Genç Hece Yayınları aracılığıyla ocak ayında çıkan “İyilik Hazinesi”, macera seven ortaokul seviyesindeki çocuklar için kaleme alınmış, 96 sayfa hacminde güzel bir kitap…
Kitabın yazarı Ali Osman Özdemir hakkında da birkaç söz söylemek icap eder. Genç yazarımızın gıpta edilecek bir öz geçmişi var. 1990 yılında Erzurum’da doğan yazar; 2007 yılında Erzurum Fen Lisesinden mezun oldu. Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği bölümlerinde eğitim gördükten sonra, Gazi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünü bitirdi. Hâlihazırda Vakıf Şehir dergisinde vakıflara dair yazılar yazıyor.
İki kız babası olan Özdemir, bugüne kadar dört kitap daha yayımlamış. Bunlar: İyiliğin Ardında (Deneme), Saatsizler (Öykü), Su Muhafızı Duru (Çocuk Kitabı) ve Efe ile Ai: Yapay Zekâ Ormanda (Çocuk Kitabı)'dır.
Tekrar kitaba dönersek; kahramanlarımız Defne, Sinan, Zeynep ve Arda, Erzurum’daki Nureddin Topçu Ortaokulu kütüphanesinde, yeni gelen kitapları raflara dizmekle görevlidir. Eski bir kitabın arasından düşen gizemli bir harita onların hayatını tamamen değiştirir. Bu harita; bir yandan geçmişe ait sırları, diğer yandan da günümüze uzanan iyiliğin gücünü barındırır.
Lale’nin de aralarına katılmasıyla beş kişiye ulaşan ekip; haritanın gizemini çözmek amacıyla Yazma Eserler Kütüphanesi, Taşhan, Hacı Mehmet Çeşmesi, Saat Kulesi ve Çifte Minareli Medrese gibi şehrin tarihî mekânları arasındaki sırlı bağlantıları ve buldukları şifreleri bir araya getirerek büyük sırrı çözer.
Kitabın tanıtım bülteninde şunlar yazmaktadır.
“Erzurum’un buz gibi rüzgârlarıyla başlayan sıra dışı bir maceraya hazır mısın?
Merak, cesaret, hayal… Hepsi, vakıflarla ilgili eski bir kitabın arasından düşen haritayla birleşir ve beş arkadaşı, tarihle yoğrulmuş bir maceraya sürükler.
Harita, yalnızca geçmişten gelen sırları değil, iyiliğin bugüne kadar ulaşan yankısını da taşımaktadır.
Defne, Sinan, Zeynep, Arda ve Lale, şehrin farklı noktalarında buldukları şifreleri bir araya getirerek hem haritanın sırlarını çözer hem de heyecan dolu bir serüven yaşarlar.
Üstelik bu macera onlara, kalplerine iyi gelecek bir gerçeği de anlatır:
İyilik, zamanı aşan bir hazinedir.”
Kitaptaki mekânlar göz önünde bulundurulduğunda, yazarın aslında okurunu Erzurum’un tarihî atmosferinde bir kültür gezisine çıkardığı görülür. Eserde yer alan bu kadim mekânlar, aynı zamanda genç okurlara güçlü bir tarih bilinci kazandırmayı amaçlıyor. Yazar, zaman zaman bu mekânların kısa bir tarihçesini vererek okurunu bilgilendirmeyi de hedeflemiş. Tadında bırakılan ve kısa tutulan bu bilgiler, bence kitaba ayrı bir değer katmış.
Üniversite tahsilini Erzurum’da yapan birisi olarak ben de kitapta olayların geçtiği mekânlar sayesinde Erzurum’u sokak sokak gezmiş oldum; adeta bir sıla-i rahim yaptım ve bu güzel tarihî mekânları özlemle yâd ettim.
Ali Osman Özdemir, mükemmel bir kurguyla okurunu adeta kitaba bağlamayı başarmış. Okul kütüphanesinde eski bir kitabın içinden çıkan harita ile başlayan macera, afacanların iz sürerek vardığı her mekânda farklı bir ipucu ile karşılaşmalarıyla zincirleme bir şekilde devam ediyor. Bulunan şifreler de öyle somut şeyler değil; adeta birer bilmece gibi. İşte o şifreler:
“Sır yalnız kalınan yerde saklıdır.”
“Sır bir odada, onun da sırrı mihrabın altındadır.”
“Dokuz damla aktı, sekizi kayboldu, biri kaldı. Onun aktığı yerde sırrına ulaşırsın.”
“Bir kapıyı açmadan diğerleri sır kalır. Anahtar dolabını bilen sandığı da bulur. Bulmak isteyen onlara ulaşır.”
“Sırrı Evliya Çelebi’nin muhabbet sofrasında bulacaksın.”
Bu şifreler öyle kolay çözülecek cinsten değil. Afacanların zekâsı ile çözdükleri bu şifreler; aslında okura düşünmeyi, iyi bir gözlemci olmayı, dikkatlerini hedeflerine odaklandırmayı ve en küçük detayların bile sonuca götürebileceğini öğretiyor.
Yedi bölümden oluşan kitabın her bölümünün başında Mevlâna, Bayezid-i Bistâmî, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sezai Karakoç, J.R.R. Tolkien ve Franz Kafka’nın bir sözüne yer verilmiş. Bu sözler bile çocuklara adeta birer hayat dersi veriyor.
Kitabın son bölümünde ortaya çıkan mektup, kadim vakıf medeniyetimizin de şifrelerini ortaya koyuyor. Artık unutulan, unutturulan ve hatta değersizleştirilen bu kadim medeniyet anlayışının genç dimağlarda yeniden neşvünema bulması adına bu bölümü çok önemsedim. Yazarımızı bu enfes kurgu ve final seçimi için tebrik ediyorum.
Kitabın bir diğer özelliği de yazarın; birbirine kenetlenmiş ve hedef birlikteliği yapmış insanların her türlü zorluğu birlikte aşacaklarını hissettirmesidir. Aslında bu eser, bir dostluk ve arkadaşlık kitabıdır. Yazar; seküler çağın insanları bireyselleştirdiği ve herkesi kendi menfaatlerinin peşinde koşturmaya özendirdiği bu hastalıklı anlayışın aksine; dostluğu, arkadaşlığı, birlik ve beraberliği vurgulamaktadır. Yazara göre iyilik, zamanı aşan en büyük hazinedir.
Netice itibarıyla Ali Osman Özdemir, çocukların kalbine iyilik tohumları ekerken, biz yetişkinlere de unuttuğumuz o kadim hazinenin anahtarını hatırlatıyor. Bir ebeveyn olarak bizler de çocuklarımıza ve gençlerimize Genç Hece Yayınlarından çıkan böylesine nitelikli eserleri gönül rahatlığıyla okutabiliriz. Bir ebeveyn olarak bizler de çocuklarımıza ve gençlerimize, Genç Hece Yayınlarından çıkan böylesine nitelikli eserleri gönül rahatlığıyla okutabiliriz.