0

Alman derin devletini tebrik ediyorum, adamlarına iyi sahip çıkıyor...

İttihatçı Can Dündarı aç açıkta bırakmamış. Bir internet sitesi açmışlar kendisine. Umarım yakında birde gazete kurup başına getirirler. Belkide çoktan başlamışlardır hazırlıklara…

Tarihle ilgilenenler bilir, Alman derin devleti ile İttihatçıların dostluğu uzun yıllara dayanır. İttihatçıların 1915 Ermeni katlamı bizzat Alman derin devletinin planlamasıydı. Akıl hocaları onlardır.

Alman derin devleti ve İttihatçı Can Dündar..

Bu normal.

Normal olmayan bu fotoğrafta Ermeni vatandaşımız Hayko Bağdatın da olması…

"Baba katiliyle baban bir safta" dedikleri tam da bu olsa gerek.

Haykocuğum yoksa sen de "mesele Ermeni değil, hala anlamadın mı!" diyorsun?

Yoksa mesele ayılıp bayıldığın ideolojin de, Ermeni meselesini araç olarak mı kullanıyorsun?

Cumhuriyet tarihi boyunca Alman derin devleti Türkiye'de ciddi bir güç olarak yer buldu. Milli İstihbarat Teşkilatında departmanları oldu. Türkiye üzerinde epey operasyonda onların imzası var. Faili meçhul cinayetlerin kaçı onlar tarafından gerçekleşti bir gün gelir açığa çıkar nasıl olsa.

Almanya'da Türkü-Kürdü ile 2 milyona yakın Türkiyeli yaşıyor. Avrupa'nın genelinde ise 5 milyon Türkiyeli var. Bunun toplumsal, siyasi, ekonomik yansımaları elbette aynı oranda büyük olacaktır. Avrupa'nın aynı zamanda Bir Türkiyeli kıtası olduğunu kim inkar edebilir? Reel durum bu.

Bir coğrafyayı yüz yıl boyunca yerleştirdiğin adamların üzerinden sömürürsen, halkını sefalete mahkum edersen onlar da gelir senin malına ortak olur.

Türkiye'de yapılacak seçim ister istemez Almanya'da yankı bulacaktır. 2 milyonun etki alanı gelip 10 milyonu buluyorda ondan.

Artık elindekini paylaşma vakti gelmiştir...

Globalizasyon diyordunuz alın size globalizasyon…

Üç kuruşa ürettiğiniz malınızı fakir fukaraya kazık fiyata satıp servetinize servet katarken iyiydide onlar "ben de üreteceğim ve senden daha ucuza satacağım" deyince mi kötü?

Almanya'nın, Türkiye'de yapılacak seçim günlerinde sandık başına gidecek yüzbinlerce Türkiyeli vatandaşı var. Bunlar seçimden önce seçim çalışmaları yapacaktır mutlaka. Bu amaçla mitingler de düzenlenecektir.

Türkiye'nin mitingleri Avrupa ve Kuzey Amerika'daki mitinglere benzemez. İlçe merkezlerinde bile gövde gösterisi olarak gerçekleşir. Çünkü kişi başına düşen gelirin 25 bin doların altında olduğu ülkelerde insanlar biraz sinirli olur. Ekmek aslanın ağzındadır. Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür. "Ekmek zararlıdır, tavuk eti kaz etinden evladır" desen kar etmez.

Bu mitingler ister istemez Almanya'da da olacaktır.

Yeni sosyoloji bu.

Alışmaya bakın.

Milli Eğitimden Kültür Bakanlığına Nabi Avcı

Geçen haftaki yazımda Nabi Avcıya deyinmiştim, sevgili Ufuk Coşkun uyardı; Nabi Avcı artık Milli Eğitim Bakanı değilmiş. 2016 Mayısında Kültür ve Turizm bakanlığı görevine getirilmiş.

"Naci Avcı gibi bir entelektüel Milli Eğitimin başında olmalıydı, Kültür ve Turizm Bakanlığı bir kaç numara dar gelir ona" diye düşünürken bir başka gazetede yayınlanan röportajını okuma fırsatım oldu. Şehircilik üzerine düşüncelerini yansıtmıştı.

Bana göre Türkiye'nin en önemli (evet en önemli) sorunu olan şehircilik konusunda sayın Avcı'nın özgün fikirlerini okuduktan sonra anladımki Milli Eğitimden, Kültüre, Çevre ve Şehircilik bakanlığından Bilim Bakanlığına kadar her bakanlığın başında olması gereken bir insan Nabi Avcı.

Entellektüeller genelikle politik yaşamın dışında kalmaya gayret gösterirler. Oysa politik kulvarın kalitesinin artması daha çok entelektüelin bu kulvarda koşturmasıyla sağlanabilir.

Bana göre Nabi Avcı gibi bilgi birikimi uluslararası standartların üzerinde olan biri önemli bir boşluğu dolduruyor.

Fethullah Gülen sonsuza kadar yaşayacağını düşünüyor

"He acts like I'm his son, his successor. But he thinks he will live forever and he wants me out."

-Michael Corleone-

Mario Puzo'nun romanından sinamaya aktarılan "God Father" serisini hepiniz bilirsiniz. İlk bakışta ABD'deki yeraltı dünyasından basit bir kesit sunduğu sanılır, aslında olup bitenler bize bundan çok daha ötesini anlatır. Hele doymak bilmez aç gözlü karakter tasvirleri muhteşemdir.

Hyman Roth bu kişiliklerden biri olarak dikkati özellikle çekmektedir. Sağlık problemleri ile boğuşan Roth aynı zamanda sonsuza kadar yaşayacakmış gibi hala dipsiz kuyular kazma peşindedir. Hyman Roth'un tansiyonunu ölçen doktor sahnesini bir kez daha izlemenizi tavsiye ederim.

Bir de Fethullah Gülen var…

Türkiye'de erişimi mümkün mü bilmiyorum fakat ben yurtdışında, her hafta yayınlanan yeni sohbetlerini fırsat buldukça dinliyorum.

Başı her şıkıştığında kameralar önünde doktoruna tansiyon ölçtürme şovu bana Hyman Roth'u hatırlatır hep. Vermek istediği mesaj sanki şudur; "ben yaşlı ve hasta bir insanım ne istiyorsunuz benden?"

Bu yaşlı, hasta ve bir karıncayı bile ezmeyecek kadar iyi kalpli adamın sohpetlerinin ileri noktalarında garip bir hırçınlığa kapıldığı epey fazladır. Wall Street'teki dostları "İran'a uyguladığımız ambargoyu Halk Bankası ile kaldırdılar. Bunu engellemek için harekete geçtik. Bugünden sonra İmparatorluğun çöküşünü izleyeceksiniz" sözlerini ilk onun kulağına fısıldayınca kerametin kendinden bilinmesi için o meşhur "Allah evlerine ateşler salsın" bedduasını yapmıştı.

Ateş kendi evine salınınca akıllanmıştır sanmıştım. Yanılmışım.

Üstü ihanet, ortası ticaret, altı ibadet diyorlar ya, işte o alttakilere sağda solda rastgeliyorum. Bu tabanı zinde tutmak için kadrolar sürekli Fethullah Gülen'in rüyalarını aktarıyorlar.

"İki ay sonra bu hükümet düşecek Hoca efendi rüyasında falanca zatı görmüş…."

İki ay geçiyor düşen bir şey olmayınca yeni bir rüya geliyor.

Derin dostları kulağına yeni bir şeyler üflemiş olmalıki son vaazında yine beddualar, hakaretler uçuşuyordu.

Üstü ve ortası umrumda değilde altaki samimi insanların daha fazla bu şarlatanın intikam duygularının oyuncağı olması beni üzüyor. Pensilvanya'yı kendine yol edinen postacı yazarlardan biri yine oraya gidip "bu insanları telef ettiğin yeter! konuşmayı, hakaret etmeyi, bedduayı, rüyalar görmeyi bırak ve artık köşene çekil" dese kendisine iyi olmaz mıydı?

O yazarın kim olduğunu sanırım hepimiz biliyoruz.

Hazır bu günlerde işsizken…

Söylenmezse eksik kalırdı

"Li dibistanan bi salan her roj, her sibeh me digot "Em tirk in". Lê hin kesan tenê ligel rojekê ji gotina "Em ermen in" qayîl nebûn."

"Yıllar boyu okullarda her gün, her sabah ''Türk'üz'' dedik. Bazıları sadece bir gün Ermeni'yiz denmesine bile razı olmadı."

-Rakel Dink-