İnsan, hayatı boyunca kendine ait bir yer arar. Bazen bir şehirde, bazen bir insanın yanında, bazen de bir düşüncenin içinde bulur kendini. Oysa insanın aidiyet arayışı, yalnızca dünyaya tutunma çabası değildir; ruhunun huzur bulacağı yeri aramasıdır.

Belki de bu yüzden insan, sahip olduğu onca şeye rağmen zaman zaman eksik hisseder. Çünkü ruh, yaratıldığı hakikatten uzaklaştığında hiçbir yere tam anlamıyla ait olamaz.

Kur’an-ı Kerim’de, “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28) buyrulur.

İnsan bazen kendini hiçbir yere ait hissedemediğinde, aslında kime ait olduğunu yeniden hatırlamaya ihtiyaç duyar. Zira insanın en derin aidiyeti, kendisini var edene duyduğu bağlılıktır.

Belki de insan, dünyada yerini ararken ruhunun asıl yurdunu unutmamalıdır.