Dijital bir çağda yaşıyoruz. Geçtiğimiz süreçte gazete, dergi, radyo ve televizyondan oluşan ve adına medya dediğimiz kitle iletişim araçlarına bilgisayar ile birlikte internet de eklenmiş oldu. Klasik görsel ve işitsel medya araçları, internetin sağladığı sonsuz imkânlar neticesinde artık canlı yayınların yapıldığı platformlara dönüştü. Bu imkânlar herkesin ve her kesimin kullanımına açık olduğu için kullanımı da yaygınlaştı.

Edebiyat alanında da dijital platformların kullanımı günümüzde revaçtadır. Bunlardan birisi de 7 Kasım 2020'den beri YouTube platformunda moderatörlüğünü Cafer Uzunkaya’nın yaptığı “Zirve Şairler” programıdır.

1965 yılında Samsun'da doğan Cafer Uzunkaya; İlahiyat ve İktisat fakültelerinde lisans, İktisat Anabilim Dalında ise yüksek lisans eğitimi almış. Memuriyet hayatında farklı kurumlarda öğretmen, il müdürü, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü, Eğitim, Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı ve genel müdür yardımcılığı, İŞKUR Genel Müdürlüğü ve İŞKUR Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütmüş. İyi derecede İngilizce ve Arapça bilmektedir.

Bugüne kadar iki yüz elli ismi ağırlayan Uzunkaya, bir yandan büyük bir özveri ile bu programları devam ettirirken diğer yandan da günümüz edebiyatçılarının fikir ve görüşlerini, eserlerini onların sesi ve görüntüsü ile geleceğe emanet ediyor. Şüphesiz bu program bir azmin, bir fedakârlığın; edebiyata ve kendi kültürümüze olan aşkın en müzeyyen bir şekilde tezahürüdür. Hayat Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Hayati Bayrak’ın da vurguladığı gibi bu programlar, yaşayan değerleri kendi sesleriyle kayda geçirmesiyle edebiyat tarihimiz için kalıcı bir hafızanın oluşmasını mümkün kılmıştır.

Uzunkaya, programın isminin ‘Zirve Şairlerimizden Şiirler’ olmasının tesadüfi olmadığını belirterek şu açıklamada bulunmuş: “Çünkü Türk edebiyatı tarihinin, yakın dönemlere kadar, Türk şiiri tarihi olarak anlaşıldığı ve görüldüğü gerçeği, edebiyatımızın her alanda en önemli belirleyeni olmuştur. Eski Türk şiirinden bugüne şiire ve şaire verilen paye; tarihî, dinî, toplumsal konularda şiire başvurma; uygarlık ve din değiştirmede şiirin ve şairin üstlendiği sorumluluk ve görev; Doğu’ya ya da Batı’ya yönelme çabalarında şiirin ve şairin öncülüğü bu belirleyiciliğin yansımalarıdır.”

Cafer Uzunkaya bu çok kıymetli programı geçtiğimiz günlerde “Sözde Kalmasın” ismiyle ve “Portre-Antoloji-Sanat Kültür Sohbetleri” alt başlığı altında kitaplaştırdı. Kitabın hazırlık aşamasından geriye doğru yüz elli şair ve edibimizin kısa hal tercümeleri, edebiyat ve sanata dair görüşleri ve birer şiirleri ile 576 sayfadan oluşan bu kitap, Hayat Yayıncılık tarafından yayımlandı.

Hayati Bayrak, kitap hakkında yazdığı takdim yazısında, “Bu kitap, şiirin ve düşüncenin etrafında oluşan birikimi görünür kılmayı, tanıklığı belgeye dönüştürmeyi hedefleyen böyle bir buluşmanın ürünüdür.” diyor.

Şair İnci Okumuş hanımefendi de “'Kalemden Kelâma Yüz Elli Beş Suret', yalnız bir kitap değil; kültürümüzün, edebî hafızamızın iç dünyasına açılan bir kapıdır.” Arka kapak yazısında...

Aklına, “Böyle bir kitaba gerek var mıydı?” diye bir soru gelenlere cevabı yine Cafer Uzunkaya vermiş ve kitabın önsözünde bu çalışmanın amacını şu cümlelerle özetlemiş:

“Kararan gönüller, tarumar olan zihinler özelde şiir, genelde edebiyat ve sanatla şifa bulsun; nesiller edebiyattan, sanattan, düşünceden nasiplensin; değerlerimiz ve değerlilerimiz yaşarken bilinsin ve onlardan istifade edilsin; insanları huzura erdirebilecek seslerle, nefeslerle tanıştırmak, değerler ölünce değil yaşarken bilinsin, zirveyi yaşarken görsün...”

Şeyh Ali Semerkandi’ye atfedilen o meşhur kelamıkibarda “niyet hayır ise akıbet de hayr olur” denildiği gibi elbette bu kitap boşuna değildir. Hele hele Uzunkaya’nın da sıraladığı bu amaçlar düşünüldüğünde elhak gereklidir. Edebiyat ve sanat bir marifet işidir. Edipler ve şairler de birer marifet ehlidir ki marifetleri iltifat görmelidir ki zayi olmasın. Mehmet Emin Yurdakul’un da dediği gibi: “Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir!”

Uzunkaya, bu çalışmayı benzerlerinden farklı kılan hususları maddeler halinde sıralamış. Özetle; programın her yaştan kültür, sanat ve edebiyat alanından gelen isimlerle gerçekleşen bir sohbet olması, her konuğun bütün eserlerinin okunarak soruların hazırlanması, program akışının belirlenmesi, her isim için program sonrasında şekillenen, ardından ilgili ismin onayına sunulan ‘özel’ bir portrenin yazılması, programa katılan isimlerden onay alınarak kitaba dahil edilmesi, her isimle yapılan sohbetin QR kod ile izlenebilme imkânı sunulması.

Naçizane bendenizin de yer aldığı bu kitapta Musa Kazım Arıcan, Ersin Nazif Gündoğan, Nurullah Genç, Mustafa Özçelik, Şakir Kurtulmuş, Özcan Ünlü, Arif Ay, Kenan Yaşar, Metin Demirci, Sıddık Akbayır, Şeref Akbaba, Tacettin Şimşek, Nazım Payam, Mehmet Adil Oymak, Mehmet Atilla Maraş, Seyit Mehmet Şen, Musa Uzunkaya, Şaban Abak, Ali Ural, Ali Bal, Mustafa Uçurum, İnci Okumuş, Nuray Alper, Nilüfer Zontul Aktaş, İlkay ve Vildan Coşkun, Songül Özel, Mustafa Işık, Mehmet Baş, Yunus Kara ve Yasemin Kuloğlu gibi yüz elli şair ve edip misafir edilmiş.

Bu değerli çalışma ve bu güzel program için Cafer Uzunkaya üstadımıza çok teşekkür ediyor, kendisinden programın devam etmesini ve kaldığı yerden kitaplaşmasını talep ediyorum.