0

Vaktiyle köyün birinde, dini bilgisi olmadığı halde camide fahri olarak namaz kıldıran biri vardı. Bu zat, bir öğle vakti, abdest alırken bir gurup yolcunun camiye doğru geldiğini gördü.

Namaz vakti gelmiş, cemaat de içeri girmişti. Tam ayağını yıkamaya başladı ve birine su döküp diğerine geçecekti ki, su bitti. Sol ayağını yıkamak nasip olmadı.

Ve öylece camiye girdi. Öğle namazının ilk sünnetini kıldıktan sonra imamlığa geçti. Ancak enteresan bir durum oldu.

Hoca efendi, öğle namazı olmasına rağmen, Fatiha ve zammı sureyi sesli okudu.

Fil suresini okurken, "Elem tere keyfe…" ayetini, "Elem keyfe…" diye okudu.

Namazda sol ayağı seccadenin dışında duruyordu.

Ve farzı dört rekat kıldıracağına üç rekat olarak kıldırdı.

Çok ilginç bir namaz olmuştu.

Tesbihattan sonra yolcularla hoca efendi tanıştılar. Yolcunun biri dayanamadı sordu:

-Muhterem hocam, kusura bakmayın ben namazla ilgili bazı şeyler soracağım. Daha önce hiçbir hocada görmediğim bir uygulamayı sizde gördüm. Bunun hikmeti ne ola ki?

-Ben de zaten bunu sormanızı bekliyordum. Şimdi tek tek açıklayayım:

Bildiğiniz gibi öğle ve ikindi namazlarında imam gizli olarak okur. Ancak sizler dışarıdan gelmiştiniz, benim sesimin ne kadar güzel olduğunu bilmiyordunuz. Size güzel okuyuşumu dinletmek için öyle yaptım.

-Fil suresinde "tere" kelimesini okumadınız.

-Hiç sormayın. Ben bir ara bahçeme yülü miktarda tere ekmiştim. Epey masraf yapmıştım. Ancak hiç para etmedi ve o yıl zarar ettim. O günden beri ne evime tere alırım ne de fil suresindeki bu tere'yi okurum.

-Sol ayağınız biraz fazla kenardaydı hocam.

-Çok güzel, demek gözünüzden kaçmamış. Belki görmüşsünüzdür, siz camiye geldiğinizde ben abdest alıyordum. Tam sol ayağımı yıkayacaktım ki, su bitti. Eğer kuyudan su çekecek olsam, sizi bekletmiş olacaktım. Bunu yapmamak için yıkamadım. Ama hiç endişe etmeyin. Namazınıza bir zarar gelmez çünkü ben ayağımı seccadenin dışında tutmuştum.

-Peki hocam, farzı niçin üç rekat kıldırdınız?

-Eeee, bu da hocanızın size özel indirimi. Siz yolcu olduğunuz için farzı iki rekat kılmanız gerekiyordu. Ancak bana uyduğunuz için dört kılacaktınız. Siz cemaat sevabı almak için bize uydunuz, biz de size bir kıyak yaptık. Mesele sanırım anlaşıldı?

-Evet hocam çok iyi anladık. Vallahi bütün bir İslam Âlemini tarasak sizin gibi bir hocayı bulamayız. Tanıştığımıza çok memnun olduk.

Okullar açıldı. Yavrularımız için, aileleri, ülkemiz ve ümmet için hayırlı olsun.

Bilgiyle tanışma, insanlarla kaynaşma, faziletli davranışları özümseme ve insanlar için hayırlı nesillerin yetişmesi için bir fırsat daha doğdu.

Öğrencilerimizin donanımlı yetiş(tiril)mesi için öğretmenlerimizin göstereceği gayret, sabır ve yorgunluklar geldi aklıma. Öğretmenlerimizin işi gerçekten zor ama asıl zorluk kendilerini iyi yetiştirmede. Alan ve pedagojik bilgisi yetersiz olan bir eğitimcinin, yöneticinin, imamın, öncü şahsiyetin, insanlara vereceği zararın büyüklüğünü, atalarımız ne güzel ifade etmiş: "Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder."

Bu kıssadan da herkes üzerine düşeni alsın artık.***