0

Yıllardır ülke olarak çok kritik eşiklerden geçtik. Öyle tahmin ediyorum ki bizim ülkemizin, devletimizin ve milletimizin başına gelenler her hangi bir devletin başına gelmiş olsaydı çoktan yerle yeksan olmuştur. Darbeler, ekonomik krizler, terör belası daha neler neler …

En son atlattığımız 15 Temmuz darbe kalkışması eşiği ise şüphesiz ki en önemli ve kritik eşikti. Cenabı Allah'ın inayeti ve halkımıza vermiş olduğu cesaret ve feraset ile bu kritik eşik devletimizin ve milletimizin lehine sonuçlandı. Ben şuna inanıyorum ki kimse bu süreçten nefsine pay çıkarmamalıdır. Allah teala hazretleri darbecilerin basiretlerini bağlarken devletinin hizmetinde olan idarecilere ve halkımıza da feraset ve cesaret ikram etmiştir. Yani bu girişim akamete uğradıysa ben inanıyorum ki bu yüce Allah böyle takdir ettiği için olmuştur.

***

Şimdi daha da kritik bir süreçten geçiyoruz aslında. Devletimiz kontrolü tamamen eline alıyor. Bu yorucu ve sıkıntılı süreç halkımıza da sirayet ediyor. Fetö mensubu hainler devletimizden temizlenirken tabiri caizse kurunun yanında yaşında yandığına şahit oluyoruz. Tabi bu durum halkımızı üzüyor. Bu süreçte son derece hassas ve adil davranması gereken idarecilerimiz ne yazık ki acele ile kararlar vererek ve tam olarak tahkimat yaptırmayarak mağdurlar ortaya çıkarıyor. Peki bu nasıl oluyor ?

Bir kere sayın Cumhurbaşkanımızın 17/25 sürecinden sonra herkes sorumluluğu altında bulunan yerlerde bu Fetö mensubu hainler ile mücadele etsin emrinin yerine getirilmediğine şahit oluyoruz. Eğer bu emir yerine getirilmiş olsaydı bugün kamu kurum ve kuruluşlarından atılan ve atılacak olan bu kadar hain hala devlet bünyesinde bulunuyor olamazdı. Sonuçta on binlerce insan 15 Temmuz sürecinden sonra birden ortaya çıkmadı ya ! Bu kısa ve basit tahlilin sonucunda ortaya çıkan manzara bu terör örgütü hainler ile mücadele edilmediğini açıkça ortaya koyuyor. Tabi 15 Temmuz sürecinden sonra – samimi olarak çabalayan idarecilerimiz hariç – kamu oyu önünde ve Sayın Cumhurbaşkanımızın nezninde hiç bir şey yapmıyor gibi görünmek istemeyen idarecilerimiz bir anda ve çok iyi ve kapsamlı bir araştırma yapmadan idareleri altında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarından ihraçlara başladılar. İşte bu noktada hiçbir hazırlığı olmayan idare kadroları bu terör örgütü ile bağlantısı olmayan masum insanları ki belki de terör örgütü mensuplarının jurnallemesi ile görevlerinden ihraç ettiler.

Sayın Cumhurbaşkanımızın '' at izini it izine karıştırdılar '' çıkışı da bu tespitimizin ne kadar haklı olduğunu işaret ediyor. Kapsamlı bir rapor hazırlamadan, gerekli tahkimatlar yapılmadan ve yazılı ya da sözlü savunma istenmeden eğer çok ciddi somut bir kanıt yoksa herhangi bir kişi ihraç edilmemeliydi. Çünkü yaşanan krizler, terör olayları ve son darbe kalkışması ile iyice yorulan halkımızın içinden çıkan ve masum olduğu halde ihraç edilen masumlar hem bireysel olarak devletine karşı küsebilir hem de halkımız bu süreçten iyice yorgun düşebilir. Çok keskin virajlara yüksek hızla girilmez! İtidalli ve kontrollü olmak gerekir. İtidalli ve kontrollü olmak yavaş davranmak, atıl kalmak değil, hata riskini en aza indirmek demektir.

***

İhraç ve kamu kurumlarından terör örgütünü temizlemek için başlatılan sürecin bu noktaya gelmesinde bir diğer pay ise idarecilere aittir. Üstlerine hiçbir şey yapmıyor gibi görünmek istemeyen idareciler kurum içerisinde kurdukları komisyonlarda bu ihraç kararlarını verdiler. Peki ortaya bu kadar mağdur çıkıyorsa akla şu soru gelmez mi?

Ya gerekli tahkimatı yapsınlar diye oluşturduğunuz komisyonların içerisinde Fetö mensubu hain kripto teröristler varsa?

Bakın burası çok önemli. Çünkü şayet kripto Fetö mensupları jurnaller yapmasa ve bu komisyonlarda bulunmasalar bu kadar mağdur ortaya çıkmazdı! Son derece dikkatli ve itidalli olmak gerekir. Bu kritik süreçte Sayın Cumhurbaşkanımız asla yalnız bırakılmamalı ve süreci sekteye uğratacak, baltalayacak adımlardan şiddetle kaçınılmalıdır. Ayrıca süreci sulandıran ve sabote eden idarecilerde tespit ederek gerekli cezalar verilmelidir.

Devletin idaresine yeni atanacaklar içinse bence yurt dışında okumuş olmak, falanca üniversiteden derece almış olmak, üç dil bilmek vs. kriter olmamalıdır. Şu süreçte aranacak üç kriter vardır. İstikamet üzere sade bir hayata sahip olmak, liyakatli olmak ve devletine, milletine sadık olmak.

Allah bu devletin, bu milletin yardımcısı olsun. Alem-i İslam'ın kalesi olan devletimize kast eden hainlere fırsat vermesin. Sayın Cumhurbaşkanımıza güç, kuvvet ve feraset versin başımızdan eksik etmesin.

Hepimizin Mübarek Kurban bayramını tebrik ederim. Dualarınızda beni de unutmayın.

Esselam,