0
İLİŞKİ deyip de geçmemek gerekir. Çünkü ilişki iletişimle başlar ve büyük ölçüde de yatırım gerektirir. Eğer bir ilişkide yatırım yok ise, kopmalar ve ayrılıklar daha çabuk olabilmektedir. Herkesin bir yatırım anlayışı vardır elbet. Mesele bu yatırımı ilişkiye endeksli hale getirmektir. İnsanlar nispette iletişime açık varlıklardır. Bu durumun aksine kendini dışarıya veya başkaları ile iletişime kapatan, başka insanlar ile bağını koparmayı tercih edenlerde değildir. Burada eksik olan bir şey vardır. İnsanın kendini yeterince güvende hissedememesi ve diğer insanlara güvenmekte zorlanması veya aldatılma korkusu ama en mühimi terkedilme, kaybetme korkusudur. En başta da belirttiğim gibi insan ilişkiye yatırım yapmak zorundadır. Bunun en temel yapılanmasına bakarsak bir ilişkinin olabilmesi için temelden bazı ihtiyaçların karşılanmış olması gerekebilmektedir. Küçük bir çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanması, öz bakımının yapılması, annenin kendi ruhsallığını çocuğu için kullanmasıdır. İşte bu denklem içerisinde ilişki yatırımı da başlamış olur. Anne, kendi çocuğu için harcadığı ruhsal ve bedensel enerjisinin karşılığını zaman içerisinde alabilmektedir. Çocuk, annesinin kendi ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmesini beklemektedir. Anne de bütün düzenini, günlük aktivitelerini veya haftalık planlarını çocuğun beklentileri doğrultusunda gerçekleştirebilmektedir. Bu doğrultuda hareket eden annelerin çocukları, rahat iletişim kurabilen, hayatı güven içerisinde bir ruhsal yapılanma ile psiko-sosyal gelişimlerini tamamlayabilmektedirler. Bazı anneler çocuklarının sosyal olmadıklarından, insanlarla iletişime geçmekte zorlandıklarından yana zaman zaman şikayetçi olurlar. Bu şikayetlerinde mutlaka haklılık payları vardır. Çünkü her anne çocuğunun iyi ölçülere sahip olmasını beklemektedir. Çocuklar okula başladıkları zaman, yaşıtları ve akranları ile bir araya geldiklerinde çocukların diğer çocuklar içerisinde ki sosyal iletişim becerisinin düşük veya yüksek olması dikkat çekebilmektedir. Burada da ortaya çıkan problemin kaynağı, erken dönem sorunsalıdır. Yani anne ve çocuk arasında kurulan iletişimin problemli bir şekilde devam etmesidir. Anne, çocuğunu ölçüsüz bir biçimde sahiplenici davranıp her ortamda başına tehlikeler gelir diyerek aşırı koruyucu davranıyorsa, bu davranış biçiminin çocuğun üzerinde kalıcı ölçüde olumsuz etkileri olabiliyor. Aksine, çocuğu hiç kabullenemeyen, sürekli dışlayan annelerin çocukların da içine kapanık ve iletişime yatırımları düşük oluyor. Cinsiyetinden dolayı, beklenmedik bir anda anne ve babanın istememesi sonucu dünyaya gelen çocuklar, kendilerine bakım veren kişiler tarafından istenmediklerini bir şekilde hissediyor ve ruhsal olarak çatışmalar yaşıyorlar. Bu çocuklarda ruhsal olarak sağlıklı olan diğer çocuklara göre daha ürkek ve savunmasız hissettikleri ortaya çıkıyor. İlerleyen dönemlerde aile kurmakta geciktikleri veya evlilik hayatlarında da benzer iletişim problemlerinin yaşandığı sıklıkla karşımıza çıkıyor. Önce anne çocuk arasında ki bağın kopması, ilişkiye olan yatırımın düşük olmasına neden oluyor. Sonrasında da bu çocukların okul hayatları başladığında, akran ilişkilerinin kopuk olduğu gözlemleniyor. Sonuç olarak da bit yerlerde tamir edilmeyen ruhsal süreçlerin bedelini evlilik hayatlarında, eş ilişkilerinde şiddetli geçimsizlik, güvensizlik şeklinde tamamlanıyor. 28 EYLÜL 2012 12 AİLE & SAĞLIK CUMA Yeni Açılan Temsilciliklerimiz