Biz, Filistin davasını her hangi bir dava olarak görmüyoruz. Filistin meselesi bizim kendi öz davamız.

Tarihi bir hakikattir, Filistin yüz yıl önce

Osmanlı’nın önem verdiği vilayetlerden biriydi. Yani bizim tapulu toprağımız. İlk kıblemiz Mescidi Aksa burada yer alıyor. Kudüs bizim evimizin içi.

Osmanlı’nın yıkılmasıyla beraber İngilizler siyonist terör örgütü İsrail’i getirip bizim başımıza bela etti. O gün bu gündür, Filistin’de kan ve gözyaşı bir türlü bitmiyor. Günden güne acı ve şiddet tüm coğrafyayı teslim alıyor.

Üzülerek ifade edelim, Türkiye olarak başımıza örülen onca dert ve sorundan kurtulup Filistin’e bir türlü sahip çıkamadık. Osmanlı döneminde huzur ve güvenin sembolü olan bu Coğrafya bugün barut fıçısı. Farkında mısınız?

Filistin’de yakılan ateş büyüyerek hızla Türkiye’ye doğru yaklaşıyor.

Covid örneğinde görüldü, küçük bir mikrop milyonların ölüme sebep olabiliyor. Dur denmezse eğer, İsrail mikrobu dünyanın ölümüne sebep olabilir.

Hiç endişeniz olmasın, her Firavun’un karşına çıkan ve galip gelen bir Musa vardır. Bize göre İsrail’in Musa’sı da Türkiye’dir. Bir şartla: Kendi kimlik ve değerlerimizin insanı olabilirsek. Türk’ü ve Kürdüyle, Doğusu ve batısıyla, Ortadoğu ve Balkanlısıyla sırt sırta verebilirsek eğer, içimizde yakılan ateşi söndürebiliriz. İsrail denen bu habis uru vücudumuzdan söküp atabiliriz.

Örnekleri var. Dün Moğol barbarları vardı, bugün yok.Yarın da İsrail ve ona destek veren batı barbarları olmayacaktır. “Siyonist Yahudiler “arkasında saklanacakları bir ağaç bile bulamayacaktır.”

Bütün dünyanın iyiliği için zulme karşı ayağa kalkmanın zamanı gelipte geçmek üzeredir. Kötülüğe ancak iyiler dur diyebilir. Biz dur diyebiliriz. Müslümanlar dur diyebilir. “Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz.” Filistin bizim öz evladımız. Evladımızı kurdun ağzından alabiliriz.

Maalesef, Osmanlı’dan sonra ruh bedenden ayrılmıştı. Kendi kimliğimizden ve benliğimizden olmuştuk. Yusuf atıldığı kuyudan çıktı elhamdülillah. Ruhumuz çıktığı bedene geri dönüyor.

İşte bu ruha sahip olanlarımızla, 2026 yılının ilk gününde Galata köprüsünde buluştuk. Mazlum Filistin halkının yanında saf tuttuk. Bu birlikteliğe öncü olan ve emek veren başta sayın Bilal Erdoğan çok teşekkür ediyoruz. Çok bereketli, hayırlı ve iyi işlere imza atıyorlar. Katılım sağlayan herkesten

Allah razı olsun.

Bugünkü yazımızı şu mutlak gerçekle bitirelim. Hak mutlaka galip gelecektir. Batıl zail olacaktır.