"Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var!

Ulusun, korkma nasıl böyle bir imanı boğar?

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!"

Merhum şairimiz M. Akif Ersoy'un dilinden dinliyoruz: "Batı ülkeleri 1.Dünya Savaşı sırasında birlik olup üzerimize çullandılar/saldırdılar; uygarız iddiasındaki teknik silah üstünlüğüyle övünen ve gururlanan (uluyan) ve sonra gücünün tükenmiş olduğu anlaşılan yırtıcı canavar Batı ülkeleri; bizim sahip olduğumuz kararlılık ve cesaret karşısında yenik düştüler ve gerisin geri arkalarına bakmadan kaçtılar! Çünkü onların üstün gelişmiş silahları varsa bizim de güçlü ve sınırlarımızı koruyacak inanç gücümüz var. Çünkü yine üstadın deyimiyle:

"Beşerin azmini (kararlılığını) tevkif edemez ,(durduramaz/engelleyemez) sun'u beşer! " (insanın aklıyla/ ustalığıyla icat ettiği makine, silah)

"Medeniyet yani uygarlık sahte ve göz boyacı/yalancı bir uygarlıktır batı uygarlığı! Bundan ötürü bize kar etmez/işlemez. Bizi bununla korkutamazsınız ey sahte medeniyetçiler! Batılıların bu saldırganlığı onların ne tıynette olduğunu gösterir. İşte bu batı bugün de bize medeni/uygar olduğunu yutturmaya ve bizi uyutmaya çalışıyor! Batı çıkarcıdır, yapacaklarını da çıkarına uygunsa yapar yoksa çıkarı için annesini boyar babasına satar!"

Bugün de aynı oyunbazlığı Filistin'de, Suriye'de, Ortadoğu'da, Afganistan'da, Pakistan'da, İran'da, Yemen'de ve Myanmar’da, Tunus'ta ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaptı/yapıyor!

Aşağıda okuyacağınız şiirim bu gaddar çıkarcıların utanmazca ve acımasızca yaptıkları çıkarcılığı anlatıyor:

"Kaybettim yolumu, güpegündüz kaldım ortada!

Bulamadım yolumu, kaldım dağ başında,

Önümü göremiyorum upuzun yollarda,

Bakakaldım, ceylanların izlerine pınar başlarında!

Yalvardım yıldızlara ıssız çöl gecelerinde,

Ne olursunuz kavuşturun beni diye diye!

Bombalar altında feryat eden kardeşlerime!

Bir damla su, bir parça ekmek, bir doz ilaç,

Yetiştireyim yaralı bebeklerime!

Kurşun değil, açlık öldürüyor onları!

Bomba değil, susuzluk öldürüyor çocukları!

Ah, eyvah, yazıklar olsun bize!

Uzatmadık ellerimizi çaresizlere!

Birimizin parmağı acıdığında oysa,

Almalıydık soluğu diğerinin yanında!

Bir vücudun organlarıydık aslında!

Duymalıydık acısını, kardeşimizin bağrımızda!

Duydu dünya acılarını, duymadı azgın boğa,

Duydu dünya çığlıklarını duymadı bizim dünya!

Ey iki yüzlüler, insanlık bu mu ya!"