0

Aslında her şey Arjantin Senatosu'nun Hükümetin, petrol şirketi YPF'yi (Arjantin'in en büyük şirketi) kamulaştırılma kararını onaylamasıyla başladı. Yani yıllar önce İran'da, Şili'de veya dünyanın bilmem neresindeki sosyal olayların arka planında olduğu gibi oldu. Çok uzaklara gitmeyelim, Türkiye'nin son bir yılda yaşadıkları gibi; Mısır'da, Tayland'da, Ukrayna'da ve kısmen Venezuela ve Endonezya'da olduğu gibi…

Devlet BaşkanıCristina Fernández de Kirchner, petrol şirketi YPF'yi millileştirme kararı aldı. ( YPF'in % 57,4'ü İspanyol enerji şirketi Repsol'ündü. ) AB, açık bir şekilde alınan bu kararın istemeyen sonuçlara sebebiyet vereceğini açıklayarak tehditte bulundu. Arjantin kamuoyu ise, alınan bu karara büyük destek verdi. Çünküİspanyol Repsol, Arjantin'de yeni keşfedilen petrol ve doğalgaz rezervlerinin, ülkedeki mevcut üretimini ikiye katlayacağını açıklamıştı. Lakin, aşırı talebe rağmen petrol ve doğalgaz üretiminden iç piyasaya yeterli miktar verilmiyor, keşfedilen yeni alanlar sayesinde artacak üretim içinde yeni yatırımlar yapılmıyordu.

Yaz mevsiminde klimalara aşırı yüklenildiği için sıkça yaşanan elektrik kesintilerini protesto etmek amacıyla başlayan gösteriler, daha sonra polis maaşlarının arttırılması için iş bırakma eylemine bıraktı. Ülkede asayiş sorunu çıkınca yağmalamalar baş gösterdi.

Arjantin'de asayiş olaylarının gölgesinde yapılan ara seçimlerde Kirchner'ıniktidar partisi(FPV) oylarında düşüş yaşandı. Bir önceki seçimde % 54 olan oyları, son seçimde % 33'e kadar düştü. Bu sonuçlar ülkede yaşanan sosyal sorunların, seçim sonuçlarına yansıması olarak da okunabilinir.

Arjantin – İngiltere Gerilimi

Arjantin'de yaşanan problemlerin arkasında Devlet Başkanı Kirchner'ın, İngiltere ve Batı karşıtı söylemleri ön plana çıkıyor. Önce Falkland adası için yapılan referandum sonucunun, (% 99 oranında) İngiltere lehine çıkmasını tanımadı. Sonrasında ise NATO ve İngiltere'nin Güney Atlantik'te nükleer bir üs kurduğunu, İngiliz Ordusu'nun Güney Atlantik'teki görevlerini ve elektronik keşiflerini bu üs üzerinden gerçekleştirdiğini açıkladı. Krischerdaha sonra Kırım ilhakına tepki gösteren İngiltere'yi "iki yüzlülükle" suçlayarak, yaşananları 'Kanunların değil, güçlülerin yönettiği bir dünyada yaşıyoruz' şeklinde değerlendirmişti.

Christina Kirchner

Arjantin yeni bir politik konjonktüre girmiştir. Bunda Kirchner'ın göreve devam edip etmeyeceği, Arjantin'in geleceğini araması açısından çok önemli. Arjantin Devlet Başkanı Cristina Kirchner bir yandan da sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Kendisine önce Troid kanseri teşhisi konuldu ve ameliyat oldu. Daha sonra, beyin kanaması geçirdi. Sağlık sorunları sebebiyle seçim çalışmalarına da katılamamıştı. Tedavisi devam ederken ülkede protestolar devam etmiş, ülkede enflasyon canavarı tekrar hortlamıştı.

Yaşanan asayiş sorunları sebebiyle bazı kentlerde ulaşım hizmetleri aksadı ve resmi kurumların çalışmasına ara verildi. Son olarak % 35 zam isteyen öğretmenler, eğitim ve öğretim hizmetlerinin aksamasına sebep oldu. Şuan ülkede artan enflasyondan ötürü ciddi bir rahatsızlık var. Arjantin'de, Türkiye ile aynı dönemde yaşanan kur artışı, küçük devalüasyon olarak görülse de hükümet gerekli önlemleri almayı başardı. Ayrıca dolar kısıtlamasını kaldırdı. İthalat kısıtlamasını ise kısmen gevşetti.

Arjantin'de yaşanan olayların nasıl gelişeceğini bekleyip göreceğiz. Lakin enerji ve finans temelinde Batı karşıtı karakterli duruş sergileyen Kirchner'ın, asayiş sorunları ve ekonomik manipülasyonların önümüzdeki yıl yapılacak seçimlere nasıl yansıyacağını yakından takip etmek durumundayız.

Geçen hafta kaleme aldığım 'Türkiye-Mısır İlişkileri Nasıl Düzelir?' isimli yazım, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Mısır'ın darbeci başkanı Sisi'yi tebrik etmesiyle pratiğe geçti. Kimileri eleştirdi. Kimileri ise doğru buldu. Unutulmamalıdır ki, duygusal hedeflere varmak pragmatik uygulamalardan ve yumuşak üsluptan geçmektedir. Devletlerarası diyaloglar, mahalle kavgası üslubundan geçmez. Başbakan Erdoğan itirazında haklıydı. Lakin Mısır'da İhvana karşı yürütülen cadı avının masada çözüleceği ortadayken, sürtüşmenin anlamını yok.