Yağmurlu havaları sevmiyorum artık.
İki gündür gün boyu ruhum bedenime dar geliyor. İçimde biriken özlem göğsüme sığmıyor, nefesimi daraltıyor sanki. Ne yapsam aklımdan çıkmıyorsun. Her yağmur sesinde, her dalıp gidişimde yine sana geliyorum.
Ne zaman gökyüzü kararsa, yağmur camlara vursa, soğuk içime işlese aklıma o gün geliyor. Şubatın ayazı, yağmurun sesi, hastane koridorları ve sen…
Seni şubatın ayazında, tıpkı bugünkü gibi yağmurlu bir günde, kendi ellerimle toprağa verdim. Kendi ellerimle koydum seni o soğuk toprağa. İnsan annesini kendi elleriyle nasıl bırakır toprağa? Nasıl döner arkasını da gider?
Alışamıyorum.
O gün hastaneye koşarak gittim. İçimde bir telaş, yüreğimde bir korku vardı. Biraz daha yanında kalmak, elini tutmak istiyordum.
Yetiştim sana. Son kez kendi ellerimle yemek yedirdim.
Tavuk yedin. Ardından sevmediğin hâlde mandalina…
Kim bilirdi ki o lokmalar son lokmaların olacaktı? Sana kendi ellerimle yedirdiğim o yemek, birlikte yaşadığımız son anların hatırası olarak kalacaktı.
Ben bilmiyordum.
Sen daha lokmalar boğazındayken entübe ettiler seni. Bir anda her şey değişti. Az önce elimle yemek yedirdiğim annem, makinelerin arasında kaldı. Ben ise ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemeden öylece kaldım.
O gün içimde bir şey koptu.
Sanki yalnızca seni kaybetmedim. Evimin sıcaklığı, çocukluğumun sığınağı da seninle birlikte gitti. İnsan büyüse, hayatın yükünü omuzlasa da annesinin yanında hep biraz çocuk kalıyormuş.
Şimdi yağmur yağınca o günü yeniden yaşıyorum.
Yağmurun bereket olduğunu söylerdin. Toprağın suya kavuşmasına, ağaçların canlanmasına sevinirdim. Şimdi yağmurun sesi bana hastane koridorlarını ve sana son kez yemek yedirdiğim o anı hatırlatıyor.
Sanki yeniden hastaneye koşuyorum. Yanına oturuyor, elini tutuyor, sana bir şeyler yediriyorum. Birkaç dakikalığına da olsa seni yanımda hissediyorum.
Ama olmuyor.
Yağmur dinse de hatıralar dinmiyor.
O günden sonra tavuğun da mandalinanın da tadı değişti. Aynı yemekler, aynı meyveler… Ama hiçbir şey eskisi gibi değil. Mandalina soyarken aklıma sen geliyorsun, bir lokma yerken boğazım düğümleniyor.
Meğer insan bazen bir yemeğin tadını değil, o yemeği yedirdiği insanı özlüyormuş. Bazı tatlar insanın ağzında değil, hatıralarında saklıymış.
Sen gidince benim de ağzımın tadı kaçtı.
İnsanın bazen tek ihtiyacı annesinin yanında susabilmekmiş. Hiçbir şey anlatmadan başını dizine koymak, elini tutmak, sesini duymak… Senin yanında bütün dertlerim küçülürdü. Şimdi içimde birikenleri kime anlatacağımı bilemiyorum.
Kime yorulduğumu söyleyeyim?
Kimin yanında hiçbir şey anlatmadan huzur bulayım?
İnsan annesini öyle çok özlüyormuş ki bazen söyleyecek söz bulamıyor. İçinde binlerce cümle birikiyor ama hiçbiri özlemini anlatmaya yetmiyor.
Biliyorum, herkes bir gün gidecek. Ölüm hak, hayat emanet. Rabbimizin hükmüne teslimiz. Ama insanın aklıyla kabul ettiği şeyi yüreği bazen kabullenemiyor.
Ben de kabullenmeye çalışıyorum.
Her Fatiha'da seni hatırlıyor, Rabbimden sana rahmet, kabrine nur, mekânına cennet diliyorum. Artık sana yemek yediremiyorum ama ardından dua edebiliyorum.
Hayat bize son kezleri önceden haber vermiyor. İnsan, sıradan sandığı bir anın ömrü boyunca taşıyacağı en kıymetli hatıraya dönüşeceğini çok sonra anlıyor.
Şimdi yine yağmur yağıyor.
Şubatın ayazı içime işliyor. Ellerimle seni toprağa bıraktığım o gün geliyor aklıma. Sen gittin gideli yağmur başka yağıyor, soğuk başka üşütüyor, hayat başka geçiyor.
Ben hâlâ o günün içinden çıkamıyorum.
Yağmurlu havaları sevmiyorum artık. Çünkü her yağmurda seni yeniden toprağa veriyorum.
Rabbim, söylediklerimi bir isyan, bu özlemi bir kahır olarak görme. Bir evladın annesine nazı olarak gör. Ben Senin hükmüne razıyım. Sadece annemi çok özledim. Yokluğuna alışamıyorum. İçimde birikenleri bazen böyle döküyorum işte. Affına sığınıyor, rahmetinden umuyorum.
Rabbim kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin. Sana rahmetiyle muamele etsin. Beni de sana mahcup etmesin. Bir gün yeniden kavuşacağımız o güne kadar seni dualarımda ve hatıralarımda yaşatacağım.
Şimdi gün bitiyor…
Yağmur dinecek. Gece olacak, sabah gelecek. İnsanlar yeni bir güne uyanacak. Ama ben bu gece de seni özleyerek uyuyacağım.
Seni çok özledim.
Çok.
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.