0
'EVET' cephesinin ağırlıklı kesimini oluşturan AK Parti cenahında "derin tartışmalar" dikkat çekiyor…
Bazı illerde, daha doğrusu birçok ilde arzu edilen sonucun alınamaması, haklı-haksız tepkileri beraberinde getirmekte…
Evinin rızkından keserek "EVET" için mücadele eden insanımız, şikayet etmekte yerden göğe kadar haklı.
Biz de şahit olduk, teşkilat ve belediye önde gelenleri birçok yerde "mış gibi" yaptı.
En etkili çalışma olan"ev ev ziyaret" usulü, çoğu yerleşim biriminde, yerel teşkilat kararlarıyla -nedense- terk edildi…
"EVET'çilere EVET propagandası" icra edildi.
Nice idareci; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar önünde gayretkeş görüntü sergiledi, medyaya ve özellikle de sosyal medyaya bol bol "çalışma pozu" verdi.
"Oy depoları" vasfındaki arka sokaklarla ilgilenen ise fazla değildi.
EVET, bunlar birer gerçek…
Ne var ki;
Bu gibi gerçeklerden hareket ederek çok karamsar bir tablo çizenlerin, bir miktar "haksızlık" yaptıklarını, "yanlış değerlendirmelerde bulunduklarını" da ifade etmem gerek.
Şöyle ki;
Bu bir genel veya mahalli seçim olmadığından, "Hayır" cephesi "blok" hareket edebildi.
Referandum sonuçlarına bakıp, "Ankara ve İstanbul kaybediliyor!" hükmüne varmak yanlış olur.
Zira, AK Parti'nin adayları karşısına tek bir aday çıkartıp o aday üzerinde ittifak etme şansları neredeyse yok.
"Hayır" cephesinin unsurları; CHP, HDP ve SAADET birlikte mi hareket edecek yani?
AK Parti adaylarına karşı ittifak yapmayı düşünseler bunu nasıl yaparlar?
Çok zor!..
Bir de, yenilenmeler olacak gibi…
İşte Sayın Kadir Topbaş"Bu benim son dönemim!" dedi.
Sayın Topbaş'ın çalışmalarının takdirini İstanbullular yapacaktır.
Tarih de artı ve eksilerini yazacaktır.
Yeni bir aday, yeni bir heyecanla İstanbul'da da büyük sıkıntı olmaz…
Demem o ki;
Ortada bir takım sıkıntılar var ama tablo "karamsarların" ya da "yerlerinden memnun olmadıkları için karamsarlık havası yayanların" öne sürdükleri kadar da olumsuz değil.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan ayakta olduğu müddetçe AK Parti'nin gücünde ciddi bir azalma olmaz.
"Efendim, her şey bir kişiye mi bağlı olacak?"
Evet…
"Lider varsa, müessese de var!"
Birçok müessesemizde böyle
değil mi zaten bu.
Recep Tayyip
Erdoğan ve
milletimiz…
Beraber yürüyecek Allah'ın
izniyle.
'Yerli ve Millî Medya'daki Atışmalar'
Referandum öncesinde, "Kesin şu kavgayı Allah aşkına!" diye uyarmıştık.
Ara mı verilmişti, ne olmuştu…
Kısa bir sessizliğin ardından, "varsıl" yazar grupları arasındaki "kavga" yeniden başladı!
Ortada çok da memnun olunmayan bir netice var ya;
Bundan dolayı, "Yerli ve Milli Medya"nın "varsıl" kesimlerinde yer alanlar üzerinde bir baskı oluştu.
Vatandaş diyor ki;
"Bir yandan goygoyculuk yap, diğer yandan da köşe kapmaca oyunundaki rakiplerine taş üstüne taş fırlat! 'EVET' oylarının arzu edilen miktarda olmasının sebeplerinden biri de, medyamızdaki bu acayip havalar!"
Doğru mu?
Evet, en azından gerçeklik payı var.
Medyadaki Gruplaşmalar
Gruplara bakalım:
1Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı fırsat buldukça iğneleyen, ülke düşmanı medya organlarına ise pek dokunmayan… Bundan dolayı da sık sık oralara çıkartılanlar… Bunlar "objektif" takılma ayaklarıyla "hayır" cephesine malzeme taşıdılar!.. İstediler ki, Sayın Recep Tayyip Erdoğan yıkılsın, kafalarında kimler varsa onlar gelsin!..
2Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı veya AK Parti'yi savunurken işi "goygoyculuk" boyutuna taşıyan tipler… Tabandaki cefakar, vefakar insanlarla irtibatlı olmayan tipler… Deliğine para attığınızda çalışan ve o paranın satın alabileceği süre bittiğinde duran arabalar gibi!.. Bunlar, yaptıklarıyla kimi "kararsız"ların "hayır"a dönmesine sebep oldular!
328 Şubat sürecinde isimleri, cisimleri geçmediği halde "FETÖ gündemi"yle birlikte "şöhrete" ulaşanlar... Bunlar da sıkıntılı tipler… Şöhret afettir, "özel bilgiler alabilen adam" havasını kaybetmemek için, ona buna bindir de bindir!
Zırvala da zırvala!..
Nice zarar verdi bu tipler de…
..Ve hala vermekte de!..
NASIL BAKACAĞIZ?
Ben derim ki;
"Yaşını başını almış" adamlardan birinin sağlam olup olmadığını belirlemek için, en az Refah Partisi'nin 27 Mart 1994''te yerel seçim zaferi elde ettiği güne gideceksin.
O günlerden başlayıp bugünlere gelsen yeter.
Kimin hangi dönemde ne gibi maddi ilişkiler içinde olduğunu, kimin kimlerle ortaklık yaptığını; FETÖ, PKK vesaire müesseselerine kimlerin, hangi dönemlerde ne sıklıkta gittiğini…
Kimleri FETÖ'nün yükselttiğini…
Kimlerin"Bal tutup parmak yaladığını"…
Kimlerin hangi ilişkiler üzerinden bir yerlere geldiğini…
Takip edeceksiniz!..
Bu adamlar…
Mesela, 28 Şubat sürecinde ne yapmış?..
Ne kadar risk almış, kalemini hangi amaçlar doğrultusunda kullanmış?..
Sonra…
Ara dönemde ne yapmış,"REİS" partiyi kuruncaya kadar nerelere
yaslanmış?
…Ve AK Partili yıllar…
Hangi kanalları kullanarak bir yerlere gelmiş?
O tarihlerde FETÖ'nün "Gazeteciler ve Bilmem Neciler Vakfı"ndan çıkmayan adamlar kimlermiş?
Abant toplantılarının baş konukları?
Hangi adamlar, hangi "operasyonlarda" kullanılmış?
Zaman gazetesinin "daimi" misafirlerine bakın…
Soros'un "Açık Toplum" işlerine bulaşanlara bakın…

Şimdi aklıma geldi:
Rahmetli Erbakan Hoca, ahir ömründe "trilyon götürme" iftirasını maruz kaldığında, kim nasıl tutum takınmıştı?
Gerçeği araştırıp, Hoca'nın hukukuna sahip çıkmak için ne yapmıştı?
Rahmetli Muhsin Başkan'a bir dolu iftira atıldı…
O iftiralar atılırken, kim nerede durmuştu?
Gezi olaylarında kim ne yaptı?
Gazetecilik daha çok alanda icra edilir…
Gezi vandallarının arasına gidip, haber yapma, yazı malzemesi arama çabasında olan kaç gazetecimiz vardı…
Bir bakın…
Bir de…
Sürekli olarak alkışlayanlara bakın…
Bir adam, bir partiyi veya bir insanı niçin sürekli olarak alkışlar?..
Niçin sürekli olarak goygoylar!..
Niçin?
"Çıkarın var" veya "tuzak kuranlarla" beraber hareket ediyorsun…
Ya da her ikisi de!..
Bugüne kadarki haberlerine, yazılarına bakın…
Adalet ölçülerine ne kadar riayet etmiş?
Çizgisi ne, kırıklıklar var mı, varsa ne kadar?
Niye?
Bir bakın ve öyle inanın!..
HAK ETMEDEN ELDE ETTİKLERİNİ KORUMAK İÇİN HAKSIZLIK YAPARSIN!..
Mesele budur;
Sen, bir yerlere "mesleğinin gereğini yerine getirerek" gelmişsen ve orada mesleğinin gereğini yerine getirerek duruyorsan, rahat olursun…
Böyle olmamışsa…
Haksızlık yapar, durursun!..
AMAN BEEEE, BIKTIRDIN MiLLETi CHP!
Böke mi ne, bir sözcüleri var hani..
Böke!..

Çıktı piyasaya;
"Sine-i millete dönme dahil bütün seçenekler masada" dedi.
Bir süre sonra…
Gök mü ne…
Grup Başkanvekili…
O da…
"Hayır" dedi;
"Böyle bir şey yok. MYK'da tartıştık. Sine-i millet teklifi de geldi ama kabul edilmedi!"
Sonra öteki…
CHP yöneticilerinden bilmem ne…
O da aynı şekilde, Böke'yi yalanladı!..
Sonra Baykal….
"Sonuçları
kabul etmiyoruz ama…" dedi:
"Bu 2019'da
bu işi bitirebiliriz!"
Mealen:
"Fırsat bu fırsat, Tayyip Erdoğan'ı 2019'da devirebiliriz!"
Ya, arkadaşlar oturun bir
karar verin.
Ne istiyorsunuz, kavga mı, uzlaşma mı?
Gitmek mi, durmak mı?
Sayın Kılıçdaroğlu, "İçki masalarında ülke kurtaranlar var, bunları partiden temizleyeceğiz!" demişti.
İyi ya, işte onu yapın.
Bir şeyler yapın…
Ne yapacaksanız yapın…
Sonuçta karşımıza "tutarlı" laflarla çıkın…
İşimiz, gücümüz, derdimiz var; sizle mi uğraşacağız Allah Aşkına!
