kabul edilirsin.

Açıktan değilse bile günümüz insan modelinin sloganı, "yararlı ve kullanılabilir olan her şeyi al" pragmatizmidir. Yararlı olanı al riskli olanı bırak. Yani halk arasında var olan şekliyle "sopa buldun kaç yemek buldun ye."

İşte bu hayvanlaştırılmış insanın özetidir. İnsan da risk görünce kaçar yemek görünce yaklaşır. Tabi sadece yemek bulunca yaklaşmak pasif bir "yarar takibi" olacağından daha fazlasını yapar hayvanlar. Ayın zamanda plan yapar, tuzak kurar ve kurnazlık yapar.

Benzer şekilde insan da yararını elde etmek için ve riski almamak için plan yapar, tuzak kurar ve kurnazlık yapar. Adına elbette strateji der, reel politik der, takiyye der, der de der. Peygamber ne güzel söylemiş: "İlk peygamberlerden beridir insanlığın hatırında kalan ve devamlı söylene gelen bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!" İnsan utanmadıktan sonra artık insan olmaktan çıkmıştır.

Yani hep birlikte insanı "insan" olmaktan çıkarıp hayvanlaştırmaya yemin etmiş gibiyiz. Tabi aslında bu durum insanın hayvanlaştığı değil "daha aşağı" olduğu bir durumdur.

Akıllı olduğu için yaptığı her hayvani şey onu hayvandan aşağı kılar. Çünkü hayvan güdüsel olarak yapar insan ayın şeyi tasarlayarak yapar.

Her zaman tasarlayarak kötülük yapmak ile içgüdüsel olarak yapmak arasında masumiyet ilkesi bakımından bir ayrım vardır.

İnsanı iletişim ve eğitim yoluyla böyle hayvanlaştırırsanız mesela ırkçılık ve grubunu koruma fanatizmi gibi hayvanların "grup güdüsü" en zararlı şekilde meydana çıkar.

Kendinden olmayana en ağır işkenceyi ve ayrımcılığı son derece normal gören bir canavar ancak insandan çıkar. Hayvanda bu ilkel düzeyde iken insanı hayvanlaştırırsanız bu hayvansı özellik sistematik ve stratejik bir duruma dönüşür.

Bu gün Avrupa ülkeleri kendinden olmayanı Akdeniz'de boğulmaya rahatlıkla terk ediyorsa nedeni budur. Bu gün Türkiye'de Türk'ün kendi katiline, Kürd'ün kendi katiline kahraman muamelesi yaptıran işte bu "hayvanlaştırma eğitimi"nin sonucudur.

İnsan giderek yaratılan suni kimlikler üzerinden birbirinin ve ötekinin cehennemi olmaya doğru evrilen bir canavara dönüşmektedir.

Onun için insana yeni bir çağrı yapmak lazım: Ey insan, insan ol.