0
Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan başkanlık seçiminden sonra bütün tartışmalara noktayı koyan sözü Beyaz Sarayın önünde, Rose Garden'da yaptığı konuşmada President Hüseyin Barak Obama söyledi.
"We are all on the same team."
"Hepimiz aynı takımdayız. Obama, Clinton, Trump farketmiyor, biz aynı takımın oyuncularıyız."
ABD halkı tarihinin en matrak seçim sürecine şahit oldu. ABD derin devleti birbirinden işe yaramaz 4 adayını halkın önüne koydu ve buyrun benim seçimim olan bu adaylardan birini seçin dedi.
Seçim adilane geçti, bunu söyleyebiliriz…
Gladyo, 4 adayına karşı tarafsız oldu.
Halkın ise buna tepkisi şöyle oldu; tam 100 milyon seçmen sandık başına gitmeyip bu komediye sırtını döndü. Nerdeyse yüzde 50'lik bir katılımsızlıktan bahsediyoruz.
Sizi temin ederim, Gladyo'nun çemberinin dışında bir tek aday çıkabilseydi, bu seçimden président olarak çıkardı, eğer ölü çıkmamayı başarabilseydi.
Eddie Murphy ve Dan Aykroyd'un başrolünü paylaştığı "Trading Places" adlı filmde CEO'ların kim olduğunun çok da önemli olmadığı, önemli olanın herşeyi çekip çeviren gücün neler yapabileceği anlatılır. Bir "homeless"ten Bay Street'teki binaların en tepesinde oturan bir yönetici çıkarabilen güçtür bu.
Bizdeki versiyonu Aziz Yıldırım'ın yardımcı antrenör İsmail Kartal'ı Fenerbahçe'nin başına getirmesidir. Aziz'in verdiği mesaj açıktır; bu takımı şampiyon yapan teknik direktör değil, benim!..
Bu öyle bir güçtür ki, kapitalizme gönülden inanmış ve bir o kadar da faşist Trump'ı sistem karşıtı bir "hero" olarak milyarlarca insana sunabilirler.
Sistem karşıtı bir adayın Cumhuriyetçilerin içinde ne işi var bi kere?
ABD ve Meksika arasına duvar ördüreceğim diyecek kadar Nazi, müslümanları ülkeye sokmayacağım diyecek kadar faşist, kadınları alenen aşağılayacak kadar sapkın bir adamın Cumhuriyetçiler içinde bir karşılığı var. Bu damar, ABD'de de var, Kanada'da da var. Yüzde 20'lik bir damar bu. Bu damarın tek başına iktidar olması çok zor olduğu için ittifaklar hep olagelmiştir.
Fakat herseye rağmen bütün dünya şunu çok iyi bilmeli: ABD'nin dış politikasının başkanlara göre belirlenmesine izin vermeyecek bir yapı var.
Çünkü bu yapının çok parası var.
Bu parada gözü olan çok kişi de var.
Bunun kavgası çok verildi.
ABD, 4 başkanını suikasta kurban vermiş ülkedir.
Daha dün gibi, 1963....
Belediyelerde hizmet dili olarak Kürtçe
Kürdistanda HDP'li bazı belediyelere şiddete ortam hazırlaması gerekçesiyle kayyım atanması bu belediyelerde Türkçenin yanında Kürtçenin hizmet dili olarak kullanılmasını tekrar gündeme getirdi.
HDP li belediyelerin Kürtçeyi etkin kullanma konusunda başarısız olduğu bilinen bir durum. Çözümden değil sorunların varlığı üzerinden siyaset yapmayı tarz edinmeleri durumu açıklamakta yeterli. Fakat Kürdistanın bir başka etkili partisi olan AK Partinin sahip olduğu belediyelerde Kürtçenin yeterince kullanılmaması son derece vahim. 24 saat Kürtçe TV ve radyo yayını yaptıran, Kürtçenin önündeki tüm engelleri kaldıran bir hükümet, bu durumu aşmasını bilmeli.
Bölgede AK Partili belediye başkanlarının bu konuda daha hassas olmaları gerek.
Bütün diğer partiler gibi sizin de belediyeciliğiniz felaket.
Bari bu konuda bir ilerleme sağlayın.
****
Çözüm üretemeyen tasfiye olur
1930'ların Türkiyesinde yaşamıyoruz. Yaşadığımız hala CHP/MHP Türkiyesidir fakat 1930'lu yılların Türkiye'si değildir yine de.
Türkler eski Türkler değil, Kürtler de eski Kürtler değil. 1925'te Şark Islahat Planı ile Kürtlerin kimliğini, dilini yasaklayıp ardından sosyal ağalar üzerinden Kürt oylarını iç eden, 1936'da Dersim'e girip çoluk çocuğu mağaralarda fare zehri ile öldürüp ertesinde sahte dedeler eliyle Alevi oylarını silme götürenlerin Türkiyesi hiç değil artık.
İhtiyaç duyduğu anda bilgiye ulaşabilen, küçülen dünyaya açık, kendi menfaatlerini kollamasını bilen bir toplum haline gelmiş bir Türkiye bu.
Her partinin çekirdek kadrosu vardır. Bunlar hayatlarının sonuna kadar mensubu oldukları siyasi yapının çemberinden çıkmamaya gayret ederler. Toplumun yüzde 20'sini kapsar bu kesimler. Oysa toplumun ekseriyeti ihtiyattan yanadır. Stability, istikrar kaygısı taşır.
Bunlar Türkiye'nin genelinde varlar, Kürdistan'da varlar.
Aşırı uçlar genelikle bunları "çorbacılar" olarak aşağılarlar. Bizim fasist Kürtlerde (kendilerini solcu olarak tanımadıkları da görülür) bunun karşılığı "tırşıkcıdır". Hendek kazıp Kürdistanı harabeye çevirenlere göre savaş istemeyenler tırşıkcıdır...
Ekseriyeti oluşturan halk, kendisini rahatsız eden sorunlar konusunda çözüm üretemeyen ya da çözüm üretmek çabasında olmayan her siyasi yapıyı tasfiye edecektir. Bu anlamda HDP içinde savaşı dayatan yapıyı da eninde sonunda tasfiye edecektir. Başta Selahaddin Demirtaş olmak üzere HDP içindeki "hard core"un tasfiyesi bu şekilde okunmalı. Bu parti, temsiliyetin sağlıklı sağlanabilmesi açısından Türkiye için önemli idi. Yüzde 20'lik oy potansiyeli ile koalisyon ortağı olmaya namzetti. Fakat sayıca az olmasına rağmen Kürt İttihatçı geleneğinden gelen tecrübe ile iyi örgütlü bir yapı bu partiyi çözümsüzlük için faktör olarak kullanmayı tercih etti.
Buna rağmen bu noktadan sonra bile umutların korunması mümkün. HDP'nin yönetim kadrosu barışa gerçekten inanan, şiddet ile arasına mesafe koyabilen Kürt siyasetçileri ile şekillendirilebilinirse, herkesin hayrına sonuçlar elde edebiliriz.
Söylenmese eksik kalırdı
"Li paş çûyeran xalek têxin ku, bila navê hatîyer bi tîpên mezin destpêbikin."
"Gidenin arkasından nokta koyun ki, gelecek olanın ismi büyük harfle başlasın."
- Jean Cristophe-